Michigan’da Tasarlanan İstanbul

15 Mayıs 2011 Pazar
\n

\n

Sevgili,

\n

Bu yıl İstanbula bahar bir tuhaf geldi. Kendini bir türlü doğru dürüst hissettirmiyor.

\n

Yıllar içinden geriye doğru bakıyorum, böyle bir bahar daha var mı?” diye. Elli yıldan ötelere doğru inerken, 1953 baharı takılıyor aklıma.

\n

O sene de mart-nisan aylarında her güneş açmasını hevesle baharın müjdecisi diye algılıyordum hep ve her defasında da yanılıyordum.

\n

Bir keresinde yine güneşli bir günü sevinçle karşıladım:

\n

- Oh işte nihayet bu kez bahar geldi.

\n

Yine yanılmıştım. Ertesi gün Karadeniz üstünden, Tunanın buzları geldi, insanlar boğazın üstünde yürüyüşe çıktılar.

\n

Bu yıl da yine baharı beklerken duyduğumda iliklerime kadar titrediğim, ruhumu donduran Tayyip Erdoğan projeleri geldi.

\n

Bunlardan birincisi ne tam olarak yeri, ne tam olarak boyu, ne tam olarak işlevi ne de tam olarak maliyeti belli olan ipe sapa gelmez kanal projesiydi.

\n

Ben ciddiye almıyorum.

\n

Proje çılgın olduğu için değil, daha ziyade aptal olduğu için.

\n

Yoksa yanılıyor muyum?

\n

Kimi diyarlarda, asıl ciddiye alınması gereken şeyler aptallık mı?

\n

Kanal projesinden biraz sonra açıklanan İstanbulun iki yakasına iki yeni kent projesi bana daha gerçekleşebilir ve daha ciddi, ama bu yüzden de tabii çok tehlikeli geldi.

\n

***

\n

Ben doğma büyüme İstanbulluyum. Vakıf kaydına göre, baba tarafımın bu kentteki kökeni üç yüz yıl önceye kadar dayanıyor.

\n

Eskiden sık sık ve rahatlıkla Bu kent benim kentimderdim.

\n

Gerçekten eskiden burada İstanbullular yaşardı.

\n

Şimdi ise İstanbulluyumdediğinde garip şiveli insanlar şu soruyu soruyorlar:

\n

- Anladık da, nere İstanbullususun?

\n

Her yer İstanbullusu yanıt olarak kabulleri ama, cevap İstanbul İstanbullusuolunca işte onu bir türlü anlayamıyorlar.

\n

Dünyanın büyük kişilikli kentlerinin hepsinin başına gelir mi böyle bir şey bilmiyorum.

\n

Ama bir kent kendi özgünlüğünü, özelliklerini koruyup, dışarıdan gelenlere de kendi damgasını basabildiği sürece varlığını ve kişiliğini muhafaza edebilir sanırım.

\n

O gibi kentlere tasallut edilebilinemez, onlarla kolay kolay oynanamaz.

\n

Dünkü Açık Penceresinden Melih Aşık şöyle sesleniyordu:

\n

Sarkozy çıkar da, Parise bir şehir daha ekleyeceğim derse...

\n

Merkel mikrofonu alır, Berline iki Berlin daha inşa edeceğiz diye konuşursa...

\n

Herhalde çıldırmış derler... O yüzden bu liderler böyle söz edemez.

\n

Haklıydı.

\n

Acaba o ülkelerde liderler neden böyle söz edemiyorlar, neden dileyen Parise bir Paris, Berline bir Berlin daha ekleyemiyor?

\n

***

\n

Sanıyorum, sorunun yanıtı o liderlerden çok, sözü edilen kentlerin hemşerilerinde yatıyor.

\n

Parisliler Parisin, Berlinliler Berlinin yalnız sakinleri değil, aynı zamanda sahipleridirler de ondan.

\n

Parisin tam göbeğinde olan ve 1969da yıkımına başlanan Hallerin yerine ne konacağı tartışmalarını ve oranın 1-2 kilometre ötesindeki Louvreun avlusuna yerleştirilecek cam piramit münakaşalarını hatırlıyorum da, orada, kentine sahip çıkan Parislilerin tepkisi karşısında neden kimsenin kenti canının istediği gibi yağmalayamayacağını kolaylıkla anlayabiliyorum.

\n

Çünkü Parisliyimdiyenlere orada, Nere Parislisisindiye sorulmuyor, çünkü biliniyor ki, orada Parisli Paris Parislisidir.

\n

Durum böyle olunca, kent hemşerilerinin uyanık bekçiliği sayesinde tasallutlardan masun kalıyor.

\n

Zavallı İstanbulun kaderinin ağları ise dünyanın öte ucunda, Michiganda örülüyor.

\n

Düşünebiliyor musun Sevgili, İstanbul kendi içinde değil, Michiganda tasarlanıyor!

\n

Dün bu şaşkınlığımı bir dostuma dile getirdim. Yanıtı şu oldu:

\n

- İktidarı Washingtonda dizayn edilen ülkenin metropolü de Michiganda şekillendirilir.

\n

Zavallı İstanbul, zavallı İstanbullular!

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020
Tarikat - Diyanet 18 Eylül 2020
Yine idam 8 Eylül 2020
Dikiş tutmuyor 4 Eylül 2020