Yağma, talan düzeni örneği

26 Kasım 2019 Salı

Arkadaşımız Hazal Ocak’ın cumartesi günkü Cumhuriyet’te manşetten yayımlanan, Türkiye’nin dört bir yanında faaliyet halindeki 15 termik santralın baca filtresi takmaları konusunda 3 yıl daha süre tanınmasıyla ilgili yasanın TBMM Genel Kurulu’ndan geçtiğini bildiren haberi avanta-yağma-talan düzeninin tipik bir örneğini daha gözler önüne seriyordu.

Bilindiği gibi, aralarında Çanakalle Çan 18 Mart, Afşin Elbistan, Seyyitözü, Tunçbilek, Kangal, Soma A ve Soma B, Kemerdağ, Yeniköy (Zonguldak), Çatalağzı ile Yatağan’ın da bulunduğu, Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış olan ve hâlâ baca filtresi takmamış bulunan 15 termik santral ,SO 2 emisyonu ile, çevre ve insan sağlığı ile tarım ürünleri açısından büyük tehlikeler oluşturmaktadır.

Yine bilindiği ya da bilinmediği üzere, Türkiye’nin 81 ilinin yüzde 56’sında hava kirlilliği Dünya Sağlık Örgütü sınırlarının üstündedir ve vatandaş da bunun farkındadır.

O yüzdendir ki, söz konusu tesislere baca filtresi için ek süre tanıyan kanun önerisi, daha önce TBMM’ye geldiğinde, kamuoyunda büyük tepki yaratınca, 14 Şubat 2019’da partilerin ortak kararıyla geri çekilmişti.

* * *

AKP adeti veçhile, konuyu sessiz sedasız torba yasanın içine yerleştirerek bir kez daha Genel Kurul’a getirdi ve bu kez MHP’nin de desteğiyle geçirdi.

Oysa, AKP Grup Başkan Vekili Mehmet Muş, 17 Temmuz 2019’da yaptığı konuşmada, “O şirketlere tanıdığımız süre yıl sonunda bitiyor, o süre zarfında standartlara uygun filtreleme yapılacaktır, uzatma söz konusu değildir” diyordu.

Daha geçen hafta içinde, partili Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da, AKP MYK toplantısında şunları söylüyordu:
- Termik santrallar konusunda emir verdim, baca gazı filtreleme sistemi olmayan tesislere kesinlikle müsaade etmeyeceğiz. Kimse milletin havasını kirletemez, mutlaka filtreleme sistemi yapılmalı. Konuyu bizzat takip edeceğim.

Ama iki gün sonra, 15 tesise, dördüncü kez olmak üzere, 3 yıl daha filtresiz çalışma imkânını sağlayan yasa, AKP ve MHP’nin oylarıyla Meclis’ten geçiyordu.

Bu arada belirtelim ki, filtreleme sistemini yaptırma yükümlülüğünü hâlâ yerine getirmemiş olan tesisler, vatandaşın anayasanın “Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir” diyen 56. maddesini çiğneyerek, (CHP bu gerekçeyle yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğini açıkladı) çevreye zehir ve ölüm saçarak, etkinliklerini sürdürürken de teşviklerini almaktaydılar.

Ekonomisini, doğal kaynakların, tarihi birikimlerin yağma ve talanı üzerine oturtmuş,

birinci tercihi insan ve kutsalı emek olmayıp, avanta ve talan olan yağma, talan düzeninin egemen olduğu bir toplumda bunların hepsi olağandır.

* * *

Ürediği ve tükettiği ölçüde üretemeyen ve yetersiz sözde üretimini de, üzerinde bulunduğu yurdun toprağını, havasını, suyunu, ormanını, denizini, deresini, gölünü vahşice yağmalayarak, içinde bulunduğu toplumun değerlerini ilkelerini, haklarını, özgürlüklerini, hoyratça çiğneyerek gerçekleştiren, AKP’li talan ve yağma düzeni değişmedikçe o filtrelerin üç yıl sonra da takılmayacağından, çağını tamamlamış, çevreyi kirletici, geçmişin teknolojisiyle çalışan, ölüm saçan tesislerin çevreyi pisletip, vatandaşı öldürerek etkinliklerini sürdüreceğinden kuşkunuz olmasın!

O sözde güvencelere kulak asmayın siz!

Bundan önceki güvencelere ne olmuşsa bundan sonrakilere olacaklar da aynıdır.

Temiz havayı doya doya içinize çekip, derin bir oh diyebilmek, serin, berrak bir suyu kana kana içip, yürekten şükredebilmek için dahi, önce bu avanta, rüşvet, gasp ve yağma talan düzeninden kurtulmak zorundayız.

Yabancı müstevliler bile her şeyimizi bu kadar vahşice yağmalamamışlardı.


Yazarın Son Yazıları

Ordu ve AKP 4 Aralık 2020
Hamamda... 24 Kasım 2020
Yasak 17 Kasım 2020
ABD ile ilişkiler 13 Kasım 2020
Atatürk’ü konuşmak 10 Kasım 2020
İmar kültürü 3 Kasım 2020
Devlet koruması 16 Ekim 2020