Talan Sosyal Adaleti ve Türkiye

05 Nisan 2014 Cumartesi

Türkiye hâlâ seçimleri konuşuyor. Tartışılan konular arasında, bu oylamayı daha öncekilerin hangisiyle karşılaştırmanın daha doğru olacağı ile birlikte, bu kadar yolsuzluğun hırsızlığın aşikâr olmasına karşın, neden Tayyip Bey’in hatırı sayılır bir oy kaybına uğramadığı soruları öne çıkıyor.
Seçim öncesi İstanbul sokaklarını anımsayalım bir an!. Her tarafta Tayyip Erdoğan posterleri, arada birkaç tane de oraya buraya serpiştirilmiş Kadir Topbaş afişi...
Bunları gören de, İstanbul’da Sarıgül ile Erdoğan arasında bir yarış var izlenimine kapılırdı. Başka illerde de durum aynı olduğundan, son oylamanın Erdoğan referandumuna dönüştüğü rahatlıkla görünür.
Bu durumda son oylamayı bir önceki yerel seçimlerle değil, son genel seçim ile kıyaslamak daha yerinde olur.
Böyle bir karşılaştırma da, son seçimlerde Erdoğan ile AKP’nin, kimilerinin sandıklarının aksine oylarını artırmadıklarını, tam tersine düşüşte oldukların gösterir.
Ayrıca bu seçimlerde, AKP ile MHP ve CHP oy açısından eşitlenmiş bulunmaktadırlar.

***

Ama bütün bu söylediklerimiz yine de bu kadar yolsuzluğa karşın kaybını nasıl bu düzeyde tutulabildiği sorusunun açıkta kalmasını engellemiyor.
Dün bu sütunlarda, ürettiğinden fazla üreyen toplumlarda egemen olan talan ve yağma düzeninden söz etmiş ve telaffuz edilmeyen ama yaygınca uygulanan “talan sosyal adaleti” kavramının altını çizmiştim.
“Sandıklı dikta” rejimlerinde uygulanan talan sosyal adaleti, toplumun en geniş kesimlerinde “Ben de avanta ve talandan pay alabilirim” umudunu yaratmaya dayanır.
Burada alınan payın boyutu, pay alabilme olasılığının büyüklüğü önemli değildir.
Önemli olan tıpkı piyango veya lotoda olduğu gibi kazanma ihtimalinin bulunmasıdır.
Türkiye ürettiğinden çok üreyen bir toplum olmuştur. Avanta ve talanın ise Osmanlı’dan beri egemen bir düzen olduğunu söylersem de bana kızmayacağınızı umarım. Öyle ya, bize okullarda imparatorluğun gerileme nedenleri içinde, artık savaşları kolayca kazanamadığımız için ganimetlerin azalmasının hazineyi bozması da anlatılmıyor muydu?
Ganimet dediğiniz nedir? Düpedüz talan; veya vergiye bağlanan ülkeler diye bakarsanız avanta, ama kesinlikle üretim değil
Bazı istisnai dönemler dışında Türkiye hep ürettiğinden çok üreyen bir ülke oldu. Ve aradaki eksiklik avanta ve talan ile kapatıldı.

***

Kaynakların vahşice talanı ve avanta sistemine paralel olarak cari açık ekonomik düzenine dayalı AKP sisteminin can damarı, toplumun geniş kesimlerine talandan ve avantadan az da olsa pay vermeye dayanır.
Bir siyasi parti olan AKP, başka yerlerde de görüldüğü gibi bir paylaşım odağı, yani avanta ve talandan pay dağıtma merkezidir. Mehmet Tezkan bu partinin 8 milyon üyesi olduğuna dikkati çekiyordu geçen günkü yazısında.
Bunun nasıl köklü paylaşım ağı olduğunu bir düşünün!
Yalnız Türkiye’de değil, bu sistemin egemen olduğu her yerde, avanta ve talandan geniş kesimler pay aldıkları sürece, sistem hakça bir düzene, sürdürülebilir bir kalkınma sürecine dayanmasa da, avanta da talan da yolsuzluk da geniş kitleleri rahatsız etmez. O toplumlarda, hırsız var, bunlar çete diye haykırsanız toplumdan alacağınız eko şu olur:
- Hepimiz çeteyiz be abi! Ama Ukrayna örneğinde de gördüğümüz gibi, talan sosyal adaleti düzeni bozulur, ekonomik bunalımla saadet zinciri kırılırsa, o zaman talana, yolsuzluğa tepki duyulmaya başlanır.
Saadet zincirinin kırılması, düzenin çarklarının takılması döneminin eşiğindeyiz. O döneme girildiği zaman, talan sosyal adaleti sayesinde ayakta duranlar, talanın, yalanın, yolsuzluğun ve hırsızlığın enkazı altında kalacaklardır.  


Yazarın Son Yazıları

Hamamda... 24 Kasım 2020
Yasak 17 Kasım 2020
ABD ile ilişkiler 13 Kasım 2020
Atatürk’ü konuşmak 10 Kasım 2020
İmar kültürü 3 Kasım 2020
Devlet koruması 16 Ekim 2020
Düzenin özü 9 Ekim 2020