Umutsuz vaka.. Napolyon - Erdoğan

04 Ekim 2020 Pazar

Reyiz, adam sarrafı. 

Atın önüne et, kedinin önüne ot koymuyor.

Çok iyi bakan seçiyor.

Ya Damat Bey sağlık bakanı olsaydı da:

Covid benim için hiç önemli değil, vaka sayısı ile hasta sayısı bir değildir” buyursaydı...

Veya turkuvaz tabloya pembeler ekleyen Fahrettin Koca’yı hazine ve maliye bakanı yapsaydı, o da: 

Dolar benim için önemli değil. Ona hiç bakmıyorum” deseydi...

Sanılanın aksine..

Hiçbir şey değişmezdi.

Çünkü...

“Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi yavesi” sayın bakanların gören-seyreden bile değil cumhurbaşkanının bostan korkuluğu olmasını emrediyor.

Uzaktan eğitimi yüzüne gözüne bulaştıran özel okul patronu milli eğitim bakanımız da bunu kanıtladı, il dışına çıkma yasağı sürerken uçak biletlerinde KDV indirten başarılı seyahat şirketi sahibi turizm bakanımız da.

Bu “ucube sistem”in adı anayasada hiç zikredilmiyor. Belli ki lafını etmekten bile hicap duyulmuş.

Sistemde bakanı olup, baksan ne olacak, bakmasan ne olacak?

Özel hastane patronu, koca hekim bakan, haftalarca güven ve beğeni topladı.

Tababet ile siyaset arasına sıkışınca, “Hasta sayısı - vaka sayısı değildir!” diyerek “umutsuz vaka” olduğunu ilan ediverdi.. 

Covid-19’un turkuvaz tablosunu “Ben bilmem Reyizim bilir!” oyununa çevirdi.

Ama bir tutarsızlık yok. 

Her şey bir oyun artık. 

Havaleli başka konu

“Cami ve Din Görevlileri Haftası”nı ortaladık.

Reyiz’in bir beyanı olmadı. 

Biz de Diyanet’in ülkemizde 88 bin küsur camide standart olarak okutulan son cuma hutbesine kulak verdik.

Cuma hutbesi, cumanın mütemmim cüzü ve olmazsa olmazıdır.

Cuma namazı da müminler için bir tür mitingdir. Sözcük de zaten “cem etmek”ten “toplanmak”tan geliyor. 

88 bin caminin her birinde ortalama 100 cemaat toplansa bu 8.8 milyon kişi demektir.

Ki tarihi camilerimizde cumanın yüzlerce kişi ile kılındığı cümlenin malumu.

Diyanet bu hutbeler yoluyla her hafta milyonlarca kişiye doğrudan mesaj ulaştırıyor.

Reyiz’in, Diyanet Başkanı’na verdiği özel önem, dinsel olmaktan ziyade siyasal ve iletişimseldir.

***

Son hutbede salgınla mücadele ederken vefat eden sağlıkçılarımızın “şahadet mertebesine erişmesi için” de dua edildi. 

Çünkü, iktidarımız, görevleri sırasında virüs kapıp ölen sağlıkçılarımızı “şehit” saymıyor. 

İYİ Parti ile CHP’nin bu konudaki yasa teklifleri reddedilmişti.

Diyanet de iktidardan umut kestiğinden olmalı, bu kez “şehitlik” teklifini “Yüce Rabbimize” yöneltti. 

Tanrı, bu duayı kabul etse bile bunun şehit ailelerine pek bir yararı olmayacak.

Yine de konunun “Allah’a havale edilmiş” olması iyi oldu. 

Yol açıldı. 

Sağlıkçılarımız da iktidarı Allah’a havale edeceklerdir.

Napolyon Erdoğan 

Reyiz’in ilk dönemde, tarihçiler, siyasetbilimciler ve danışmanlardan siyasi yaşam koçluğu desteği aldığı biliniyor. 

Yaşamından ders çıkarılanların başında 46 yıllık saltanatıyla Kanuni de var, 33 yıllık taht süresiyle 2. Abdülhamid de. Kanuni’yi bol miktarda KHK çıkararak, Abdülhamid’i de sansür ile örnek alıyor olmalı.

Ama örnekler arasında zinhar Atatürk yok. 

İçki içtiğinden, “aile nedir bilmediğinden” falan değil. Görevde sadece 15 yıl kaldığından (1923-1938). Yani örnek alınacak bir hali yok. Ancak yerli ve milli olmadığı halde, şanı, şöhreti, itibarı nedeniyle Napolyon Bonapart’ın etkisinde kaldığını söyleyebiliriz. 

Fransız siyasetbilimci Gaston Bouthoul’un (1896-1980) (Politika Sanatı-“L’art de La Politique” Çan Yayınları- İst.) adlı kitapta yer alan Napolyon’un görüşleri, Reyiz’in hal ve gidişiyle çok örtüşüyor.

 Politika insanlar üzerine kumar oynamaktır. 

* Devlet adamının gücü, yönettiği insanların kusurlarından bile yararlanmayı bilmekten gelir. 

* İnsan yanıldı mı diretmeli, sonunda haklı çıkar.

* Herkesi dinlerim. Sonunda kendi kafamdakini yaparım.

* Yönetme sanatı, görülmesi yararlı olmayan şeyleri, görmemeyi gerektirir.

* Ben ne olduysam, zafer kazanarak oldum.

* Yalnız zafer kazanarak ayakta durabildim.

* Politikada tarafsızlığın hiçbir anlamı yoktur. Her zaman bir tarafın zaferinden çıkarımız vardır.

* Saltanatının ilk yıllarında adı çok iyiye çıkan bir hükümdar, ikinci dönemde alaya alınır. Bir krala herkes “iyi adam” dedi mi, onun krallığından hayır gelmez.

* İnsanları ancak hayal gücüyle yönetebilirsiniz.

Reyiz’in bizleri güç ile yönettiğini sanıyorduk, meğer “hayal gücü”yle yönetiyormuş.

Vakasız iyi haftalar :))


Yazarın Son Yazıları

Reyiz’e cennet yolu... 29 Kasım 2020
Tek adamlık zor zenaat 15 Kasım 2020
Peruk, lavuk, kavuk 8 Kasım 2020
Siyaset ve saadet... 1 Kasım 2020
Kıssalı... Hisseli 11 Ekim 2020
Fıstıki yeşil hak... 27 Eylül 2020
Anıtkabir korkusu 30 Ağustos 2020
Tespih 23 Ağustos 2020
Huzur mu, mutluluk mu? 16 Ağustos 2020