Prof. Dr. Doğanay Tolunay: Fidan dikerek iklim değişikliğiyle mücadele edemeyiz

En az 10 yıl süreyle bir orman alanının niteliğini kaybetmesi, 'ormansızlaşma' olarak kabul edilirken, birçok ekonomik faaliyet nedeniyle orman alanları yok oluyor. Konuya ilişkin açıklama yapan Prof. Dr. Doğanay Tolunay, "Dünyada 1990-2020 döneminde ormansızlaşan alan miktarı 420 milyon hektar. Yıllık olarak ise bu, kabaca 10 milyon hektardan fazla bir alana karşılık geliyor" dedi.

21 Nisan 2022 Perşembe, 11:44
Prof. Dr. Doğanay Tolunay: Fidan dikerek iklim değişikliğiyle mücadele edemeyiz
Abone Ol google-news

Dünyada çeşitli ekonomik sebeplerle 1990-2020 döneminde Türkiye'nin yaklaşık 5 katı büyüklüğünde orman yok oldu.

Ormanlar, iklim değişikliğinin önlenmesinde 'doğal yutak alanları' olarak kritik bir önemde bulunuyor fakat 'ormansızlaşma' olarak ifade edilen orman alanlarının kaybı da iklim değişikliğini tetikliyor.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Doğanay Tolunay, ormanların iklim değişikliğini önlemedeki kritik rolünü ve orman alanlarını korumanın önemini açıkladı.

Ormancılık konusundaki en büyük ve önemli organizasyon olan Birleşmiş Milletler (BM) Tarım ve Gıda Organizasyonu'nun ormansızlaşmayı, 'en az 10 yıl süreyle bir orman alanının niteliğini kaybetmesi' olarak tanımladığını anlatan Tolunay, ağaçların atmosferdeki karbondioksiti alarak küresel ısınmanın azaltılmasına katkıda bulunduğunu anlattı.

Tolunay, buna karşın ormansızlaşmanın iklim değişikliğini tetiklediğinin altını çizerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Ormansızlaşma, orman alanlarının çeşitli nedenlerle kesilmesiyle oluşuyor. Bu nedenlerin başında yeni tarım ve hayvancılık alanları kazanma amacı geliyor. Bu ormanlar kesilerek palmiye ağaçları dikiliyor, kakao ağaçları dikiliyor ya da hayvan çiftliklerine dönüştürülüyor. Bir diğer sebebi bu alanlarda madenler var. Madencilik faaliyetleri özellikle Afrika'da çok ciddi biçimde ormanlara zarar veriyor. Diğer yandan özellikle tropikal ormanların ağaçları çok değerli. Piyasada çok para ediyor. Bu amaçla özellikle az gelişmiş ülkeler bu odun geliri için de ormanları azaltıyor.

Dünyada 1990-2020 döneminde ormansızlaşan alan miktarının 420 milyon hektar olduğu bilgisini paylaşan Tolunay, "Türkiye'nin 78 milyon hektar yüz ölçümü var. Bakacak olursak Türkiye'nin 5 katına yakın bir orman alanı 30 yılda yok olmuş. Yıllık olarak ise bu kabaca 10 milyon hektardan fazla bir alana karşılık geliyor" dedi.

Tolunay, bu rakamın büyük bir çoğunluğunun dünyanın en önemli ekosistemleri olan tropikal yağmur ormanlarında görüldüğünü, özellikle de Afrika ve Güney Amerika'daki yağmur ormanlarında ciddi azalma olduğunu kaydetti.

Resmi rakamlara göre Türkiye'de 22,9 milyon hektar orman alanı olduğunu aktaran Tolunay, "Türkiye'de 2020 sonuna kadar 748 bin hektar kadar orman alanı ormancılık dışı faaliyetlerle niteliğini kaybetti. Yüz ölçümü olarak ifade etmek gerekirse, 1970'li yıllardan 2020 sonuna kadar kaybedilen bu alanlar Artvin ilinin yüz ölçümüne denk geliyor" bilgisini verdi.

ORMANLARIN İKLİM KAYNAKLI AFETLERİ ÖNLEMEDE ETKİSİ

İklim değişikliğine bağlı olarak aşırı hava olaylarındaki artış yaşandığını anımsatan Tolunay, doğal ekosistemlerin sel, kuraklık ve dolu gibi afetleri önlediğini vurgulayarak, şunları söyledi:

"Örneğin ormanlar şiddetli sağanak yağışlarda tepeleriyle yağışın hızını kesiyorlar. Yağmur toprağa damlayarak düşüyor. Ayrıca yapraklar humus gibi suyu toprağa sızdırıyor. Kuraklık açısından suyun toprağa sızması da çok önemli çünkü yer altı sularını besliyorsunuz. Aynı zamanda su, toprağın içine girdiği için sellere neden olmuyor. Şu anda insanlık olarak iklim değişikliğiyle mücadele edebilmek için elimizdeki en önemli araçlar aslında ormanlar."

ORMANSIZLAŞMAYLA GELEN BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİK KAYBI

Tolunay, ormansızlaşmanın biyolojik çeşitlilik açısından da sakıncaları olduğuna dikkati çekti. 

Ormansızlaşma nedeniyle türlerin göç etmek zorunda kaldığını aktaran Tolunay, göç yolları üzerinde çeşitli engelleri olması durumunda ise göçlerinin yarım kaldığını ve su kaynaklarıyla bağlantılarının kopabildiğini anlattı.

Tolunay, canlıların kendi türlerinden olan diğer bireylerle iletişime geçemedikleri için çok küçük popülasyonlar halinde yaşamak zorunda kaldığını ifade ederek, "Bunlar da türlerin neslinin tehlikeye düşmesine neden oluyor. Bu tür ormansızlaşma ve habitat parçalanması nedeniyle 2100 yılına kadar canlı türlerinin 3'te 2'sinin yok olma riskiyle karşı karşıya kalabileceği de yine bilim camiası tarafından ifade ediliyor" dedi.

"FİDAN DİKEREK İKLİM DEĞİŞİKLİĞİYLE MÜCADELE EDEMEYİZ"

Ülkelerin orman kaybını durdurma konusunda taahhütleri bulunmasına rağmen uluslararası sözleşmelerde buna yönelik bir yaptırım olmadığını belirten Tolunay, "Ülkeler, 'Elimizden geleni yapacağız' diyorlar ama çok fazla bir şey yapılmadığını da görüyoruz. Ormansızlaşmada bir azalma var son yıllarda ama tamamen durdurulmadığını da görüyoruz. Önceden orman olmayan alanlar ağaçlandırılıyor ama yeni oluşturulan ormanlar ormansızlaşmayı karşılamıyor" değerlendirmesinde bulundu.

Tolunay, sözlerini şöyle tamamladı:

"Karbon ayak izimiz var, yıllık olarak doğrudan fosil yakıt kullanarak ya da fazla tüketim yaparak atmosferdeki emisyonları artırıyoruz. Hem kişi olarak hem şirketler hem de ülkeler olarak şöyle bir şey düşünülüyor; yaptığımız sera gazı emisyonlarına karşılık ağaç dikerek iklim değişikliğini önleyebiliriz gibi. Ağaçların o kadar karbon depolama şansı yok. Biz fidan dikerek iklim değişikliğiyle mücadele edemeyiz. Bu nedenle öncelikli olarak yapmamız gereken başta fosil yakıt tüketimini azaltmak."