Arif Kızılyalın

Amerika’nın yeniden keşfi!

26 Kasım 2016 Cumartesi

Bazı maçlar vardır; dönüşü olmaz. Galatasaray için de Bursaspor karşılaşması, kaçmakta olan umut treninin son vagonuydu.
Ya kazanacak, “ben de varım” diyeceklerdi, ya da dönülmez akşamın ufkuna yelken basıp hedeften kopacaklardı.
Onlar, kazanmayı tercih ettiler.
Zorlansalar da 3 puanı, Bursaspor gibi dişli bir takıma karşı alıp, haftalardır yaşadıkları karabasanı camialarından uzaklaştırdılar.
Aslında maça da iyi başlamamışlardı. Geçen haftaki F.Bahçe yenilgisi sonrası kesik yiyen Tolga, Sinan, Eren ve sarı kart cezalısı Carole’nin yokluğu belli ki takımın ayarlarını bozmuştu. Hele Bursaspor’un ofsayt kokan pozisyonda öne geçmesi sonun başlangıcına start verir gibiydi ki, bir şeyler oldu. Seyirci homurdanmaya başlamadan sihirli değnek değmişçesine toparlandılar. Sneijder sorumluluk aldı, De Jong, kilosuna karşın gaza bastı, Podolski ile Yasin de futbollarının ‘Almanca’sını anımsadılar.
Bu kez de hakem ‘dur’ diyecekti. Biri net iki penaltıları verilmedi, ama yılmadılar, Sneijder’in önderliğinde başlayan atakta Podolski-Yasin işbirliği ile skoru dengelediler, ikinci yarıda Hollandalı’nın akıllı frikiği ile öne geçtiler.
Maç biterken kulübeden gelen Eren Derdiyok’un golü de galibiyeti perçinledi.
Evet, bu sıradan bir galibiyet değil. Uçurumun kenarından çeviren 3 puan. Ancak, gereken dersler de çıkarılmalı. Örneğin aylardır oynamayan Linnes’ten sağda yararlanılmalı, Podolski sakat olmadığı sürece ilk 11’de mutlaka yer almalı, Sneijder, rakip ceza alanına daha yakın oynatılmalı; tıpkı dünkü gibi.. Amerika’yı yeniden keşfe gerek yok!  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Ya kahramansın ya hain! 22 Haziran 2021