Darbeler dönemi kapandı, ama...

18 Temmuz 2017 Salı

15 Temmuz’daki şenliği doğru değerlendirmeliyiz. Resmi açıklamalara kulak vererek, demokrasi nöbetlerine bakarak, onun bir demokrasi şenliği olduğu sonucuna varırsak, bir aldanmanın veya aldatmacanın ortağı olmaktan öteye geçemeyiz.
Kuvvetler ayrılığının çoktan can verdiği, bağımsız yargı söyleminin kaba bir şaka olduğu, binlerce insanın sorgusuz sualsiz, kapının önüne konulduğu ve açlığa, beyaz ölüme mahkûm edildiği, hapishanelerin gazetecilerle, gazetelerin, medyanın “haklısınız, nasıl tensip buyurursanız efendim”cilerle dolup taştığı bir ülkede demokrasi yoktur ki, onun nöbeti tutulabilsin!..
Yok olanın nöbetinin tutulması da korunması da elbette ki düşünülemez.
Peki ama yine de bir şeyler olmuştu, 15 Temmuz 2016’da.
Herhalde sokaklara çıkan tanklar, halkın üzerine ateş açılması, havalanan uçaklar, kapatılan köprüler, bütün bunlar hayal değillerdi, gerçekten yaşanmışlardı.
Peki, ne olmuştu 15 Temmuz 2016 da?
2016’da, laik demokratik bir hukuk devleti fikrine ve uygulamasına karşı olan, Allah adını kullanarak aslında kendi adına hükmetmeyi amaçlayan tek adamın iktidara gelişinin önünü açmak amacıyla bir darbe girişiminde bulunulmuş ve bu girişim, gerek TSK’nin çoğunluğu, gerek siyasi iktidarın, gerekse sivil kamuoyunun karşı koymalarıyla engellenmişti.

***

15 Temmuz çok önemli bir tarihti.
Çünkü 15 Temmuz’da, artık darbeler döneminin bitmiş olduğu tescil edilmişti.
Ama birkaç gün sonra, 20 Temmuz 2016’da OHAL’in ilanı üzerine açıkça anlaşılacaktı ki, darbeler döneminin bitmiş olması, demokrasinin kendisine yönelik tehditlerden kurtulması ve yaşama geçmesi sonucunu doğurmayacaktı.
Tabii burada söz konusu edilen, toplumun yakından tanıdığı, acılarını birden çok kez yaşadığı askeri darbe idi.
Yoksa devletin erkini herhangi bir şekilde ele geçirmiş olanın onu kullanarak, demokrasinin bütün kurum ve kurallarını yerle bir ettiği sivil darbe, darbeden sayılmamaktaydı.
15 Temmuz askeri darbe girişiminin rejime yönelttiği tehdidi ortadan kaldırırken, aynı zamanda o tehdidin içerdiği bütün risklerin birer vakıa olarak gerçekleşmesi sürecini de başlatıyordu.
Artık askeri darbenin tattırdığı acıları yaşamak için askeri müdahaleye ihtiyaç kalmamıştı.
Bir gün bunun böyle olacağı, olayların oraya doğru evrildiğini söyleyenlere kulak asan olmamıştı.
Ama 15 Temmuz 2016’da uyarılar gerçekleşiyor, askeri darbeler dönemi kapanırken, bütün sorunun sadece askeri müdahaleden ibaret olmadığı, demokrasinin askeri müdahale olmadan da sona erebileceği gerçeği kanıtlanıyordu.

***

Darbe girişimcilerinin bütün tehditleri, onlar ortadan kaldırılırken yaşama geçiyordu.
Evet, artık darbeler dönemi bitmişti. Ama darbe engellenirken darbe gerçekleşseydi ne olacak idiyse, aynısı da oluyordu.
Darbeler dönemini sona erdiren uygulama, aynı zamanda iktidarı, hem siyasi hem toplumsal hem de uhrevi yaşamın rehberi haline sokarken beşikten mezara, hatta onun da ötesine vatandaşın yaşamının tüm alanlarını siyasi iktidarın denetimi altına sokuyordu.
Muntazam aralıklarla gelen ve bir süre kaldıktan sonra çekip giden askeri darbeler dönemi sona ererken, kimileri şu soruyu da seslendiriyorlardı:
-Darbeler dönemini kapatanlar, yarın öbür gün, seçmen desteğini kaybettiklerinde giderler mi?
Bu soruya kimin “evet”, kimin “hayır” dediği değil, kimsenin “böyle saçma soru olur mu?” dememesi önemliydi.
Bu durumda 15 Temmuz’u nasıl karşılayıp, değerlendireceği, her yurttaşın kendi tercihine kalmıştır.
Darbeler dönemi kapanırken, vatandaşın tercihinin ne kadar önem taşıdığı ise aynı bir konudur.


Yazarın Son Yazıları

Ordu ve AKP 4 Aralık 2020
Hamamda... 24 Kasım 2020
Yasak 17 Kasım 2020
ABD ile ilişkiler 13 Kasım 2020
Atatürk’ü konuşmak 10 Kasım 2020
İmar kültürü 3 Kasım 2020
Devlet koruması 16 Ekim 2020