Adnan Dinçer

Tarih yine tekrar edecek!

03 Haziran 2020 Çarşamba

Sizlere çok önem verdiğim için daima yaşadığım ve bildiğim hatta düşündüğüm gerçeklerden örnekler sundum yazılarımda söylemlerimde. Özellikle yaşananları kendi örneğimden verme nedenim bir özgüven ve inkara çalışılan belgeli tarihtir. 

Futbolun tarihi gelişmişliği var. Oluşumu tabii ki zıt fikir ve rekabetin eseri olarak yansır sahaya. Kulüplerin var oluşunda seçilen yol ve yaşama bakış tüzüklerine bir başka şekilde yansır. O kadar ki renkler, forma tipi, sahadaki oyun karakteri, taraftar profili ve tezahüratlar bu gerçeğin felsefi yansımasıdır. Bazen kan uyuşmazlığı, yönetici tipi, teknik adam, futbolcu seçimi dahası da oyun anlayışı seçimimize ve uygulanmaya etki yapar. Tüm yaşamımda yanıldığım gerçek şudur: Başarıyı sahiplenme ve onun kahramanlarına duyulacak “vefayı” cemiyetlerde yaşar sanmak! Günlük yaşanılan ve artık teknoloji nedeniyle çok çabuk ulaşılan sonuçların yerini alan maddiyat, o kadar etkin hale geldi ki sahadaki oyun romantizminden çok, sonuca kilitlenmiş bir insan türü yaratıldı. Hiçbir şey sadece istemekle olmaz! Çalışmak ve zamana karşı eğitim çok önemlidir. “Sözde saygın rekabet”, plan yetmiyor. İşin tam olması için maddi ve kurumsal yapıya sahiplenme ve kanıtlanacak sonuçlar gerekli. Bunun yolunu farklı biçimde gerçekleştirmek isteyenlere aydınlık, net  bir temizlik yapamadık! Günlük ve modası geçmiş ancak kokusu toplumun üstüne çökmuş ayıpların taraftarları farklı duygularla; özellikle futbolu daha samimi sonlarla izleme güzelliği yok artık. Yıllar sonra bu sektörde görev alanların tepkisiz olduğu yanlışları açıklamaları modası geçen giysi gibidir. Masa başında konuşulan değil, sahada oynanan futbol önemlidir.

Göz ardı edilen gerçek

Futbolun beşiği İngiltere’de, özellikle Londra’da 30-40 km mesafede binlerce seyirciye hitap eden ve bulundukları lig adına kulüp taraftarları var. Küme düşecek takımın dahi taraftarı formasına ve kulübüne sahip çıkar, maçlarına aynı ilgiyi  gösterir. Ağlar, güler ve marşını söyler kulübünün. Türkiye’de nereye giderseniz gidin, önce üç büyüklerin adı ve şampiyonlukları konuşulur! Oysa ki Başkentimiz Ankara’da bir kulübümüz tek kez dahi ligde şampiyonluk kazanamamıştır. Bizim kendi yöremizdeki futbol rekabetini bir kez Bursaspor ve birkaç kez de Trabzonspor başarabilmiştir. Bu aynı yerde sismolojik ikazlara karşın yapılan dayanaksız binaların çökme olayına benzer! Endüstriyel futbola geçişimizde hiçbir özel önlem ve tedbir almadığımız için benim gibi birkaç teknik adam başarılarla kanıtladığımız eğitim gerçeğimize karşın dışlanarak Bİ ve NA yolu tercih edilmiştir! Detaylarını defalarca yinelediğim sahadaki  futbolumuzun başarısı adeta göz ardı edilmiştir. 

Kurban edilenler

Bugün dünyada savaşını dahi kazanamamış ülkelerin ve Afrika’da eğitilen yoksul gençler milyon Avrolara satılan pazarına alet edildi! Artık futbolumuz sıkıntılı! İleri ülkeler futbol yapılarını her kademede geçmişte bu işin başarılı emekçilerine teslim ederken, biz bir iki ismin lokomotif olduğu trene mahkum edilip, kulüplerin yok olmasına seyirci kaldık! İzleyici genç kuşak bu işin felsefesine değil; sahada şans verdiği takım adına tüm kural dışı duyumları ve oluşumu kazanmak adına kurban etti! "Kazan da nasıl kazanırsan kazan" adına spor programları, oyunu yöneten hakem hatalarına, beyin yıkayan endüstriyel yapı adına futbolu katlettiler. Vefa, Feriköy, Kocaelispor, Adana Demirspor, Adanaspor, İzmirspor, Altay, Mersin İdmanyurdu, Zonguldakspor, Samsunspor, Orduspor, Diyarbakırspor, Boluspor, İstanbulspor, Sarıyer, Giresunspor, Karagümrük, Balıkesirspor ve daha birçok kulüp geçmişini arar bir unutkanlığa kurban edildiler. Var mı, yok mu üç büyükler, biraz Trabzonspor ve şimdi direnen birkaç şehir takımları var olmaya çalışıyorlar. Kaymağı, “cesur direnişle” bizim gençleri öne sürenler değil; başarımıza yurt dışında etkisiz yabancılar ve bazı spor sahası dışına taşan yapıları ile dokunulmazlığı olan tabii senatör misali “sözde profesyonellerimiz” yiyor. Sistem öncelikle aday sporcu seçimi eğitim ve çağdaş donanımla görüntü değil; uygulama ve mantelite değiştiğinde yerini bulur.

Futbol iflastır! Geçici kurtarıcı bulunsa da eğitim ve gençlere acil yatırım yapılması geleceğin teminatıdır. Yurt çapında bu anlamda hamle ile herkes mutlu olur. Hatta çarpık futbol endüstrisi dahi. “Bunu yapacak Rahmi Koç ve Beko sponsorlu Beşiktaş olabilir mi” diye düşünüyorum...


Yazarın Son Yazıları

Lung’u aşmak zor 7 Temmuz 2020
Ucuz kahramanlar! 1 Temmuz 2020
Yaptım oldu! 25 Haziran 2020
Kolay sonuç 21 Haziran 2020
Değişen ne? 18 Haziran 2020
Futbol ve iş 10 Haziran 2020
Tarih yine tekrar edecek! 3 Haziran 2020
Futbolda Titanik! 27 Mayıs 2020
Endüstriyel kaçış! 6 Mayıs 2020
23 Nisan ve çocukluğum 22 Nisan 2020
Raket! 8 Nisan 2020