Analar Sadece Ağlamakla Kalsa...

16 Eylül 2014 Salı

Akşam Tayyip’le yatıyor, sabah Erdoğan’la kalkıyoruz.
Sabahı akşamı iktidarın bu iki gazetesiyle karıştırsak bile, mana da değişmiyor, sonuç da!..
Erdoğan bildiğimiz Erdoğan!
Değişen bir şey olmadı..
İmam bildiğini okuyor-okuyacak!
Araya sadece davul ile Davutoğlu girdi.
Tokmak, Tayyip Bey’de.
Aynı maval, aynı terane!
Saraylardan saray beğenmeye devam.
“Çamlıca’daki caminin yanına kendisine türbe” inşası da...
Siyasal parasal azgınlığın her türü artarak azıtarak sürüyor..
Ankara’daki “Kaç-Ak Saray”a dünyanın en pahalı mobilyalarıyla ünlü İtalyan Georgette’e siparişler yakında teslim!
Olup bitene kulak vermek sadece sinir ve moral değil, ahlak bozucu.
Ali Ağaoğlu, TOKİ’nin yani Başbakanlık’ın başortağı...
Bu zatın dün bizim gazetenin “Bir anasını’ haberi” diye manşet yaptığı lafları elbette son örnek olamayacak:
“TÜRGEV’e arsa verenin, alanın, söyleyenin de anasını...”
Bizim manşetin aktardığı “kayıtlar”, Bilal’e arsa sözü verildiğinin kanıtı!
Yani...
Gitti zavallı valideler..
Ne olacak şimdi?
Nedir “anaların” bu iktidardan ve çanakçılarından çektiği?

***

“Devlet katında analarla ilgili siftahı” iktidarının ilk günlerinde Mersin’de sokak ortasında pahalılıktan yakınan çiftçi Kemal Öncel adlı yurttaş vesilesiyle Tayyip Bey yapmıştı:
“Ananı da al git...”
Yoksa...
Devamına gerek duymadı.
Bu ülkede yaşayıp da devamını bilmeyenin zaten, yedi bayram anası ağladı demektir!
Ağlayan zaten ve her halükârda hep analar.
Bu nedenle...
Son çeyrek yüzyılın en etkili sloganı “Analar ağlamasın!” olmuştur.
Barış süreci hayırlı bir sonuç verirse belki ve inşallah “analar ağlamayacaktır!”...
Ama “Öfke belagattir-siyasettirticarettir” zihniyeti sürdükçe..
Analar ağlamasa bile..
Sevgili validelerimiz..
Üzüm üzüm üzülmeye..
Süzüm süzüm süzülmeye devam edecektir.
Üstü kalsın!

***

Her kadın aslında anadır.
Ama öncelikle ve özellikle de avrattır.
Siz bakmayın, “Kadının adı yok!” diyenlere..
Kadın, “avrat” olarak hep dillerde ve hedeftedir.
3. havaalanının yapımcı ortağı da bunu kanıtlamıştı.
Neyse...
Tayyip Bey’in “Ananı da al git!” talimatını bir süre sonra Azrail yerine getirdi.
Zaten hasta olan anne Ümmü Öncel göçüp gitti.
O yılki (2006) “Yılın Annesi” ödülü ona verilmeliydi:
“Başbakan’ın elinden kurtulan ama Azrail’e yakalanan Ümmü Ana’ya..”

***

Geride kalan anaların Allah yardımcısı olsun.

CHP’nin Pasta Açılımı
CHP’nin hedefinde de gençler...
Kurultay heyecan getirdi:
Yeni Parti Meclisi seçildi.
Merkez Yönetim Kurulu da dün ilk toplantısını yaptı.
Gençlerin çoğunluğu için ne yazık ki toplantı ve siyaset monotonluk anlamına geliyor.
Siyaseti renklendirmek, biraz da mizah katmak istiyorlar.
Eğlenceli yanını öne çıkarmaktan yanalar.
Gezi gençliği, siyasetteki en büyük eksiğin nükte olduğunu hissettirdi.
TOMA’ların, biber gazının tozu dumanına karşı attıkları zehir gibi sloganların, tweet’lerin orantısız mizahını kalkan yaptılar.

***

Gençliğe ve gençlere açılmak kararlılığındaki CHP’nin yeni MYK’si renkli bir başlangıç yaptı.
Halk Partisi halkın gelenek ve değerleriyle barışmak, bütünleşmek istiyor..
Halkımız önemli açılışlarda..
Ve hayırlara vesile olması dilenen başlangıçlarda genellikle kurban kesiyor.
Emekli bir müftüyü kurultay birincisi yapan ve hele de İslami kimliğiyle öne çıkan bir siyasetçiyi genel başkan yardımcısı seçen bir partinin halkın gelenek ve değerleriyle barışması adına hiç değilse bir koçu kurban kesmesi hem sünnet hem vacip idi.
Ama belli ki “sağa kayıyooo!” feryatlarından çekinildi.
Kurban kanı akıtmak yerine kıpkırmızı bir pasta kesmekle yetinildi.
Bu da çok önemli bir şey.
Hele de bu kesimde verilen simgesel mesajlara bakılırsa çok şey!
1- Kesim işi İslami geleneklere göre erkek tarafından yapılır.
2- Oysa kesimi kadın ve erkek birlikte gerçekleştirdiler.
3- Bu CHP’nin cinsiyet eşitliği kararlılığına net bir vurgudur.
4- Bıçağı tutanlardan Sena Hanımefendi’nin, Kamil Koç’un torunu olması da CHP olarak işin aslının koç kesmek olduğunun bilincine de bir göndermedir.
5- Prof. Mehmet Bekaroğlu’nun kesim sırasında “Besmele” çekmekle yetinmesi ise laik bir partide olduğunu artık iyice kabul ettiğinin, CHP’yi benimsediğinin bir net işaretidir.
6- Yoksa bu tür bir kesimde besmele ile yetinmeyip “tekbir” getirebilirdi.

***

Tayyip Bey’in “Yeni Türkiye”sinin yeni arsızlık ve azgınlıklarına karşı yeni CHP’ye demeyelim ama “Yeni PM” ve “Yeni MYK”ye içten başarılar...

İşid - düşün!
Uyarılara rağmen Musul Konsolosluğu’nu boşaltmayarak,
Ve IŞİD’e 49 yurttaşımızı rehin veren iktidar, ABD’nin yapabileceği operasyona katılmamak için “stratejik derinlikli” bir taktik mi uyguladı?


Yazarın Son Yazıları

Reyiz’e cennet yolu... 29 Kasım 2020
Tek adamlık zor zenaat 15 Kasım 2020
Peruk, lavuk, kavuk 8 Kasım 2020
Siyaset ve saadet... 1 Kasım 2020
Kıssalı... Hisseli 11 Ekim 2020
Fıstıki yeşil hak... 27 Eylül 2020
Anıtkabir korkusu 30 Ağustos 2020
Tespih 23 Ağustos 2020
Huzur mu, mutluluk mu? 16 Ağustos 2020