Adnan Binyazar

Koronavirüs Berlin’de

24 Nisan 2020 Cuma

Sokağa çıkmakta yaş sınırı konulmadı Berlin’de. Ancak süreğen hastalıklı yaşlılara uyarıda bulunuldu. Hiçbir yerde topluca bir araya gelinemiyor. Sokaklarda, ormanlarda, göl kıyılarında, iki kişi bir araya gelip dolaşabiliyor.

Bunun dışında Berlin’de koronavirüs yasaklaması yok gibi. Dışarıda dolaşmak buyruklarla kısıtlanmadı. Büyük mağazalar kapalı. Küçük satış yerleri açık. Alışveriş yapanlar en az birer metrelik ara bırakarak diziliyor, içeriye sırayla tek kişi girebiliyor. Otobüslerde sürücüyle yolcular arasına naylon perde gerildi. Yolcular orta ya da arka kapıdan girip çıkıyor.

Maske takansa sayılı. Hastanelerin kapısından girilir girilmez de maskesiz olan tek kişiye rastlanmıyor. Herkes şen şakrak yürüyor yollarda, alışverişini yapıyor. Oyun yerlerinde, annelerinin babalarının çevresinde, eteklerini kelebek kanadı gibi savurarak koşturan çocuklar...

İzlenimler

Ankara’dan Berlin’e 39 yıl önce temmuz ayında gelmiştim. Temmuz ortasında kenti kapkaranlık görünce, kötümserliğe kapılmış, ertesi gün gözümü apaydınlık bir Berlin’e açınca, içimin karanlığı dağılıvermişti. Kentin havasındaki değişkenlikten dolayı, yaşlısı genci sabahın er saatinde hava durumunun nasıl olacağını az çok kestiriyor, o güne aykırı düşmeyecek giysilerle gidiyor işine.

Bu koronavirüslü baharda güneş sanki yalnızca Berlin için doğmuş! Her taraf öylesine aydınlık. Bisikleti Amsterdam gibi bol bir başkent olmasa da, virüs olayından birkaç gün sonra sokaklara, caddelere, orman yollarına sanki gökten bisiklet yağdı. Yaşlısı genciyle, kadını erkeğiyle herkes pedal çeviriyor arabaları seyrelen caddelerde, sokaklarda, ara yollarda. Öyle ki, üç dört yaşlarındaki çocuklar için bile bisiklet yapılmış. Çocuk, bisikleti bacaklarının arasına alıp, iki eli gidonda yürüyor. O tür bisiklet tasarlanırken, çocuğun bedensel gelişiminin yanında bisiklet kullanma eğitimi düşünüldüğü anlaşılıyor. Çocuklar kıyıda köşede bisikletleriyle gitmeye çabalarken, gençler, fişek gibi sürdükleri yarış bisikletleriyle virüsü bir an olsun unutturuyor.

Okul ortamı

Sokakta, caddede ne polis, ne asker, ne bir tek zabıta görevlisi var. İnsanlar, emirle güdümlenme evrelerini çok gerilerde bırakmanın rahatlığı içinde...

Rahatlığın temeli, uygulanan yaratıcı eğitim yöntemlerinde aranmalıdır. Eğitim denince okul geliyor akla. Oysa ilk eğitim yuvası annedir, babadır, onların büyükleridir, arkadaşlardır, konu komşusudur, çevre koşullarıdır. Bu bağlamda okul, insanı yaşananlarla yüz yüze getirip üzerinde düşünme olanağı ortamı yaratan bir bilgi yuvasıdır.

Bir düşünür, eğitimin, insana yeniliklere uyma gücü kazandırdığını savunur. Bu tanım, koronavirüs olayında olduğu gibi, karşılaşılan umulmadık sorunlara da uyarlanabilir. Belli ki, bireyin, yaratıcı gücüyle koyduğu kurallar olmadan toplumda kamusal denge sağlanamıyor.

Düzeyli eğitim

Bir toplum bilim-sanat-beceri eğitiminden geçmedikçe, en çok da dar günlerinde şu tür aykırılıklarla karşılaşılacaktır:

- Yaşlı bir hanımın alışverişini yapan bir genç, onu potin bağıyla boğup öldürmüş.

- Biri, hapisten çıkması daha haftayı doldurmadan, kafasını taşla ezerek bir arkadaşının canına kıymış.

- Biri de koronavirüsün en çok topluluklar arasında yayıldığını bilmesine karşın izbe odalarda bir araya getirdiği kişilere kumar oynatmış.

- Sahte maske yapımına girişenler yakalandı.

- Düğün kurup sokak ortasında horon tepmişler.

- Bir hafta önce hapisten çıkan baba 12 yaşındaki kızını öldürmüş.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Kafdağı’nın Ardı 4 Haziran 2021
19 Mayıs şenliği! 28 Mayıs 2021
Erdemin başı dil! 21 Mayıs 2021