Arif Kızılyalın

Genç hakemin ‘gör’ dediği?

24 Şubat 2016 Çarşamba

Baştan şunu kabul edelim ki, FIFA kokartlı hakem Deniz Ateş Bitnel, muhtemelen sezon boyunca yapacağı hataları, bir 90 dakikaya sığdırdı; faturası da belli, sezonu kapattı.
O talihsiz geceye dönersek; verip vermediği penaltılar, süzemediği fauller, ihtarlar, ihraçlar, saymakla bitmeyecek yanlışlar. Galiba, en büyük hatası da kokartına güvenip, ‘yanlışı’, ‘yanlışla’ düzeltmeye kalkışmaktı; bu da deneyimsizliğinin tezahürü olsa gerek.
Çünkü, bu genç kardeşimiz art niyetli değil, yazılanların aksine bahis çetesinin adamı falan hiç değil, sadece Antalya seminerinde, “Kural kitabında harfiyen uygulayacaksın kardeşimmm” diyen despot düzenin kurbanı. Eskilerin bir lafı vardır, “hakem kara kaplı kitaba göre düdük çalar ama aynı zamanda idare-i maslahatçılık da yapar” diye. O, bunu yap(a)madı!
Deniz Hoca’yı savunacak değilim, ama sahadakilerin hemen hemen hiçbiri masum değildi pazar gecesi. Ve bunu gözden kaçırıp, Salih başta olmak üzere özellikle Trabzonlu futbolcuları halk kahramanı yapmaya çalışıyoruz. Öncelikle penaltı kandırmacasına giden Erkan Zengin ve Umut Bulut’u bir kenara yazın. Sonra da, kabarık faturayı Özer’e kesin. Hemfikiriz ki Trabzonlu oyuncuya çıkan ilk sarı kart yanlış, ama futbol zaten yanlışlar oyunu; “peki hoca” diyerek sahaya dönse, itirazdan ilk sarısını görmese, maç buralara gelir miydi? Ve sarı kartı varken, kayarak topa müdahale ederse de hakem ikinci ihtarı, dolayısıyla ihracı uygular.
Aykut Demir’in kartına kimsenin lafı olamaz. Sanırım, ilkinde de, ikincisinde de ‘kabadayılığı’nın faturasını ödedi. Arandı, resmen. Ki, maç sonrası meraklısı olduğu “Smith&Wesson”lu göndermeler, onun da masumiyet karinesini yok ediyor. Cavanda ve Salih’inkileri saymıyorum, oralarda film fena halde kopmuştu.

Aslında kuralları uyguladı
Hak verirsiniz ki, penaltı pozisyonları (verilen-verilmeyen) hariç, Deniz hoca, aslında kuralları uyguladı. Eğer, Özer’i atmasa, ‘cesaretsiz’ diyecektik. Keza Aykut’a ses çıkartmasa veya Cavanda ile Salih’i geçiştirse, “Hakemliğin manevi şahsiyetini”ni yerle bir etmekle suçlayacaktık.
Kimse kusura bakmasın, burada Deniz Hoca, Türk futbolunun nasıl “idare edilemediği”ni göstermiştir, 90 dakikadaki yönetimiyle.
Bugüne kadar paspas altına gizlenmeye çalışılan yanlışları gözümüze sokmuştur 4 kırmızısıyla...
Hiyerarşik sıralamaya uyacak olursak, futbol dünyasının tamamıdır fatura ödemesi gereken. Hakemlere, polis kimliği kazandırıp, “Sana dokunanı atacaksın” diye bas bas bağıran Bünyamin Gezer’den, başkanlığa atanırken çeşitli tavizler veren Kuddusi Müftüoğlu’na, seçilen(!) Yıldırım Demirören’den, yarısı ayağına top değmemiş TFF Genel Kurul üyelerine herkesin tuzu var aslında Deniz Ateş Bitnel’in kötü yönetiminde.

Terim’i dinledik mi?
Ve bu düzensizliğe hiçbirimiz (4. kuvvet medya dahil) ses çıkarmadık yıllardır. Sadece Fatih Terim, 14 ay önce Haliç Kongre Merkezi’nde dile getirmişti çarpıklığı. “Beni, bir ülke insanı olarak dinleyin, hatta söyleyeceklerime ülkesinin kaynakları ve evlatları için yüreği yanan birisinin sözleri olarak kulak verin” diyerek başladığı konuşmasında dikkat çektiği konular şöyleydi:
- Kulüplerin iyi yönetilmediği, borç batağı, borç yapan yöneticinin sorumluluk yüklenmemesi, UEFA’nın yakında başlayacak finansal yaptırımları.
- Çocuklara, top oynayacak alan kalmaması, altyapılardan oyuncu yetişmemesi.
- Futbol Federasyonu Genel Kurulu şemasının, Türk futbolunu temsil etmemesi, futbolu futboldan gelenlerin yönetmemesi.
Gelinen nokta aslında aylar önce Terim’in, çizdiği tablonun yansımasıdır. Peki, o gün Terim’i kimse dinledi mi? Hayır, sadece, “Messi bizde olsa, cüce diye takıma giremezdi” sözüne takılıp, gülüp geçtik, bakmadık bile şimdilerde acınılacak hale gelen Türk futbolunun o günkü röntgenine!  


Yazarın Son Yazıları

Futbolda para bitti! 14 Ekim 2020
TFF’nin üst aklı kim? 18 Ağustos 2020
Futbolu TFF mi yönetiyor? 1 Ağustos 2020