Adnan Binyazar

Duyarlık körleşmesi

19 Temmuz 2019 Cuma

Gazete haberleri arasında kedilerin, köpeklerin ayaklarını kesip sokaklara atanlara, çocuklara tecavüze kalkışanlara, üvey anne işkencelerine, engellilerin kafasını gözünü kana bulayanlara, gencecik kızların yüzüne yakıcı maddeler atıp dünyayı onlara zindan edenlere, sudan nedenlerle cinayet işleyenlere son günlerde daha sık rastlanır oldu.
Bu insanlık dışı olaylar yalnızca geçim sıkıntısına, ruhsal sağlık bozukluklarına, insanı umutsuzluğa sürükleyen yoksulluğa bağlanıp geçilemez. Evlerde anne babalar, okulda öğretmenler, psikologlar, kitlesel etkileşimi sağlayan kurumlar, gittikçe yaygınlık gösteren bu duyarlık körelmesinin temeline inip çözüm yolları aramalıdır.
Demokrasileri adalet, eşitlik, insan onuruna saygı ayakta tutar. Siyasilerin ayrıcılık yaratıp, adaletin insan onurunu hiçe sayıcı uygulamaları, her alanda toplumu duyarlık körelmesine uğratır. Bu da, insanca değerlerin unutulup değer olmaktan çıkıp onun yerini duyarsızlığın almasına yol açar.

Çocuğa işkence
Gazetelerden aktardığım bu olayların ikisi, insanlık dışı, öbür ikisi ise insanca duyguların unutulamayacağına örnektir:
Eşinden ayrılmak üzere olan, birlikte yaşadığı erkek arkadaşıyla üç yaşındaki çocuğunu eve kilitleyip ortalardan kayboluyor. Mahallenin muhtarı inceleme yapmak için gittiği evde sesler duyunca, anahtarı üzerinde bırakılan kapıyı açıp oturma odasında dövülmekten iki gözü de morarmış çocuğu ağlarken buluyor.
Sokaklarda dilenen bir yaşlı kadın, onu engelleyen belediye görevlisine, yanındaki çocuğu gösterip “Bak, fazla zorlarsan, çocuğu alıp yere çarparım ha!” tehdidinde bulunabiliyor...

Yavru sığırcıklar
Yandaşlık bataklığına saplanmadan ayakta kalmayı başaran gazeteler, toplumsal vicdanın aynasıdır. Sele kapılan bir kedi yavrusunu avuçlarına alarak ağzını onun minicik ağzına dayayıp soluğuyla onu ölümün elinden alan bir belediye işçisinin soylu duyarlığını kaç kişi gösterir?
Şoför Zafer Salduz, aracı çalıştırmaya geldiğinde motor bölümünden gelen kuş seslerini duyunca elini marştan çeker. Yavrularını doyurmak için yuvaya yem taşıyan anneye gagalarını sonuna kadar açan 5 sığırcık yavrusunu görünce aracı çalıştırırsa onların öleceğini düşünen şoför, motoru çalıştırmaktan vazgeçer. Annenin çırpınışları şoförün içini burkar. Gördüklerini işletme sahibine bildiren Salduz, ona aracı çalıştıramayacağını söyler. İş sahibi onun yaptığını doğru bulur.

Toplumsal vicdan
En başta, dinlerin bildirgesi sayılan kitaplarda anlatılan olayların neredeyse yarısı iyilikle, yarısı kötülükle ilgilidir. Kişi, o kitapların içerdiği iyilik-kötülük gibi insanlık hallerini vicdanıyla değerlendirip yaşamının kaçınılmaz ilkesi kılmıştır.
Bir toplumda yalnızca bireyin değil, kamu vicdanının geliştirilmiş olması da önemlidir. Toplumda ortak ruhun doğması, dayanışma duygusunun gelişmesine; iyi insan yetiştirme, kamuda ortak vicdanın doğmasına bağlıdır. Başta ailemizin, çevremizdeki bireylerin insana, öbür yaratıklara, doğaya beslediği duygular; şiirden romana, öyküye, düşünce yazılarından anlatıya, besteden resme sanatsal yapıtlar, insanı vicdanlı kılmaya yöneliktir. Bunun aracı da insanı bilgiyle donatan eğitimdir.
Eksikliğimiz burada. İktidarların çoğu, eğitimi yurdun dört bucağına yayacağına, küçük yerleşim alanlarındaki atılımcı girişimleri destekleme yerine köstekleme yoluna gitmiştir. Oysa kültürel kurumlaşmaların büyük kentlere özgü olması, öbür yerleşim alanlarında bunların izine bile rastlanmaması daha büyük eksikliktir.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Doğadan kopmak 30 Temmuz 2021
Çocuk yazını 23 Temmuz 2021
Pilattiler ailesi 16 Temmuz 2021
Okuyan öğretmen... 9 Temmuz 2021
21 Köy Enstitüsü 2 Temmuz 2021