Buna asla katlanamazlar

01 Mayıs 2020 Cuma

Sokağa çıkma uygulamasının cenderesi sıktıkça sıkıyor. Herkes patlamak üzere, hepsi de aynı şeyi şeyi soruyor:

- Ne zaman bitecek bu işkence, ne zaman normale döneceğiz?

Herkes sıkıntı içinde normale dönmeyi bekliyor.

Oysa normal deyince aklımıza gelen o eskinin normali artık yok. Yeni, başka bir dönemin, post-koronal (korona sonrası) dönemin, normali gelecek. Her şeyiyle yeni olacak bu dönemde dünyada açlık sorunu başlayacak, ülkeler kendi kendilerine yetmek zorunluluğunu duyacak.

Türkiye de...

Türkiye kendi kendine yeten bir ülke iken, kendi tarımına kendi eliyle kıydı. Şimdi de iktidarın tarım politikasından umudu kesen ana muhalefet, tarım alanında yeni projeler için ağırlığı yerel yönetimlere vermiş durumda.

CHP için son yerel seçimlerinden bu yana yerel yönetimler politikanın motoru konumunda. Bu yeni bir olgudur. Uzun yıllar yeni bir rant paylaşım alanı olarak görülmüş olan yerel yönetimlerde bu çarpık yaklaşımın uzantısı olarak ANAP felsefesinin ürünü “köşe dönücü - iş bitirici uyanık belediyecilik” anlayışı egemen olmuştu. Bir süre bu belediyecilik anlayışı CHP’yi de etkilemiş, köşe dönücü, iş bitirici belediyecilik marifet sayılmış, çarpık algı sonucu, bu tür yerel yönetim anlayışı tek mümkün olarak görülmeye başlanmıştı.

***

Bir yandan yandaş sermayeyi kollarken, inşaat sektörünü pompalayan, talan ve yağmaya dayalı yeni politika, AKP döneminde başta özellikle İstanbul olmak üzere, metropollerde deprem ile mücadele için şart olan kentsel dönüşümü rantsal dönüşüme çevirmiştir.

Rantsal dönüşümde, yerel yönetimler yeni rant paylaşım odağı haline gelmiştir.

Ekonominin de içine girdiği çıkmaz, yeni arayışları gündeme sokarken, CHP üretim odaklı yerel yönetim anlayışını yavaş yavaş yaşama geçirmeye başlamıştır. Son yerel seçimin tartışmasız yıldızı Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü’nde bu tür belediyecilik anlayışının başarılı örneğini ortaya koyduğu için, CHP yönetimi tarafından İstanbul Büyükşehir’e aday gösterilmiştir.

CHP, son zamanlarda üreticiden tüketiciye zincir oluşturarak tarımsal projeleri geliştirmekte, doğrudan yatırım modelleri üzerinde çalışmakta, Ege’nin belirli bölgelerinde garantili alım projeleri, halk marketleri zincirleri oluşturmakta, tohum ve fide dağıtımı projelerinin yanı sıra topraksız çiftçiyi topraklandırma çalışmalarını yoğunlaştırmaktadır. Velhasıl, eğer bu girişimlerde başarılı olunursa rant, talan ve yağmaya dayalı bir politikanın yerine üretim odaklı bir yenisini geçirmenin mümkün olabileceği talan ve yağmanın tek mümkün olmadığı herkese gösterilmeye başlanacaktır.

***

Yerel yönetimler bu uygulamanın ana alanıdır.

Talan ve yağmaya dayalı bir tutum yerine, üretim odaklı yeni bir politikanın mümkün olduğunun kanıtlanması, AKP’nin hiç mi hiç işine gelmeyecek olan bir husustur. Böyle bir gelişme AKP’nin son yerel seçimlerle başlayan çözülmesine ivme kazandıracaktır.

Koronavirüs salgını üzerine CHP’li yerel yönetimlerin salgın ile mücadeleye katkıda bulunmak üzere kolları sıvamalarının iktidarı bu kadar çok telaşlandırması bundandır.

Üretim bazlı, halkçı, emekçi eksenli yerel yönetim AKP’nin kâbusudur. Bunun yaşama geçmesine asla müsaade edemez.

İşte bu yüzdendir ki iktidar tarafından pandemi ile mücadelede öncelik, CHP’li yerel yönetimlerin savaştaki etkinliklerini önlemeye verilmiştir.

Üretim bazlı, emekten yana başka bir politikanın mümkün olduğunun anlaşılmasına AKP asla tahammül edemez. Bu yüzdendir ki AKP’nin önümüzdeki dönemdeki politikasının temelini muhalif yerel yönetimlerle uğraşma, onları engelleme ve üzerlerinde baskı oluşturmak olacaktır.


Yazarın Son Yazıları

Abdülhamit tutkusu 7 Temmuz 2020
Acele kurtarıcı aranıyor 30 Haziran 2020
Böl ve yönet 26 Haziran 2020
Gazetecinin namusu 23 Haziran 2020
Yasaksız olmuyor mu? 19 Haziran 2020
Aldanma yok aldatma var 16 Haziran 2020
Seçim ile giderler mi? 12 Haziran 2020
Beni benden korumak 9 Haziran 2020
Doğrusu bu! 5 Haziran 2020
İhtiyarlık suçu 2 Haziran 2020
Normal 22 Mayıs 2020