Göbekteki Kırmızı Öbek

29 Haziran 2012 Cuma
\n

\n\n\n

Tutanaklar, manşetler kadar çarpıcı değil elbette.

\n

Ama sonuç değişmiyor.

\n

Taşeron vahameti, cinayeti devam edip gidiyor.

\n

*

\n

TBMMde makyaj - Bahçesinde cinayet!

\n

İş sağlığı ve Güvenliği Yasası görüşülürken Meclise hizmet veren bir taşeron firmanın işçisi de göçük altında kalarak öldü.

\n

CHPli Süleyman Çelebinin, Bağımsız Levent Tüzelin isyanları fayda etmedi. (Birgün 17 Haziran 2012)

\n

*

\n

1997 yılında, TBMM Genel Kurul Salonu koltukları ceylan derileriyle kaplanırken...

\n

Tavandan sarkan avizelerin temizliğini yapan işçilerden biri de yere çakıldı.

\n

Ve öldü. Taşeron firmanın işçisiydi.

\n

Meclisin orta yerine taşeron işçi kanı bulaştı.

\n

O kanı gizlemek için mi nedir, üstüne bir çiçek havuzu yapıldı.

\n

Bu belki de...

\n

Her taşeron işçiye nasip olmayan çok ayrıcalıklı bir ölümdü. Üstüne kırmızı plastik çiçekler ekildi!..

\n

Çiçekler de işçiyi korumak için çıkarılan yasalar kadar sahteydi.

\n

*

\n

Geçen yıl, yine bir gece yarısı işçiler için torba çıkartılıyordu.

\n

Bu satırların yazarı naçizane söz aldı.

\n

Ve o acı olayı hatırlattı.

\n

Bu kırmızı plastik çiçeklere baka baka, yine işçi hakkını çiğneyen bir yasa çıkartıyorsunuz! Biraz ayıp ve günah olmuyor mu?

\n

Yere çakılıp ölen taşeron işçi olayından genel kuruldakilerden hiçbirinin haberi yoktu.

\n

Ama öğrenmiş olmaktan rahatsız olan da yoktu.

\n

Bakan ise sadece bakıyordu.

\n

Yasa oylandı kabul edildi.

\n

Aradan bir yıl geçti.

\n

Bu kez Mecliste bir başka taşeron işçi ölüyordu.

\n

Hem de yine bir işçi yasası görüşülürken.

\n

*

\n

TBMM yeni açılan bahçe lokantası için 80 personel alıyor.

\n

80’i birden taşeron!

\n

Ama ağaca falan çıkmazlarsa risk altında değiller.

\n

Ayrıca ölen falan olursa öldükleri yere hakiki çiçek garantisi de var!

\n

*

\n

Tutanaklar, manşetler gibi çarpıcı değil elbette.

\n

Ama sonuç değişmiyor.

\n

Taşeron vahameti, cinayeti devam edip gidiyor.

\n

Vatan sathında ve TBMM düzeyinde...

\n

\n\n\n

Esed, Esad,

\n

Kolaysa Kes At!

\n\n\n

Başbakanın zahmetlerine... Kürtaja ve Kürşata (Tüzmen) gerek kalmadı.

\n

Gündem artık otomatikte!

\n

Kendi kendisini değiştiriyor.

\n

Dış politikayı, iç politika için yapınca...

\n

Gündem kendi kendisini üretiyor.

\n

Bir gün denizden çıkan postal, öteki gün kıyıya vuran kask...

\n

Haberler böylesine doğurgan oluyor.

\n

Bedelini ise şehitler ödüyor!

\n

İktidar sonunda herkesi yanına çekmeyi başarıyor.

\n

Sağladığı alçakça desteğiiçin Başbakan Erdoğan, Beşşar Esada ne kadar teşekkür etse az.

\n

Eğer uçağımızı vurmasaydı...

\n

Erdoğan, kendi başına Suriye ile didişip duracaktı.

\n

Şimdi onunla birlikte herkes, Esadı bir kaşık suda boğmak için can atıyor.

\n

BOP As Eşbaşkanı Obama...

\n

Ve kurulduğundan beri Suriyenin can düşmanı olan İsraili bile solladık.

\n

Bunda bir garabet yok mu?

\n

Bir savaş uçağı vuruluyor...

\n

75 milyonumuz birden Suriyeye kanlı düşman!!

\n

İktidarın aniden eli rahatlıyor.

\n

Elli yıldır Suriye ile savaş hali yaşayan İsrailden ise çıt çıkmıyor.

\n

Nedenini, AKP eski milletvekili ve emekli Büyükelçi Yaşar Yakış haftalar önce gazeteci Neşe Düzele şöyle açıklamıştı.İsrail şimdiki rejimle daha kolay yaşayacağı düşüncesinde. Yoksa, Esadın gitmesi çıkarına olsaydı, şimdiye dek çoktan devirmişlerdi!

\n

Amerika ise, oyunbozanlık olmasın diye tutumunu tümden değiştiremiyor. Ama Esadın gitmesi için de pek istekli değil!.. Türkiyenin Suriye ile ilgili B Planı yok. Muhalefetin iktidar olmasını istiyor... Batıda kimse Esadsız Suriyeyi bizim kadar güçlü söylemiyor.

\n

Neden?

\n

İnsan hakları, adalet, hakkaniyet ve demokrasi aşkımızdan mı?

\n

Evet, neden, neden?

\n

\n\n\n

Beşşar Esad, bir yıl içinde mutlaka gider! diye kimseyle bahse tutuşmam!

\n

Yaşar Yakış

\n

(Eski Dışişleri

\n

Bakanı - AKP)

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Reyiz’e cennet yolu... 29 Kasım 2020
Tek adamlık zor zenaat 15 Kasım 2020
Peruk, lavuk, kavuk 8 Kasım 2020
Siyaset ve saadet... 1 Kasım 2020
Kıssalı... Hisseli 11 Ekim 2020
Fıstıki yeşil hak... 27 Eylül 2020
Anıtkabir korkusu 30 Ağustos 2020
Tespih 23 Ağustos 2020
Huzur mu, mutluluk mu? 16 Ağustos 2020