Demokrasiyi AB’ye sigortalamak

23 Ekim 2015 Cuma

Despotik bir ülkede seçim öncesinde, diktatör ile fotoğraf vermenin yanlış olduğunu kabul ediyorum. Ama bu davranışın onun için seçimde nasıl bir destek oluşturacağını anlayamıyorum.
Angela Merkel’in İstanbul’da Davutoğlu, ardından da Erdoğan ile objektiflerin ve kameraların karşısına geçmesinin bağlı olduğunu ileri sürdüğü ilkelere aykırı hareket ettiği için eleştirilmesi anlaşılır. Ama bu fotoğrafları otoriter-totaliter yönetimin, seçmenlere demokratlıklarının beratı gibi sunulup kabul görmesini beklemek anlaşılır gibi değil. Hakeza, Ankara’nın egemenlerinin AB zirvesi fotoğraflarında boy göstermelerinin, Türkiye’de demokrasinin veya Ankara’nın AB’ye üyeliğinin göstergesi olarak algılanabilmesini beklemek akıl dışıdır.
Emektar bekçiyi aile fotoğrafına dahil etmek onu ne kadar aileden kılıyorsa, Tayyip Bey’in “Merkel”ler ile fotoğrafları da Türkiye’yi o kadar AB’li kılar.
Merkel’in Erdoğan ile fotoğrafı Erdoğan’ı AB lideri yapmaya da, demokrat kılmaya da yetmez.
Her ne kadar siyaset bir algı olgusu ise de, artık o kadar da değil!

***

Bir bölüm akademisyenin Merkel’e mektupları da aynı açıdan irdelenebilir.
Ziyaretin, ilkesel olarak eleştirilmesi yerindedir. Ama “Gelme!” demenin bir anlamı yoktur. Çünkü Avrupa ülkesi olmayan Türkiye’de demokrasi AB’nin sorunu değildir.
Türkiye’de çokça düşülen bir yanlış da AB üyeliğini, demokrasinin güvencesi olarak görmektir.
Demokrasimizi kurtarmak için AB’ye aday olmaya bel bağlamak nafiledir.
AB’ye üye adayı olduğunuz için demokrasimizin güvencede olacağını sanmak arabayı atların önüne koşmakla eşanlamlıdır. Gerçekçi olan demokrasimiz güvencede olursa AB’ye üyeliğimizin gerçekleşeceğini görmektir.
Demokrasiler ne ithal ne de ihraç edilebildiğinden AB’den, demokrasisini bize ihraç etmesi gibi abes bir çabayı beklemek nafiledir.
Zaten ithal demokrasilerin kimseye bir hayrı dokunmadığı tecrübe ile sabittir.
Bugün Ortadoğu’nun içinde debelendiği bataklığı oluşturan olay, ABD’nin diktatör Saddam’ı devirerek, Irak’a demokrasi götürmek savıyla yürüttüğü operasyonla başlamıştır. Daha sonra Condoleezza Rice, amaçlarının bölgede sınırları değiştirmek olduğunu söyleyerek baklayı ağzından çıkarmıştır.
Şu aşağıdaki cümle, acı ama gerçekçi bir Amerikan şakasıdır:
- Bana iyi davran! Yoksa ülkene demokrasi getiririm, görürsün gününü!

***

Bu durumda demokrasi konusunda her toplum kendi göbeğini kendi kesmek zorunda.
Bu demek değildir ki, demokrasi savaşımında dayanışma yoktur. O dayanışma vardır var olmasına ama devletler arasında pek işlememektedir.
Nitekim Avrupa, kendi bünyesi içinde duyarlı olduğu demokrasiye, söz konusu olan Türkiye gibi birlik dışı bir ülke olunca, hiç de o denli duyarlı değildir.
Hatta, işine geldiğinde Türkiye’yi içinde bulunduğu onca badireye karşın, güvenlikli ülke ilan etmekten dahi çekinmemektedir.
Demokrasinin yerleşmesi, özgürlük çiçeklerinin Anadolu’da da açması konusunda Avrupa’ya bel bağlamış olmayanlar için bu olgu moral bozmaz.
Çünkü onlar, nasıl laik Cumhuriyeti tek başımıza yaşama geçirdiysek, demokrasiyi de aynı şekilde gerçekleştireceğimizi bilmektedir ve demokrasinin AB’ye sigorta edilmesinin imkânsızlığının da farkındadırlar.  


Yazarın Son Yazıları

İşte güzel haber 5 Ocak 2021
Böylesi daha doğru 1 Ocak 2021
Bir şulesi var ki... 22 Aralık 2020
O ne biçim söz öyle!.. 18 Aralık 2020
Mucize beklerken 15 Aralık 2020
Özüne bakalım 8 Aralık 2020
Ordu ve AKP 4 Aralık 2020