İthal özgürlük

10 Aralık 2015 Perşembe

AB Türkiye Delegasyonu yeni Başkanı Büyükelçi Hansjörg Haber Hürriyet’e verdiği bir demeçte, Can Dündar’ın hapishanedeki hücrede kaleme aldığı mektupta dile getirdiği endişeye yanıt vermiş.
Can Dündar ve Erdem Gül endişelerini şu şekilde dile getirmişlerdi:
- Umuyoruz ki, mülteci krizine son verme arzusu Batı dünyasının insan hakları, basın ve ifade özgürlüğü ile temel değerler konusundaki hassasiyetlerine engel teşkil etmez. Can Dündar ve Erdem Gül’ün endişelerinin de Türkiye’nin demokrat kamuoyu tarafından geniş ölçüde paylaşıldığını da belirteyim.
Büyükelçi diplomatik dilin kıvraklığı içinde, mülteci krizinin Avrupa için çok önemli olduğunu, ama, basın özgürlüğünün eksikliği konusunda Avrupa’nın duyduğu endişelerin zirvelerde yetkililere iletildiğini söylemiş. Ve ardından da, meselenin can damarına parmak basan şu tümceyi telaffuz etmiş:
- Ancak basın özgürlüğü dışarıdan ihraç edilemez.
Şu anda Ortadoğu batağı ve Kürt sorununa gırtlağına kadar batmış olan Türkiye’nin en önemli meselesi nedir diye soracak olursanız, basın özgürlüğüdür derim.
Basın özgürlüğüdür çünkü diğer bütün sorunların çözümünde, özgürlük ön koşuldur.
Demokrasi ve özgürlük konusunda ise şu anda anahtar konumda olan basındır.
Kamuoyunun sindirilmesi, Çankaya’nın fethi ve nihayet kuvvetler ayrılığı ilkesinin ayaklar altına alınması suretiyle, bağımsız yargının ortadan kaldırılmaları aşamaları teker teker başarıyla geçilmiştir.
Şimdi “dikensiz gül bahçesi”nin önündeki tek engel, özgür basından elde ne kalmışsa odur.
Basının büyük bölümü de zaten yandaş medyaya dönüştürülerek denetim altına alınmış ve salt Tayyip Bey’in istediği doğrultuda algı yaratmakla kalmayıp, muhalefete saldırılarda uç beyi görevini de üstlenmiş bulunmaktadır.
Baskı ve hamaset konusunda, ülkenin egemeninin başı sıkıştığında, Bahçeli’nin
MHP’sinin el altından desteğine sahip olabileceği RTÜK konusundaki iki olayda da belli olmuştur.
Ama Tayyip Bey bunlarla yetinmeyerek, basından mutlak itaat beklemektedir.
Bunun için saldırılar özgür basından geriye ne kalmışsa ona yönlendirilmektedir.

***

Bu amaca yönelik olarak bir yandan bağımsız basın çökertmeye çalışılırken (Dündar ve Gül’ün Silivri’ye kapatılmaları bunun bir parçası) öte yandan Doğan medyasının da tümden tasfiyesine yönelik girişimler arttırılmaktadır.
Şu anda ilk hedef Doğan medyasının TV kanallarıdır. Bu ilk hedefe ulaşılmasına çok az kalmış, hatta kimilerine göre, operasyon nerdeyse tamamlanmıştır.
Bütün bunlar gerçektir ve basın özgürlüğü Türkiye’nin şu andaki bir numaralı sorunudur.
Bunları belirtirken Büyükelçi Haber’in altını çizdiği gerçeği de görmezden gelemeyiz. O da ithal basın özgürlüğü olmayacağıdır.
Bu sütunda bıkmadan usanmadan bu gerçeğin altını çizmeye çalışıyoruz.
Demokrasi ve onun onsuz olmazı basın özgürlüğünü yaşama geçirip, korumak ancak o ülkenin yurttaşlarının gayretiyle mümkün olabilmektedir.
Başka bir deyişle, Türk halkı ne kadar basın özgürlüğü istiyorsa, o kadar basın özgürlüğüne sahiptir.
Ne kadar istediği de seçim sonuçlarıyla sabittir.
Haksızlık etmeyelim! Türk halkı basın özgürlüğü istemiyor değil, istiyor, yalnız isteyenlerin miktarı kâfi gelmiyor. Bütün mesele bu.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Dur bakalım ne olacak? 1 Haziran 2021