İlla üç beş kişi sallandıracaklar...

22 Şubat 2018 Perşembe

Cumhurbaşkanı Erdoğan partisinin dünkü Meclis grubundaki konuşmasında ülkemizde büyük bir sosyal yara olan çocuk tacizleri konusunda almayı düşündükleri önlemleri anlatmış.
Konuşma sırasında dinleyici partililerin “idam isteriz!” diye solgan atmaları üzerine Cumhurbaşkanı böyle bir düzenlemenin anayasa değişikliği gerektirdiği yanıtını vermiş.
Tuhaf bir toplumuz, ne zaman girift bir toplumsal olayla karşılaşsak, uyanık çok bilmişler hazır reçeteyi hemen sunarlar:
- Sallandıracaksın üç beş kişiyi bak bir daha oluyor mu?..
Bu, insanların iliklerine işlemiş olan yasakçı devlet anlayışının bir ürünüdür.
Yasakçı devlet, yasaklamanın yaptırımı olarak cezalandırdığından, aynı zamanda cezalandırıcı devlettir. Yasakçı devlet astığı astık, kestiği kestik yapısıyla, her sorunla karşılaştığında yeni yasaklar, yeni cezalar getirir, var olan cezaları artırır.
Yasakçı devlet ceberuttur.
Yasakçı cezalandırıcı devlet, bu yöntemleriyle sorunların üstesinden gelemez, hiçbir şeyi çözemez, bütün ceberutluğuna karşın yaptırım gücünün de sınırlı kalması yüzünden çarpık düzeninin ensesi kalınına hükmü geçmediğinden aynı zamanda “cart - curt”tur.
Ceberut cart curt devletin tersi, bugün uygar dünyada analitik düşünceyi benimsemiş toplumların oluşturduğu düzenleyici, katılımcı, akılcı devlettir.

***

Çocuk tacizi sorununun son zamanlarda, toplumsal bir yara halini almış olması, onun yeni olduğu anlamına gelmiyor.
Sorun yeni değil eskidir, yeni olan bu konudaki farkındalıktır. İktidar da bu konuya el atmakla, herkes tarafından desteklenmesi gereken doğru bir girişimde bulunmuştur.
Yalnız girişim ve kimi öneriler doğru olmakla birlikte, olaya genel yasakçı yaklaşım hatalıdır.
Kapalı toplumların bu yapılarının cinsel suçları artırdığı bilinmektedir. Batı’da, Katolik kilise çevrelerinde birbirini izleyen skandallar şeklinde kamuoyunu şoke eden yaygın pedofili olayları bu olgunun çarpıcı bir örneğidir.
Durum böyle olunca, soruna salt ceza artırımı yöntemleriyle yaklaşmanın yetersiz olacağı kendiliğinden anlaşılır.
Bu gerçek bütün suçlar için geçerlidir. Cezaların yüksekliği ile caydırıcılıkları arasında doğrudan bir bağlantı yoktur. İdam cezası için de durum aynıdır. Şimdiye kadar yapılan araştırmalar, idamın caydırıcı bir niteliği olmadığını göstermiştir.
Bu arada, çocuk tacizi konusunda önlem olarak önerilmiş olan ceza indirimi uygulanmamasını ceza artırımı başlığı altında ele almamak gerekir.
Çünkü cezanın caydırıcılığı ile kaçınılmazlığı birbirleriyle yakından ilişkilidir. Başka bir deyişle fail üzerinde cezanın ağırlığı değil, kaçınılmazlığı daha caydırıcı bir rol oynamaktadır. Bu yüzden çocuk tacizi suçlarında indirim uygulanmaması olumlu bir önlemdir.

***

Kapalı toplumların özelliklerinden biri olan cinsel konuların tabu olması ve sanıldığından daha yaygın olan çocuk tacizi suçlarının üstünün örtülmesi, konunun girift toplumsal nedenler dolayısıyla gizlenmesi suçların yaygınlaşmasının ana nedenlerinden biridir.
Kimi olaylarda suçların faillerinin toplum içindeki etkin konumları da bu tür olayların, baskılar sonucu hasır altı edilmesinde etken olmaktadır. Suçun mahiyeti itibarıyla genellikle maznun ile mağdur arasında tabiyet ilişkisi olması, olayların hasır altı edilmesine neden olan bir etken olarak görülmektedir.
Bu konularda toplumsal farkındalığı artıracak girişimler de, cezalarda indirim uygulanmasını engelleyecek etkenlerin yanında olumlu rol oynayacaktır.
Seferberliği başlatmak yerinde olmuştur.
Yalnız, konunun sadece ceza artırımı ile çözüleceği yanılgısına düşmeden, açıklıkla üzerine gidilip tartışılmasından başlayarak, farkındalığı artırmak ve açık yüreklilikle konuyu tartışarak, analitik çözümleri tartışarak işe başlamak yararlı olacaktır.


Yazarın Son Yazıları

Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020
Tarikat - Diyanet 18 Eylül 2020