İmajı bırak durumu değiştir!

15 Kasım 2019 Cuma

Arkadaşımız Hüseyin Hayatsever’in 12 Kasım tarihli haberine göre, kamuoyunun tüm dikkati, Washington’daki Trump-Erdoğan görüşmesine yoğunlaşmışken, Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı kararıyla, Türkiye tarafından düzenlenen uluslararası toplantılardan Cumhurbaşkanlığı’nca belirlenenler için yapılacak harcamalara kapsamlı kural muafiyeti getirilmiştir.Bu karar gereğince, kapsamı Cumhurbaşkanlığı tarafından belirlenecek, uluslararası organizasyonlar ve toplantılar süresince düzenlenecek ikili ve çok taraflı görüşme, her türlü toplantı, basın toplantısı, kültürel, sanatsal ve turistik program ile tanıtım etkinlikleri çerçevesinde ihtiyaç duyulan her türlü mal ve hizmet alımları kiralama ya da doğrudan alım yoluyla temin edilebilecek, ayrıca bu kapsamdaki doğrudan alım usulü için herhangi bir parasal üst sınır bulunmayacak, bu tür alımlarda ilana çıkılmayacak, geçici veya kesin teminat alınması, yaklaşık maliyet hesaplanması, yeterlilik kuralları ile sözleşme yapılması, alım komisyonu kurulması, belge hazırlanması zorunluluğu da aranmayacak.

Kısacası, Cumhurbaşkanı’nın belirleyeceği etkinlikte tüm kararlar, uygulamayı yapan harcama biriminin takdirinde olacak.

İşte size, tek adam rejimimizin alameti farikası, her türlü denetimden azade, bir keyfi uygulama daha.

Getirilen, denetimsiz uygulamanın gerekçesi, Türkiye’nin imajı ve devletin yüksek çıkarları ile itibarının gereklerine uygun hareket edilmesi gerekliliği.

Son olarak yaşadığımız olayların da ortaya koyduğu gerçek, herkes için olduğu kadar Türkiye için de imajı konusunun çok önemli olduğudur. İçinde bulunduğmuz korkunç yalnızlık ortamında bu olgu kendini daha da fazla duyuruyor.

Türkiye’nin şu anda büyük bir imaj erozyonu içinde olduğunda herkes mutabık.

Ortada tartışılan bir husus varsa, o da, gerçekte imajın mı, yoksa durumun mu bozuk olduğudur.

Türkiye’nin, yürütmenin başındaki gücün tek başına yasama, yürütme ve yargıya egemen olduğu imajı yaygın.

Bu imaj doğru mu, yanlış mı?

Türkiye’de adaletin olmadığı, bağımsız bir yargının bulunmadığı imajı yaygın.
Bu doğru mu yanlış mı?

Türkiye’nin, bir yolsuzluklar, denetimsizlikler, talan ve yağma toplumuna dönüştüğü imajı ne derecede gerçeği yansıtıyor?

Şu anda Türkiye’nin hapishanelerinde, en fazla gazeteci bulunan ülke imajı gerçeği mi yansıtıyor, yoksa iftira mı?

Türkiye’nin eğitimin kalitesi sıralamasında OECD ülkeleri arasında sonuncu olduğu, öğrencilerin azımsanamayacak bölümünün okuduğunu anlayamadığı gerçek mi, asılsız bir yakıştırma mı?

Kadının toplum içindeki yeri konusunda, kadın cinayetlerinin umuru adliyeden olduğunu belirten imaj Türkiye gerçeğini mi yansıtıyor, yoksa yeni bir iftira mı?

Yolsuzluklar ve yoksulluklar ülkesi olan, ekonomik zorluklar yüzünden insanların birlikte intihar ettikleri Türkiye imajı ne derecede durumumuzla bağdaşıyor?

Günümüz dünyasında, spordan dış ticarete, diplomasiden turizme, sanattan eğitime her alanda imaj önemli. Çağımızda ülkeler, imajları için miyarlar harcıyorlar.

Her şeyin tek kişinin iki dudağı arasında bulunduğu bir dikta imajına sahip Türkiye’nin bu imajı değiştirmesi kesinlikle şart.

Ama bu imajın değiştirilmesi için, yapılacak uluslararası toplantılardaki harcamaların denetim dışında tutulması, algı yaratmak için dökülecek paranın kontrolden çıkarılması mı olmalı?

Evet, imajı değiştirmek şart.

Ama imajı değiştirmeye yeltenirken, önce onun gerçeği yansıtıp, yansıtmadığına bakmak gerek.

Eğer gerçeği yansıtıyorsa, o zaman değiştirme çabalarınıza gülüp, size şunu derler:

İmajı bırak da asıl durumunu değiştirmeye bak sen!


Yazarın Son Yazıları

Hamamda... 24 Kasım 2020
Yasak 17 Kasım 2020
ABD ile ilişkiler 13 Kasım 2020
Atatürk’ü konuşmak 10 Kasım 2020
İmar kültürü 3 Kasım 2020
Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020