‘La Historia Me Absolvera’

06 Eylül 2011 Salı
\n

Tarih beni aklayacaktıranlamına gelen bu sözün 20. yüzyıldaki en ünlü kullanılışı, Küba mahkemesinde devrimci Fidel Castro tarafından olmuştu.

\n

Bilmiyorum. Castro gibi hukuk eğitimi görmüş olan Rauf Denktaş da, 2005 seçimlerini kaybedip, 24 Nisanda görevini Mehmet Ali Talata devrederken, aynı tümceyi, telaffuz etmese bile, aklından geçirmiş midir?

\n

Denktaş daha o gün, Kıbrıs davasının efsanevi lideri olarak tarih sahnesinden çekilirken, geride o alanda mücadeleyle geçmiş 58 yıl bırakıyordu.

\n

Genç Rauf Denktaş, daha 1947 yılında Fazıl Küçükün yanında Kıbrıs davasında Türklerin görüşünü savunan önderlerden biri olarak sahneye çıkıyor ve tüm yaşamını bu mücadeleye hasrediyordu.

\n

Bu tür mücadele yaşamlarının inişleri gibi çıkışları da vardır.

\n

Denktaşın yaşamının zirvesi kuşkusuz 20 Temmuz 1974 günüydü.

\n

Gerçi o günün parlayan yıldızı Denktaştan çok, Barış Harekâtının siyasi kararını veren o zamanın Türkiye Başbakanı Ecevit idi. Ama başta Bülent Beyin kendisi de olmak üzere, herkes Kıbrısta ENOSİSe teslim olunmamış olmasında Denktaşın çok büyük payının yadsınamayacağını kabul etmekteydi.

\n

Denktaş azim ve iradesiyle, lider adaylarına örnek olacak tarihi bir kişilikti.

\n

***

\n

Ne var ki, Rauf Denktaşın azmi ve iradesi onu tek başına zafere taşımaya yeten etkenler değildi.

\n

Onun davasını zafere ulaştırabilmesi için mutlaka suyun ötesindeki anavatanın ve politikacılarının desteğine ihtiyacı vardı. Onu da kimi zaman elde etti, kimi zaman edemedi.

\n

İç politikadaki çizgisinin sağcı olmasına karşın, o en büyük desteği sosyal demokrat Bülent Ecevitten gördü.

\n

AmaBarış Harekâtıile ENOSİSe teslim olmamayı başarabilmiş olan Bülent Ecevit gibi, bu olguda büyük katkısı olan Rauf Denktaş da savaşarakteslim olmamayı becerdikleri halde, barışı sağlamakta aynı başarıyı gösterememişlerdi.

\n

Bunda esas suçun uzlaşmaz Rum tarafında olduğu da artık herkesçe anlaşılmakta.

\n

Kıbrıs sorununun, iki eşit topluluğun iki eşit kurucu iradesiyle oluşturacakları, Türklerin azınlık haklarıyla sınırlı kalmayıp, eşit taraf olacakları bir formülle çözüleceğini söyleyen Denktaşın, çeşitli etiketler altında sunulan Türklerin Rum sultası altında azınlık statüsü içinde eritilmesi çözümüne inatla ayak diremesini, Rum tarafı uluslararası camiada uzlaşmazlık damgasıyla damgalatmayı iyi becerecekti.

\n

Ama yine de Denktaşı ve hakkaniyete uygun çözümü en fazla baltalayanlar, Rumlardan fazla zaman zaman Ankara olmuştur ne yazık ki...

\n

***

\n

Kıbrıs sorununun bugün bulunduğu noktada düğümlenmesinde gerçekten, Ankaranın zaman zaman aymazlığa varan tutumunun büyük rolü olmuştur.

\n

Haklarına sahip olmadan vecibeleri yüklenilen bir Gümrük Birliğine girme uğruna, ABnin ilkelerine de aykırı olan Kıbrıs Rum Yönetiminin Birliğe alınmasına, geçerliliği olmadığı kısa zamanda anlaşılacak, sözlü güvencelere kanarak yeşil ışık yakmaktaki isabeti kavramak, dün olduğu gibi bugün için de güçtür.

\n

Hele hele, bütün bunların üstüne, barışı getirecek, Türkiyeyi Avrupaya taşıyacak lider unvanı kazanacağı ham hayaline kapılanların, çıkıp da politikayı değiştireceğini söylerken, kendi ayaklarına kurşun sıkar gibi, Çözümsüzlük çözüm değildir demeleri, aklın alacağı bir davranış değildi.

\n

Çözümsüzlük çözüm değildirderken Denktaşı kastedenler ve onu ekarte edip, yerine Mehmet Ali Talatı getirenlerin politikalarının yanlışlığını yüzlerine vurmak işi de Denktaşa değil de, kendileri için birçok avantajı içermesine karşın Annan Planını reddeden, o günden bu yana da müzakere masasında en ufak bir esneklik göstermeyen Rum tarafına düştü.

\n

Ama o ya da bu şekilde, Rauf Denktaş daha hayattayken, tarihin kendisini akladığını herkesle birlikte gördü.

\n

Bütün yaşamını davasına adamış bir lider için bu da az bir mazhariyet olmasa gerek.

\n

\n\n


Yazarın Son Yazıları

Hamamda... 24 Kasım 2020
Yasak 17 Kasım 2020
ABD ile ilişkiler 13 Kasım 2020
Atatürk’ü konuşmak 10 Kasım 2020
İmar kültürü 3 Kasım 2020
Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020