Demokratik Çözüm!

25 Aralık 2014 Perşembe

Son günlerde birbirini izleyen görüşmeler, çözüm sürecinde belirli bir hızlanmanın göstergeleridir.
Bizzat Başbakan’ın son açıklaması çözümün hızlanmasını isteyenlere müjde niteliğini taşıyor.
Buna karşılık Cemil Bayık hükümetin 2015 seçimlerine kadar çözüm sürecinde somut adımlar atmayıp çözümü seçim sonrasına sarkıtmak eğiliminde olduğunu, böyle bir tavra göz yummayacaklarını, 6-7 Ekim benzeri olayların çıkabileceğini söyledi.
Bu arada, HDP’nin 2015 seçimlerine, şimdiye kadar yaptığı gibi bağımsız adaylarla girme yerine, parti olarak katılma kararı, birçok çevrede tereddüt ve şaşkınlıkla karşılandı.
Yüzde on barajı kaldırılmadan böyle bir kararın alınması sonucunda partinin baraj altında kalması halinde AKP’nin 2015 seçimlerinde, anayasa değişikliği yapabilecek, bir parlamenter çoğunluk elde etmesi olasılığının varlığı haklı olarak şu soruyu sorduruyor:
-Acaba AKP ile HDP arasında bu konuda gizli bir görüşme mi var?

***

Böyle bir anlaşma ile HDP’nin baraj altında kalarak parlamentoya girememesinin, başka hesapları da içerdiği düşüncesini de akla getirmektedir. Nitekim bu gibi hesaplar ima yoluyla da olsa çeşitli çevrelerce dillendirilmektedir.
Kürtlerin baraj altında kalarak parlamentoda temsil edilememeleri halinde, TBMM dışında ayrı bir de Kürt Parlamentosu kurulmasını, haklı hatta zorunlu kılacak ve “demokratik özerklik” yolunda bir adım daha atılmış olacaktır.
Böylelikle, yüzde on barajının azizliği sonucu şimdiki Cumhurbaşbakan Tayyip Bey, fiilen melez başkancı sistemi, resmen Başkan Baba rejimine dönüştürecek, HDP de bütün demokratik söylemlerine karşılık, yalnızca etnik kimlik üzerine oturmuş bir çözümün ilk adımını, ayrı Kürt parlamentosunu oluşturarak atmayı başaracaktır.
Sonra da demokratik çözüm olarak takdim edilen çözümün doğurduğu modelin adı da demokratik özerklik olacaktır.
Böylelikle Türkiye’nin her tarafında korku ve baskı rejimi eşit olarak yaygınlaşacak, Kürt sorununun çözümünün Türkiye’de demokrasiyi güçlendireceği savı da suya düşmüş olacaktır.

***

Kürt sorununun Türkiye’nin demokrasi sorununun ayrılmaz bir parçası olduğunu ileri sürenler haklıdırlar. Türkiye’de Kürt sorunu çözülmediği sürece, ülkede demokrasinin yerleşemeyeceği de gerçektir.
Ama bu gerçekler, bize çözüm süreci diye sunulan ve her etnik kimliğin, kendi etnik kimlik etiketini taşıyan baskılar altında tutulmasını öngören çözümün, demokratik bir çözüm olmadığını görmemizi engellememelidir.
HDP’nin böyle bir oyunun içine girmesi, söylemi ne olursa olsun, sol ve demokratik bir çizgide olmadığını ortaya koyuyor.
Kürt sorununun ülkedeki demokratik güçlerin el birliği ile demokratik bir çözüme ulaştırılması kimsenin umurunda değil görünmektedir.
Onun yerine, ülke bazında, despot ile terör örgütü liderinin bölge çapında feodal güçler ve silahlı örgütlerle varacakları anlaşmalar sonunda, emperyalizmin kimi hesaplarını da göz önünde bulunduran bir çözüm sağlanmış olacaktır.
Böylelikle Türkiye Türkleri, Türkiye Irak ve Suriye Kürtleri dizaynında emperyalizmin de yer alacağı bir düzen içinde standartlaştırılmış ama hepsi kendi etnik kimliğine ait etiketler taşıyan baskı yöntemlerine maruz kalacaklardır.
Bu düzende Kürtler anadillerini öğrenmek ve konuşmak özgürlüğüne sahip olacaklardır ama kendi anadillerinde de olsa, ifade özgürlüğü yine de bir sorun olarak ortada durmaya devam edecektir.
Tabii ki, bu düzen ne Kürt ne de Türk halklarının sorunlarına çözüm getirecektir.
Ama kesinlikle emin olabilirsiniz ki, ortada herhangi bir demokratik çözüm ihtimali bulunmasa bile, bunu yine de herkese demokratik çözüm diye sunacaklar.
Yerseniz!


Yazarın Son Yazıları

Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020
Tarikat - Diyanet 18 Eylül 2020