Adnan Dinçer

Damlaya Damlaya Anarşi Olur!

16 Mayıs 2013 Perşembe

Şimdi çifte standardın boruları “matem tiii”si çalıyor.. Her gün her alandaki acı dolu sosyal dünyamızın futboldaki yüzü daha da çıldırdı. Failleri meçhul değil! “Hepimiz suçluyuz” diyerek işin içinden sıyrılmak yok! Hiç kimse işin içindeki suçluluk ve başımıza gelenlerin gerçeğini ortaya koymuyor! Kırk yıla yakın eğitimci ve bir o kadar da yazan; futbolun her türlü kirlilikten uzak kalmasının emrinde birkaç kişi kalsak, bu günleri işaret etsek de gelinen süreçte “fanatizm mühendislerinden” futbolumuzu kurtaramadık. Kötü olduk! Doğru uyarıyla tespitleri, nasihat ve kaval(!) sanan anlayışı işaret etmek suç sayıldı. Dünyada sporun ahlak sıralamasında 47. olmak başarısını gösterdik! Hakem dövmek, küfretmek, kırıp dökmek, futbolcuyu sahada küfürle veya tokatla oynamak; yenilince “Irza geçilmek” yenince “Irza geçmek” gibi çirkin söylemler; kameraya, tribüne saldırmak, yabancı futbolcuları ürkütmek hatta takım içinde farklı profiller sergilemek doğal oldu. Perde arkasındaki centilmenlik karşıtları öne çıkarak ekranlarda “dayılık” havası yaratmaktan çekinmiyorlar. Futbolda endüstriyel çıkarcılık ve ekran işportacıları gündemde el üstünde tutuldu. Yasalar çıkartıldı, uygulamalar ertelendi. Önce Atatürk’ün özdeyişine “Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim” ihanet edildi. Sonra da Fair Play gerçeğine. Şike, küfür, kavga, doping, anarşi yapmak futbolda olağan sayılmaya başlandı. Topuğuna basarak gezen gençleri sahaya sürenler, kavga ve kabadayılıkla kaptanlığı neredeyse bütünleştirdiler. UEFA ve TFF cezaları tartışılır oldu. Akıl almaz görevlere belli kişiler tekel gibi tayin edilir oldu. Hakem raporları önemsenmedi. Neredeyse sahadaki maçı alıp veren, puan çalan hakem düdükleri kulüp tandansına göre yorumlandı. Geçmişin günahlarını unutanların “dürüstlük abideleri” görüntüsündeki ters yorumları reyting yaptı. Futbolu bilen milyonlarca kişi(!) yaratıldı. Bilmeyenler (uluslararası teknik adamlar!) mezarlığına döndük! Herkes futbol konuşuyor ama futbol saklanmış yok! Tam biraz puan topladık derken bu kez de Volkan’ın, Emre’nin, Sabri’nin, Fernandes’in, Quaresma’nın ve en son yeni Nouma’yı hatırlatan Miereles örneğini şaşkınlıkla izliyoruz. Yönetimlerin artık açıklamaları toplumu geriyor. Onların en büyük görevleri deplasmanda maç izlemeye taraftarlarını götürmek iken bunu giderememişlerdir. Bu sorun ortada iken neyi yönetiyorlar diye sormak lazım. Bu ülkede hepimiz yan yana maç izleyen, sevgi dolu bir toplumken nispet adına yenilgiden sonra neyin kutlamasını yapılıyor? Fatih Terim ve Aykut Kocaman başarılarını topluma verdikleri mesaj ve uygulamalarla süsleyemediler. “Ben böyleyim” demek kabullenilemez.
Biz formasını giyen, özgürce dolaşan, sahada topa sağlam giren, işin tekniğini bilen futbolcular görmek istiyoruz.
“Hakem avcılığı yapıp” rakibini sakatlayan kötü niyetli futbolcular, rakibine düşman gibi racon kesen dünya yıldızı olmuş oyunculara bilinçli sertlik yaparak korkutup futbolumuzu katleden futbolcular görmek istemiyoruz. İki büyük kulübün kaptanlarının sokak kavgasının sonucunda işin neresinden tutmamız gereğinin, ne kadar açıklaması yapılır bilmiyorum. Bu futbol anarşisi bir anda olmadı. Yıllarca halının altına fanatizm, sözde rekabet, çıkar adına süpürülen pisliklerin kokmasından meydana geldi. Şimdi çıkıp nara atmak artık çok geç kalınmış bir haykırıştır.
Biz bu duruma gelmek için büyük emek verdik. Damlaya damlaya anarşi gölü yarattık. Şimdi göl bataklığa dönüşüyor.

\n

Yazarın Son Yazıları

Cıvık futbol ortamı! 2 Aralık 2020
Beşiktaş tarih yazdı 30 Kasım 2020
VAR sahada! 25 Kasım 2020
Unutulanlar! 18 Kasım 2020
Nihayet 16 Kasım 2020
Spor ve Atatürk 11 Kasım 2020
Zor olan yaşamak! 4 Kasım 2020
Misyon ve vizyon! 28 Ekim 2020
Hak eden kazandı 18 Ekim 2020
Artık görün! 13 Ekim 2020
Farklı devreler 12 Ekim 2020
Pandeminin özentisi! 6 Ekim 2020
Seremoni bekleyişi mi? 30 Eylül 2020