‘Monşer’siz diplomasi

08 Mart 2020 Pazar

Yanlıştan dönmek en büyük erdem.

AKP’nin Reyiz’i erdem bağımlısı.

Yanlış yapıp yapıp, yanlışından dönüyor.

Şehitler Tepesi hiçbir zaman boş kalmayacak diyor. Dört gün geçmeden gidip ateş-kes mutabakatı imzalıyor.

İyi de yapıyor. İtibar gibi, erdemden de tasarruf olmaz.

***

Parti toplantısında, adını vermeden Esad’a sesleniyor:

“Belirlediğimiz sınırlar dışına çıkılmazsa, omuzların üstünde baş kalmayacak!”

Abovv..

Omuzdan baş almak, dehşetengiz bir eylem.

Teknik donanım, büyük bir organizasyon gerektiriyor.

Fransızların sesten hızlı Concorde uçaklarından önceki icatları “giyotin” idi. Fransız Devrimi’nde seri halde kullanıldı. Aleti üne kavuşturan Kral 16. Lui ile “Ekmek bulamıyorsa pasta yesinler” diyen Kraliçe Marie Antoinette’in kesilen kelleleriydi.

Giyotin iki asır boyunca (1792-1981) aralıksız Fransızların resmi idam aleti olarak kullanıldı.

Bakmayın siz gözü dönmüş IŞİD’in ve eli kanlı şeriatçıların da kelle kesmesine; “omuzdan baş almak” aslında alafranga bir gelenek.

Çok şükür bu hevesten çabuk vazgeçti.

***

Savaşıyor görünsek de, Suriye’nin toprak bütünlüğünden yanayız.

Yoksa 4 milyon (?) Suriyeliyi ülkelerinin hangi parçasına göndereceğimizi şaşırırız.

Zaten bir ülkeyi insanından, insanını da omuzları üstündeki başlarından, vücut bütünlüğüne zarar vermeden ayırmak mümkün değil.

Buna ne öteki damadın İHA’ları elverişli, ne Amerikalıların F-35’leri ve ne de Rusların S-400’leri!

Macron’la anlaşıp binlerce giyotin sipariş etmek, o giyotinleri İdlib’in M-4 yol güzergâhına dizmek, sonra da “rejim unsurlarını” yakalayıp tek tek kellelerini de omuzlarından almak gerekiyordu.

İşin meşakkatini çok şükür çabuk fark etti.

Zaten randevu vakti de gelmişti.

Putin’le görüşmek için Moskova’ya uçtu.

Oradaki manzarayı canlı yayınlarla ve dünyayla birlikte gördük, yaşadık.

Hassas bazı ruhlar Reyiz’in kalabalık tayfasının ezik büzük, ayakta bekleşen hallerine bakıp üzülmüşler. O kuru kalabalığa ne gerek vardı diyenler oldu.

Cumhurbaşkanı Sözcüsü İ.Kalın zaten orada. Yetmedi İletişim Başkanı F. Altun. MİT Başkanı Hakan Fidan, Damat elbette en önde.

Soran sorana:

“Reyiz oraya yoksa parti başkanı olarak mı gitti? Ki hem AKP Sözcüsü Ömer Çelik de orada AKP Başkan Yardımcısı Mahir Ünal heyette?”

Bir de şu soru:

“Bu zengin heyette ilaç için bir tek diplomat yok!”

Yok çünkü, “monşer” diye hepsi taburcu edildi. Yerlerine “ehveni şer” diye imam hatipliler dolduruldu.

Çok da iyi oldu.

Allah’lık bir dış politikayı monşerler eliyle yürütecek halimiz yoktu.

***

Reyiz’den utanmaz, savcılardan korkmaz çevrelerin bir yakınması da şu:

“Hava savunmasından yoksun, yurtdışına savaşmak için 10 bin Mehmetçik göndermenin bedelini onlarca şehit ile ödedik. Acaba Moskova’ya müzakereye giden ekipte deneyimli bir tek büyükelçinin bulunmayışının bedelini kim bilir ve nasıl ödeyeceğiz?”

Haktanır - Salıncak 

Londra-Kahire Büyükelçisi, Dışışleri Müsteşarı Korkmaz Haktanır, Reyiz ile hiç yakın çalışmadı. Ama 10 yıl önce arkadaşlarıyla birlikte yaptığı ortak açıklamada bugünlere işaret ediyordu:

“Dış politika, günü kurtarmaya yönelik, kendisiyle çelişki içinde ‘perakende’ açılımlarla, diplomatlara karşı küçük düşürücü ifadelerle yürütülmez. Yürütülmeye kalkışılırsa bedeli ağır olur. Bu bedeli de sadece bu hesapsız, kitapsız, yüzeysel tutumları benimseyenler değil, tüm ulusumuz öder.” (18.06.2010)

Menemen’de doğmuştu. Laik Cumhuriyete olan duyarlılığı biraz da bundandı. Kendi kendisiyle sohbet edercesine arada şiirler yazıyordu. Geçen yıl 14 Mayıs’ta kaybettik. Eşi Handan Hanım bu şiirleri, “Salıncak” adlı kitapçıkta topladı. İşte kitaptan “Sürgün Anıları”:

“Kaç kez sürüldük biz değil mi baba? / Yoksa Sarıkamış’ı ben ne bilecektim / Kurt inen köylerini Seyitgazi’nin / Harput’u ben nereden görecektim?/ Kaç kez sürüldük değli mi baba? / Yoksa tadı mı olurdu bu garip havaların? / Hiç aklıma gelir miydi ağustosta / Yere indiği güneydoğuda ayın /(..) Uzadıkça uzuyor, şimdi günler sen gittin gideli / Onca yılın ardından zorlasa da sormak beni / Söylesene bana, sence baba, / Bizi süren o beyler kimlerdi acaba?”

*

Reyiz, “dostum” anlamına geldiğini bilseydi, yine de “monşer” der miydi?


Yazarın Son Yazıları

Bedevilik sırası 17 Mayıs 2020
Hanım ile oruç açmak.. 10 Mayıs 2020
Maskesiz.. 26 Nisan 2020
Yerçekimsiz denge 19 Nisan 2020
Mesafe lütfen... 12 Nisan 2020
Hepimiz Hamlet’iz 5 Nisan 2020
VIP kişi niyetine.. 29 Mart 2020
Virüs muamelesi... 22 Mart 2020
Koronanın hayrı! 15 Mart 2020
Tepeleme.. 23 Şubat 2020
‘Avukatız biz!..’ 16 Şubat 2020