Ahmet İnsel

Kolonizasyon insanlığa karşı suçtu!

18 Şubat 2017 Cumartesi

“Kolonizasyon Fransız tarihinin bir parçasıdır. Büyük bir suç, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Gerçek bir barbarlıktır. Yüzleşmemiz gereken geçmişin bir parçasıdır. Bu suçları işlediğimiz kişilerden özür dilemeliyiz.” Bunlar Fransa’da nisan sonu yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ilk turunda hem merkez sağın hem merkez solun oylarını alması beklenen, şu anda ikinci sırada gözüken adaylardan Emmanuel Macron’un, Cezayir ziyareti sırasında söylediği sözler. Solun bir kısmı bunu alkışlayarak diğer kısmı sıkıntıyla, sağ genel olarak tepkiyle, aşırı sağ ise büyük bir öfkeyle karşıladı. Fransa toplumu hâlâ Cezayir meselesiyle bütünüyle yüzleşebilmiş değil.
Macron, aday olduğunu unutmayıp kolonizasyonun iyi tarafları olduğunu belirtmeyi ihmal etmiyor. Bayındırlık faaliyetleri ve insan haklarının getirilmesi olarak tanımlıyor bu iyi yönleri. Fransa’nın kolonilerine insan haklarını kâğıt üzerinde getirdiğini, gerçekte uygulamadığını da belirtiyor. Cezayir konusunda uzman tarihçi Benjamin Stora’ya göre de, bugün antikolonyal milliyetçiliğin kökeninde kolonyal gücün insan haklarını ilan edip uygulamaması yatıyor.
Fransa 19. yüzyılda Afrika’dan Hindiçin yarımadasına uzanan kolonyal yayılmacılığı sırasında, en fazla Cezayir’i Fransa’nın bir parçası olarak gördü. Resmi olarak sadece “yerli” ya da “Müslüman” olarak tanımlanan Cezayirlilerin topraklarına el koyarak yürütüldü kolonileştirme. Cezayirli kimliğinin inkârı asimilasyonu hedefliyordu. Topraksız kalan köylüler göçe ve sefalete, bir kısmı açlıktan ölmeye mahkûm edildi. Cezayir’in bağımsızlık mücadelesi sırasında da Fransız ordusu savaş suçları işledi.
Bütün bunlar aslında Fransa’da gayet iyi bilinen şeyler. Cezayir bağımsızlık mücadelesini desteklemiş aydınların, siyasetçilerin yıllardır teşhir ettikleri suçlar. 1988’de sosyalist hükümette üç yıl başbakanlık yapan Michel Rocard, 1960’ta hazırladığı bir raporda, Cezayir’de iki buçuk milyon köylünün yerinden edildiğini ve bir kısmının açlıktan öldüğünü belirtiyordu. 2000 yılında Fransız Komünist Partisi’nin yayın organı L’Humanité gazetesinde yayımlanan bir bildiride, tarihçiler sosyalist başbakan Lionel Jospin’i Cezayir savaşında Fransa’nın işlediği suçları tanımaya çağırmıştı. 2012’de yeni cumhurbaşkanı seçilen Hollande, kolonyal sistemin adaletsiz ve kaba olduğunu, Cezayir halkına büyük acılar çektirdiğini kabul etti. Ama özür dilemedi.
Fransız sağı için ise Macron’un sözleri “bir cumhurbaşkanı adayına yakışmıyor” ve “yaraları kaşıyıp yeniden kanatmaktan” başka anlamı yok. Fransa sağının kolonyal geçmiş konusunda hassasiyeti kabarıktır. Orta eğitimde kolonizasyon politikasının olumlu yanlarını anlatmayı zorunlu kılan yasa 2005’te sağ hükümet zamanında kabul edilmişti. Öğretmenler ve tarihçilerin gösterdiği büyük tepki karşısında sonra iptal edildi.
Aşırı sağ parti Milli Cephe için ise, Macron’un sözlerinin elbette tek bir anlamı var: “Fransızları sırtından vurmak.Bu partinin kurucusu Jean-Marie Le Pen, 1956’da 28 yaşında seçildiği parlamentodan izin alıp, altı ay boyunca Cezayir bağımsızlık savaşı sırasında işkenceci istihbarat subaylığı yapmıştı. “Fransız Cezayir” politikasının önde gelen savunucularındandı. Kurduğu partinin başında, araları bozuk da olsa, şimdi kızı var ve anketler birinci turda oyunu yüzde 25 civarında gösteriyor.
Fransa’nın kolonyal politikasını insanlığa karşı suç olarak hukuken tanımlamanın yolları kapalı. Buna karşılık, Fransa’da özellikle genç kuşaklar (Macron 38 yaşında) ve tarihçilerin önemli bir bölümü kolonizasyon politikasının gayri meşru bir el koyma olduğunu, aşırı şiddetle uygulandığını, büyük acılara vesile olduğunu kabul ediyor. Hukuken suçlama yolları kapalı olsa da vicdanen bunun suç olarak tanımlanması gereğini ifade ediyorlar. Kolonilere “hizmet ve medeniyet getirdik” söyleminin, yapılmış olan büyük kötülükleri, işlenmiş olan suçları dengelemek için terazinin öbür kefesine konmasını utanç verici buluyorlar.
Fransa toplumu tarihiyle iyi kötü yüzleşmeye çabalıyor. Bu yüzleşme çabasında, tarihi sadece bir ululama ve övünç vesilesi yapmanın geçmişteki suçları yeniden işleme olasılığını arttırdığını bilen tarihçilerin ve siyasetçilerin payı çok büyük.  


Yazarın Son Yazıları

Bir otokrat prototipi 1 Eylül 2018
Kayırma ekonomisinin bedeli 28 Ağustos 2018
Trump ve yeni otoriterizm 21 Ağustos 2018
Büyük kriz gözüktü 14 Ağustos 2018
İş Allah’a kalınca.... 11 Ağustos 2018
Erdoğanizm Türkiyesi 10 Temmuz 2018
Durum budur… 26 Haziran 2018