Koalisyon Öcüsü

19 Mayıs 2015 Salı

Çocukları öcülerle korkuttukları gibi, çocukluk hastalığını henüz atlatamamış olan demokrasimizde de seçmenleri koalisyon öcüsü ile korkuturlar.
Baskı yöntemlerini istikrar diye adlandırıp, onun gitmesi halinde her şeyin bozulacağını iddia edenler kervanına AKP’nin milletvekili adayı, eski İçişleri Bakanı Efkan Ala da seçim bölgesi Erzincan’da katılmış ve şunları söylemiş:
Ben koalisyon olduğu zaman Türkiye’nin herhangi bir probleminin çözüleceğine zinhar inanmıyorum.
Geniş bir çoğunluk tabanına dayanan tek parti iktidarlarının istikrarı sağladığı, aksine koalisyonların da kaos getirdikleri iddiası, genellikle çoğunluk baskısını çoğulcu demokrasiye yeğleyenlerin sıkı sıkıya sarıldıkları bir efsanedir.
Dikkat edilirse görülür ki, genelde istikrar diye sunulan, dengelenmemiş çoğunluk sultasıdır ki, getirdiği de istikrar değildir.
Bugün basının, yargının, ekonominin içinde bulunduğu duruma bir bakın! Sonra da karar verin! Etnik, mezhepsel açıdan bölünmüş, bizden olanlar  olmayanlar diye ayrıştırılmış, herkesin ötekileştirildiği, demokrasisinin kurumları baştan aşağı zedelenmiş Türkiye’nin içinde bulunduğu durum “istikrar” olarak nitelenebilir mi?

***

Tek adamın kaynağını anayasadan almayan yetkileri kullanarak yönettiği bu rejimin despot karakterini istikrar olarak tanımlamak mümkün değildir.
Demokrasilerde istikrarın temelindeki unsur mutabakattır. Her konuda mutabakat ne kadar genişse, istikrar da
o derece sağlamdır. Bu açıdan bakınca Türkiye’nin salim geleceğinin koalisyonlara dayalı istikrar olduğu kesindir.
Hatta Türkiye’nin demokrasisinin içinde bulunduğu harabiyetten, yargısının içinde bulunduğu esaretten, toplumca içinde bulunduğu bölünmüşlükten kurtulmasının tek yolunun demokrasiyi yeniden inşa etmeye yönelik ulusal bir koalisyon olduğunu söylemek mümkündür.
Koalisyonlardan korkmamak gerek. Evet uzlaşmaya dayalı koalisyonlarda karar alabilmek, tek parti iktidarlarına göre biraz daha uzun bir süreci gerektirebilir, ama buna karşılık keyfilik unsurunu dengeleyebilecek balanslar daha iyi çalışır.
O bakımdan, seçimlerden sonra keşke bir koalisyon olsa, olabilse, diyor insan.
Tabii şu anda 7 Haziran’da seçimlerden çıkacak sonucun ne olacağını kestirmek ve koalisyon aritmetiğinin oluşup oluşamayacağını söylemek mümkün değildir.
Ama oy aritmetiği koalisyon koşullarını doğursa bile, siyaset sahnesinde, böyle bir çözümün önünü açacak olan zihniyet egemen değildir.
Eksik olan uzlaşı zihniyetidir.

***

Yalnız uzlaşma zihniyeti de yeterli değildir. Parlamentoda çoğunluğu oluşturabilecek siyasi partilerin üzerinde anlaşacakları ilkeleri de bulmak gerekmektedir.
İlkelerde buluşmak, uzlaşıyı da kendiliğinden getirecektir.
Ama siyasi partilerin tabanları, Türkiye’nin içinde bulunduğu bölünmüşlük, uzlaşıyı sağlayacak ortak ilkeleri bulmayı da zorlaştırıyor.
Aslında siyaset sahnesindeki bütün güçleri demokrasi için de birleştirebilecek somut bir tehdit mevcuttur.
Bu somut tehdit, sözleri ve eylemleriyle tehlikeyi her gün biraz daha keskinleştiren Recep Tayyip Erdoğan’dır.
Ama Tayyip Erdoğan’a karşı, gelecek seçimlerde de en fazla oyu alabilecek olan AKP’nin katılımıyla ulusal bir koalisyon oluşturmak bugün için mümkün görülmemektedir. AKP şu anda tümüyle Tayyip Bey’in kontrolündedir.
Ama siyasetin zemini değişkendir. 7 Haziran seçimleri ertesinin değişik olacağı kesin ortamının neleri doğuracağı, hangi yeni oluşumlara yol açacağı şimdiden belli değildir.
Onun için koalisyon konusunda da şimdiden olmaz olmaz derken unutmamalı ki, siyasette olmaz olmaz.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

En tehlikeli varyant 30 Temmuz 2021
Düzen namus istemiyor 23 Temmuz 2021
Bir 20 Temmuz sabahı 20 Temmuz 2021