‘Sallandıracaksın üç beş kişiyi!’

28 Haziran 2022 Salı

Bu yıl da yaz bir türlü gelmedi, dedi biri. 

Öbürü kısa kesti:

- Geldi geldi! Baksana güneyde orman yangınları başladı bile...

Olay yerde muz kabuğu görünce “Eyvah yine düşeceğim” diyen Temel’i andırıyor. 

Orman yangını her yaz gelmesi mukadder yazgı sanki, yaz geliyor kaçınılmaz olarak orman yangını başlıyor.

Oysa öyle değil. Marmaris’teki son yangın da kavurucu sıcaklardan önce çıktı. Bu sefer halinden tavrından ne mal olduğu açıkça anlaşılan bir sefil yaratık, ormanı ailesiyle giriştiği mal mülk kavgasından dolayı yaktığını itiraf etmiş bulunuyor.

Son yangın üzerine herkes iktidara ateş püskürüyor.

Tepki, yangının bizatihi kendisinden değil, daha sonra felaketin tıpkı geçen yılki gibi seyrinin bire bir kopyası imişçesine yinelenmesinden kaynaklanıyor.

Orman yangını tümden önlenemez, ama azalması, daha az hasarla, daha çabuk kontrol altına alınması sağlanabilir.

***

Orman yangınları karşısında her yıl aynı çaresizlik içinde debelenip durulması aklın kabul etmeyeceği genelde siyasal İslamın, özelde onun Türkiye modeli olan AKP’nin talan ve yağma rejiminin sonucudur.

AKP’nin talan ve yağma ekonomisine dayalı yasakçı rejimi toplumsal olaylar karşısında neden sonuç ilişkisine dayalı önlemler almaz, kendi ideolojisine uygun yasaklar koyar.

AKP’nin sistemi, yasakçı ve cezacı bir sistemdir. Ne zaman bir sorunla karşılaşsa hemen yeni yasaklar ve cezalar getirir.

Nitekim orman yangınları konusunda da öyle oldu ve AKP, orman yangınlarına karşı, idam cezası getirilmesini önerdi.

İçişleri Bakanı kameralar önünde, “Orman konusundaki cezalar artırılmalıdır, idam konusu çok tartışılıyor ama idamın kendisine ait bir tür caydırıcılığı söz konusudur” derken kendimi tutamayıp, kahkahayı patlattım. “Sallandıracaksın üç beş kişiyi bak bakalım...” zihniyetinin tipik bir örneğini sunuyor ve her konuda neden çıkmazda olduğumuzu açıkça gözler önüne seriyordu, İçişleri Bakanı Soylu. Milli eğitim, tarım, ekonomi, sanat, spor, hangi konuda olursa olsun, yağma talan düzeninin kafası, neden sonuç ilişkisini göz önünde bulundurarak önlem alıp, soruna çare üretmek yerine, yasak getirmeye, ceza koymaya, yaptırım uygulamaya bakar. Bu kafaya doğru teşhis koyamazsanız, AKP iktidarında Türkiye’nin neden her alanda bu perişan duruma düştüğünü anlayamazsınız.

Türkiye bugün birçok devasa sorunla karşı karşıya ama bunlardan hiçbiri orman yangınlarına karşı çare olarak idam cezası getirmeyi, idamın caydırıcılığından yararlanmayı öneren İçişleri Bakanı Soylu’nun belli bir dünya görüşünün tipik dışa vurumu olan düşünce tarzından daha vahim değildir. Orman yangınına karşı, idamın kendine ait caydırıcılığına bel bağlayan İçişleri Bakanı bilmeli ki idamın herhangi bir caydırıcılığı olmadığı, günümüzde herkesin görüş birliğine vardığı bir gerçektir.

***

Modern toplumlarda, cezadan beklenen toplumsal yararların başında caydırıcılık gelir. Ve idam cezası da en başta caydırıcı nitelikte olmadığı için eleştirilir.

Zaten, cezaların ağırlığıyla caydırıcılık arasında bire bir bağlantı yoktur. Caydırıcılığı sağlayan suç sayılan fiilin yakalanma oranının yüksekliğidir. Ünlü İngiliz yazar Arthur Koestler, “İdam” adlı yapıtında, yankesiciliğin cezasının idam olduğu ortaçağ İngilteresi’nde yankesicilik suçunun en fazla işlendiği yerlerin bu suçluların idam cezalarının infaz edildiği meydanlar olduğunu belirtmekteydi.

Bu olguya karşın, yasakçı dayatmacı kafa her sorunu üç beş kişiyi sallandırarak çözmeyi önererek gülünç duruma düşer.

İçişleri Bakanı Soylu’nun orman yangınlarına karşı “Sallandıracaksın üç beş kişiyi” önerisine tektir ne de ilk.

Dediğim gibi, sorunlarımızın en büyüğü ise AKP’nin bu arkaik kafa yapısıdır. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Talan sosyal adaleti nedir? 12 Ağustos 2022
Komutanla aşağılamak 5 Ağustos 2022