Adnan Dinçer

Futbol ve teknoloji

09 Aralık 2020 Çarşamba

Hızla gelişen bir yüzyılın kurbanları gibiyiz. Sanki fırtına kopan azgın dalgalara kapılmış filikada canımızı kurtarmaya çalışırken toplumsal işlevimizi de sürdürmek gibi bir zorlama ile karşı karşıyayız! Geçen her günü arıyoruz futbolda. Tuhaf bir algı var bizim dünyamızda. Söze hakemlerle başlayan bir savunma ile giriliyor her 90 dakika sonucunda gözümüzden kaçan gerçek “oyunun özü” hakem hataları ile oluyor.

Cimnastikte kişilikli başarı gösteren kızlarımız bizlere sosyal bir kanıtlama mesajı da veriyor. Ben geçmişte spora karşı eğitim yakınlığını önemsemeyen; hatta dışlayan sosyal baskıdan her şeyi göze alarak çabalayan bir sürece aittim!

Sınır tanımaz mücadele

Neredeyse “futbolu spor kabul etmeyen” kafalara karşın zaman içinde çağdaş kavga vermeye kendimizi adadık. Asla sporu bir geçim alanı olarak görmedik. Zaman bize belki çağdaşlaşma zorluğu ile mesafe yarattı. Ancak bir anda ekmek olarak değil; ama kariyer ve toplum üstü liderlik ve ünvan alma mücadelesi, futbolu bize cazip olarak sundu. Bizim bu alanda yönlenmemize neden olanlara çok şey borçluyuz. Onları unutmamamız şarttır. Çok kayıplarımız oldu kişi ve kulüp bazında. Geçen hafta içinde kaybettiğimiz dünya yıldızı Maradona’nın “devrimci yanı” hep tepki ve karşı koyma olarak anıldı! Ama öyle olmasaydı Maradona olamazdı! Oysa ben futbolu doğa ve rakiple ile savaşma, yenilik, şampiyonlukla yıldız olma aklı ile sınır tanımaz mücadele olarak algıladım. Bir dönem Hollanda’da davet edildiğimiz turnuvada, rakibimiz o yılların en güçlüsü Ajax' tı. İlk yarı 1-0 önde soyunma odasına girmiştik. Ancak futbolcularımızdan bazıları sonuca inanamıyor ve özgüven eksikliği içinde görünüyordu! İkinci yarı adına güvensiz ve ürkektiler. Rakibimiz iki gün önce Avrupa Kupası’nda fırtına gibi esen ve galip gelen kadrosuna 2 yıldız futbolcusunu da alarak ikinci yarıya başladı. 90 dakika sonunda mağlup olmuş ama futbolcularımız ve bizler çok önemli dersleri yaşayarak almıştık! Ünlü ve tarihimize geçen bir komutanımızın şu sözü beni daima olumlu yönde etkilemiştir: "Her yenilgim bir zaferim olmuştur!" Bu, hayatın içindeki başarıya giden yolun inişli çıkışlı gerçeğidir. Yenilginin nedeninden ders al!

Üç büyükler geçen sezon kaybettikleri lider olma yarışını ligimizin devamında kazanmaya çalışıyorlar. Ama öksüzler! Çünkü onları sahiplenen taraftarları ekrana bağlı. Belki de yaşam kavgası verdiğimiz bir virüsle mücadele ediyorlar. Evdeyiz, geçmişi hatırlama, güzellikler çıkartma ve gençlere aktarma görevimizi yapıyoruz.

Grup kuramız çok iyi. Hollanda dışında rakibimiz yok gibi. Yeni bir ulusal mücadeleden başarılı çıkabiliriz. Ancak Fransa, Almanya, İtalya, Belçika ve İngiltere'de oynayan gençlerimiz var. Kendimize, futbolumuza ve onun getirisine güvenecek çağdaş kafalara ve özgüvene ihtiyacımız var. Bunu inanıyorum ki, görevdeki meslektaşlarımız başaracak ve unutulmaz bir öneme imzalarını atacaklardır. Buna çok ihtiyacımız var ve bu gerçek unutulmamalıdır. Çünkü futbolumuz artık teknolojinin tüm olanaklarıyla açığını kapatmıştır. Sadece zihniyette sıkıntı vardır ve onu da futbolcularımız ile yönetimler sağlamalıdır. Yani açıkçası oyunun ilk yarısı böyle, ikinci yarıya dikkat!


Yazarın Son Yazıları

Yapay zekâ ve transfer 17 Şubat 2021
Robotik ve yapay futbol! 10 Şubat 2021
Futbolun erozyonu 8 Şubat 2021
İki taşı aramak! 5 Şubat 2021
Büyük mücadele 1 Şubat 2021
Mesut Özil 27 Ocak 2021
Korona’nın ayıbı! 22 Ocak 2021
İzleyelim! 20 Ocak 2021
Futbol! 13 Ocak 2021
Özlemişiz 11 Ocak 2021
Futbol mu dedin? 6 Ocak 2021
Liderlik yolu 4 Ocak 2021
Özgüven farkı 25 Aralık 2020