‘Kanunu manunu boşverin!’

28 Ocak 2016 Perşembe

Beştepe Sarayı’nda düzey yükseliyor. Bu sözlerimden konuşmaların, görüşmelerin, düşüncelerin içeriğine yönelik bir anlam çıkarmayın sakın!
Belirtmek istediğim yalnızca saraya çağrılıların rütbelerinin yükselmesidir.
Nitekim, daha önce muhtarlar çağrılıyordu, şimdi artık Tayyip Bey derdini kaymakamlara anlatıyor. Yarın öbür gün Yalova Kaymakamı misali onlar da valiliğe terfi ediverirler.
Davetlilerin düzeyi yükseliyor, konuşulanların içeriğinde değişiklik yok.
Cumhurbaşkanı “külliye”nin yeni yönetim anlayışının sembolü olduğunu belirttikten sonra, muhtarlar gibi kaymakamlara da paralel yapıyla mücadelede görev düştüğünü, bu konuda gerektiğinde, kaymakamların doğrudan telefon açıp özel kalemini arayabileceklerini, aramaları gerektiğini belirtiyor:
Konuşmadan çıkardığımız sonuçlara göre, Tayyip Bey ile dertleşirlerken bir kısım muhtarlar, kaymakamından, valisinden memnuniyetini ifade ediyor, bir kısmı da şikâyetlerini iletiyormuş.
Tayyip Bey bu hususu böylece belirttikten sonra uyarıyor:
• Yani markajdasınız, onu bilesiniz, doğrudan bilgiler geliyor.

***

Tayyip Bey öncüsü olduğu “sistem reformu”nun(!) yanı sıra, özellikle yeni bir yönetici reformunun gerçekleştirilmesi gerektiğini söylüyor ve bu yönetici reformunun iç yüzünü de şöyle açıklıyor:
• Yeri geldiği zaman koyun mevzuatı bir tarafa!
Peki ne yapmalarnı öneriyor?
Yapılması gerekeni şu şekilde açıklıyor:
• Kendi zihinsel inkılabınızı devreye sokun! “Bunu bu şekilde yaparım” deyin ve yapın!
Bu sözlerin Türkçe tercümesi şudur:
• Kanunu manunu bırakın bir yana! Aklınıza eseni yapın!
Daha da doğrusu, kaymakamlara söylenmek istenen “durum kritikleşince kanunu bırakın bir yana Tayyip Bey ne isterdi diye düşünün ve onu yapın!”dır.
Anayasanın 104. maddesinin “Anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uygun çalışmasını gözetir” dediği Cumhurbaşkanı’nın kaymakamlara tavsiyesine bakın:
- Kanunu manunu bırakın bir yana, aklınıza daha doğrusu benim aklıma eseni yapın!

***

Bazıları soruyorlar, Türk usulü başkanlık sistemi nasıl bir şeydir diye.
Cevap Tayyip Bey’in kaymakamlara seslenişinde yatıyor:
Türk usulü başkanlık kanun tanımayan tek adamın keyfi yönetimidir. Anayasa değişikliği ile yapılmak istenen de durumun anayasal tescilidir.
Oysa Türkiye Cumhuriyeti’nin yapması gereken, terör dahil, karşılaştığı sorunların çözümünde yasaların çizdiği sınırlar içinde hareket etmektir.
Terör örgütleri için var olmayan bu sınırlama devlet için geçerlidir.
Tayyip Bey bu gerçeği anlamamakta, kendisini eleştirenlerin terör ile mücadele ettiği için değil, bunu yasal sınırlar içinde kalarak yapmadığı için eleştirdiklerini kavrayamamaktadır.
Terör ile mücadelede de kanunilik ister ve keyfiliğe yer yoktur. Yasallığı bir yana bırakarak keyfiliğe geçmek de sanıldığının aksine, her zaman etkinliği getirmiyor. Bunun en canlı örneği de bir zamanlar valilere PKK’nin silah ve mühimmat yığınağına göz yummaları konusunda keyfi emirler vererek devleti terörle mücadelede acze düşürmüş olan Tayyip Erdoğan’ın bizzat kendisidir.
Tekrarlayalım:
Demokrasinin kurum ve kurallarına uyulduğu takdirde, başkanlık da bir siyasal sistemdir.
Demokrasinin kurum, kural ve sınırları çerçevesinde terör ile mücadele devletin hakkı olmaktan öte görevidir.
İkisini de eleştirmiyoruz. Karşı olduğumuz keyfiliktir ve Tayyip Bey’in bunu dayatmasını eleştiriyoruz.


Yazarın Son Yazıları

Hamamda... 24 Kasım 2020
Yasak 17 Kasım 2020
ABD ile ilişkiler 13 Kasım 2020
Atatürk’ü konuşmak 10 Kasım 2020
İmar kültürü 3 Kasım 2020
Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020