Taksim Kurtulmadan Şırnak Kurtulamaz

04 Mayıs 2013 Cumartesi

1 Mayıs günü, Taksim’e ulaşılabilen yollarda, sokaklarda meydana gelen olaylar ki, biz onları ana yasak noktasının adıyla anıp Taksim olayları diye adlandıracağız, bilmiyorum Şırnak’ta, Hakkâri’de, Diyarbakır’da, Cizre’de nasıl karşılandı.
Sanırım, alışılagelmiş sıradan yerel bir olay olarak görülmüş ve yeterince önemsenmemiştir.
Oysa, olaylar bir kez daha göstermiştir ki, Türkiye’nin Kürt sorununu da kapsayan bir numaralı sorunu demokrasi olduğuna göre, Taksim’deki bir olay Şırnak’ı, Bodrum’daki bir gösteride olanlar Cizre’yi, İzmir’deki özgürlük sorunları Diyarbakır’ı yakından, çok yakından ilgilendirmektedir.
Kırk yılı aşkın süre önce, bir yabancı meslektaşımın, İsveç’ten sığınma isteyen Süryaniler ile ilgili sorusunu şöyle yanıtladığımı anımsıyorum:
- Doğrudur ama biraz da saptırılmıştır, rejimimiz ırk, dil, din, siyasi parti farkı gözetmeksizin, baskısını herkese aynı acımasızlıkla, eşit uygular.
Gerçekten de ceberut devletin ırk, dil ve din farkı gözetmeden zulmettiğini biliyoruz.
Eğer Kürt sorununun bir demokrasi konusu olduğuna içtenlikle inanıyorsak o zaman bu gerçeği görmek ve baskıdan kurtuluşun, ancak hep birlikte mümkün olduğunu anlamak zorundayız.
Baskıyı ortaklaşa çektiğimize göre, özgürlüğe de ancak el birliğiyle kavuşabiliriz.

\n

***

\n

1 Mayıs 2013 Taksim olayları bu olgunun canlı ve çarpıcı bir örneği.
Meral Dönmez ve Dilan Alp, 1 Mayıs Taksim olaylarında ağır yaralanan iki genç kızımız. Baskı Dilan’ı ne babasının memleketi Tunceli de, ne anasının doğum yeri Malatya’da yakaladı. Polisin yakından attığı biber gazı bombasının kapsülünün kafasına çarpması ile kafatası kırılıp, beyin meliyatına alınan Dilan’ın öyküsünü Yalçın Doğan, 03.05.2013 tarihli Hürriyet’te ayrıntısıyla yazdı, ilgilenen internetten okuyabilir.
Dilan ve Meral’i 1 Mayıs’ta İstanbul’da bulan polis darbesi gördüğünüz gibi, ırk, dil, din ayrımı yapmaksızın herkese eşit olarak çarpmaktadır.
Demokrasinin olmadığı yerde, buyurganın emri ya da keyfine uymayan herkes, ırk, dil, din ayrımı olmaksızın aynı derecede baskıya maruzdur.
Bu baskı sınıfsal nedenli de olabilir, düşünsel nedenli de, siyasal nedenli de etnik nedenli de...
Diktatörün ya da diktanın egemen kadrosunun kendi sübjektif kararına göre, belirlenecek
“tehlike”nin etiketi değişebilir ama yöntemi ve şiddeti ile içeriği değişmez.
Eğer bir ülkede özgürlük yok baskı rejimi var ise rejimin tanıdığı serbestlik alanları, sağlam güvencelere bağlanmış, gerçek özgürlük alanları değil, olsa olsa, buyurganın lütfu durumundaki izinlerdir.
İzin buyurganın keyfine öyle geldiği için verildiğine göre, aynı şekilde geri de alınabilir.

\n

***

\n

Vatandaşın hiçbir alanda özgür olmadığı ülkelerde etnik kimlik açısından da vicdan özgürlüğü bakımından da özgür olması düşünülemez.
Özgürlükler bir bütündürler; ya vardır ya da yoktur. Bir alanda özgürlük var, öbür alanda yok olamaz; yarım özgürlük yoktur, ya tam özgürlük vardır ya da tam esaret.
Kısmi demokrasi yoktur, ya vatandaşların tümü özgürdür ya da hiçbiri.
Türk özgür Kürt tutsakken kimse için demokrasi ve barış olamayacağı gibi, Kürt özgür Türk tutsakken de demokrasi ve barış olamaz.
İşte bu yüzdendir ki, Taksim kurtulmadan Şırnak kurtulamaz, Bodrumlu özgürlüğüne kavuşmadan Cizreli de kavuşamaz, İzmir özgür olmadan, Diyarbakır özgür olamaz.
Bu gerçeği görmeyen, özellikle de görülmesini istemeyen, gösteremeyenler ise hangi alanda olursa olsun,
“size özgürlük tanıyoruz” derken aslında yalan söylüyorlar, insanları özgürleştirme adı altında uyutuyorlar demektir.
Bu evrensel gerçek Türk için de aynıdır, Kürt için de...

\n

Yazarın Son Yazıları

Ordu ve AKP 4 Aralık 2020
Hamamda... 24 Kasım 2020
Yasak 17 Kasım 2020
ABD ile ilişkiler 13 Kasım 2020
Atatürk’ü konuşmak 10 Kasım 2020
İmar kültürü 3 Kasım 2020
Devlet koruması 16 Ekim 2020