Basın özgürlüğü - seçim

31 Mayıs 2015 Pazar

Demokrasi halkın kendisi için en doğru, en iyi olanı, kendi çıkarına en fazla yanıt vereni seçme yetisine sahip olduğu varsayımına dayanır.
Bu varsayımın gerçekleşmesinin aracı, özgür seçimlerdir.
Seçimlerin özgür olabilmesi, insanların özgür iradeleriyle neyin daha doğru olduğuna karar verebilmesi, ancak neyin olup bittiğinden haberdar olmasına bağlıdır.
Bu unsur gerçekleşmezse, demokrasinin onsuz olmazı seçim de anlamsızlaşır.
Halkın ne olup bittiğini öğrenmesinin yolu ise basın özgürlüğünden geçer.
Basın özgürlüğü, demokrasinin ana öğesinin, seçimin temelidir.
Basın özgürlüğü basın mensubunun değil, halkın bizzat kendisinin özgürlüğüdür.
Basın mensubu gazeteci, onu halk adına vekâleten kullanır.
Basın mensubuna verilen vekâlet bir yükümlülüğü içerir: Ne olup bittiğini öğrenmek ve olan biteni açıkça özgürlüğün asıl sahibine bildirmek.
Yolsuzluk, usulsüzlük yapan siyasetçi, bu eylemlerini açığa çıkaran gazeteciyi ihanetle suçlar.
Haksızdır.

***

Asıl ihanet gazetecinin haber verme yükümlülüğünü savsaklaması, kimi haberleri vermekten imtina etmesidir.
Bir gazeteci, devlet görevlilerinin, gıda malzemesi adı altında, yabancı bir terör örgütüne, silah ve cephane yardımı yaptığını haber alırsa, bunu haber yapması değil, asıl yapmaması halinde ihanet suçunu işlemiş demektir.
Gazeteci, yurtseverlik görevini ancak ve ancak öğrendiği gerçeği, gözü kulağı konumunda olduğu halkına en iyi şekilde bildirmesi halinde yerine getirmiş olmaktadır.
Onun bu görevi yerine getirme konusunda tercih hakkı yoktur.
Başka bir deyişle, gazeteci bir habere ulaştıktan sonra, artık onun sahibi değildir.
Haberin sahibi, onun esas ulaştırılması gereken olan halktır.
Haber, gazetecinin en kısa sürede hiç savsaklamadan esas sahibine iletmesi gereken bir emanettir.
Haberin halka ulaşmasını engellemek ise halkın iradesini ifsat etmeye yönelik bir davranıştır.
Eğer bir ülkede, resmi görevlilerin yabancı bir terör örgütüne, gıda malzemesi adı altında silah yardımı yaptığı gerçeğini halka anlatan bir haberin ulaşımı engelleniyorsa, orada bir suç işleniyor demektir. Zaten kendisi suç olan suça ortaklık durumu, suçun kendisi kadar ağırdır.
Böyle bir durum ortaya çıktığı zaman, olayı haberleştiren ve kamuoyuna ileten gazeteci değil, onun bu görevini, dolayısıyla halkın haber alma özgürlüğünü engelleyenler suç işliyorlar demektir.
Bu durum, hem halkın haber alma özgürlüğünü ihlal, hem de aynı zamanda teröre destek verme suçuna ortaklık fiilini oluşturmaktadır.

***

Cumhuriyet’in terör örgütüne silah yardımı haberi, bu çerçeve içinde ele alınıp incelenmelidir,
Aynı şekilde, bu habere ulaşımın engellenmesi de aynı çerçeve içinde değerlendirilmelidir.

Bir mektup
Milli Eğitim’in acınası durumunu anlatan “Paydos” yazımla ilgili bir öğretmen okurumdan mektup aldım, paylaşıyorum:
“Yazılarınızı beğenerek okuyorum. Bugünkü yazınızda eğitimin düştüğü duruma ve biz öğretmenlere yer vermişsiniz. Yazınıza hak veriyorum. Ama karamsar değilim. Ben 18 yıldır öğretmenlik yapmaktayım. Bunun 17 yılı ilkokulda, son bir yılı da imam hatipte geçmekte. Mesleğimizde maalesef yazınızda yer verdiğiniz tür çir-kinliklere rastlıyoruz. Ancak herkes böyle değil. Bulunduğumuz kurum ve şartlar ne olursa olsun Atatürk’ün izinden genç kuşakları aydınlatmaya devam edeceğiz. Bunu hiçbir baskı durduramayacaktır. Bunun için ant içtik. İnanın biz gibilerin sayısı, yazınızda bahsettiğiniz tür kişilerden daha fazla. Biz asla ‘paydos’ demiyoruz ...
Bu mektup, bu karanlık ortamda bir demet ışık gibi değil mi?
 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Düzen namus istemiyor 23 Temmuz 2021
Bir 20 Temmuz sabahı 20 Temmuz 2021
İstese de gidememek 13 Temmuz 2021
Fetva makamından 9 Temmuz 2021