Arif Kızılyalın

‘Futbolda FETÖ izleri’

16 Mart 2021 Salı

Hain darbe girişimi sonrası, her tarafa sızdığı ortaya çıkıyordu terör örgütü FETÖ’nün. Spor, özellikle de futbol elbette bu sarmalın dışında kalamazdı. Çok göz önünde olanlar ya yurt dışına kaçtı, ya cezaevi-mahkeme arasında mekik dokudu. Peki Türkiye futboldaki FETÖ’cüleri saf dışı bırakabildi mi? İşte bu soru geçen günkü F.Bahçe-G.Birliği maçı sonrası bir kez daha gündeme geldi. Aslında 5 ay önce o günlerin NTV yorumcusu Rıdvan Dilmen de “TFF’deki FETÖ yapılanması” üzerine iddialar ortaya atmış, spor savcıları dahil kimseyi inandıramamıştı. Ancak son 7 gün içinde Türk sporunun en büyük 3 STK’sından biri olan F.Bahçe’nin en yetkili isimleri çıkıp, FETÖ diyorsa düşünmek lazım! Başkan Ali Koç’un hafta başı yaptığı, “FETÖ hâlâ Türk futbolunun içinde” açıklamalarının hemen ardından bu kez F.Bahçeli yönetici Selahattin Baki’nin, “FETÖ zihniyetiyle bilerek kaos çıkarmaya, insanları sokağa dökmeye çalışıyorlar” ifadelerini kullanması ilginç! Sanki bir bildikleri var gibimize geliyor! 

TFF ilk kez konunun üzerine gitti ve soruşturma amaçlı mahkemeye başvurdu, artık sıra savcıların atacağı ciddi adımlarda, çünkü, konu “Maç heyecanı ile verilen demecin” çok ötesinde...

FETÖ demişken, 2016 sonrası TFF’de 100’ün üstünde kişi ile ilişki kesilmişti. Aralarında sırf muhalif kimlikleri nedeniyle FETÖ’cü damgası yiyenler oldu; hatta öyle ki, CİMER-MİT tarafından masumiyetleri kanıtlanan doktorlar, akademisyenler bile fırsat bu fırsat denilerek gönderildi. Ve bu suçsuz günahsız kişilerin futbol kariyerleri bitirilirken, hâlâ futbol yapısında FETÖ izi varsa, gayrısız hepimize yazıklar olsun! Aslında bu meselede at izi it izine o kadar karışmış ki inanamazsınız! Örneğin sağı solu savcılığa şikâyet eden kıymeti kendinden menkul futbol insanının avukatının şu an FETÖ’den 8 yıl hüküm giyen eski TFF görevlisi M.O. ile içli dışlı oluşu da aslında konunun ne denli girift olduğunun kanıtı. Bu iş çok su kaldırır; meseleyi İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’e bırakalım!

***

Ve biraz nostalji; geçenlerde bir albüm elime geçti. Kaynakça G.Saray Lisesi müzesindeki bir matbu eserdi. 1951 yılı iki çifte dümencilide Türkiye Şampiyonu olan G.Saray Kadın Takımı’nın fotoğrafının altına, Evin Saracoğlu, Lale Oraloğlu ve Altan Karındaş isimleri yazılmıştı. Lale hanım entelektüel bir isim, Altan Karındaş da geçenlerde kaybettiğimiz çok değerli bir tiyatro sanatçısı. Peki Evin Saracoğlu kim? Şu an F.Bahçe’nin Kadıköy’deki dev stadının adını taşıyan eski başkanlarından Şükrü Saracoğlu’nun kızı. Düşünebiliyor musunuz? F.Bahçe başkanının kızı G.Saray’da spor yapıyor! Ne kadar kabul edilemez bir durum değil mi? Değil! Aslında spor ruhu bu, ezeli rekabet, ebedi dostluk da bu. Hatta şu anki F.Bahçe Başkanı Ali Koç’un merhum ağabeyi F.Bahçe üyesi Mustafa V. Koç’un G.Saray Binicilik Takımı’nda spor yapması, iyi bir F.Bahçeli olan Şenes Erzik’in sporla G.Saray Adası’nda yüzücü olarak tanışması da sporun güzel yüzü. O yüzden kayıkçı kavgası yapanlara prim tanımayın; çünkü işin içine kavga girdi mi spor, sporluktan uzaklaşıyor!


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Quo Vadis* G.Saray? 16 Nisan 2021