Arif Kızılyalın

Neresinden tutsak!

16 Ekim 2018 Salı
<video:1110234>

Türkiye’nin gündemiydi Arda Turan. Geçen haftaya damgasını vurdu. Öyle ki, Sayın Cumhurbaşkanı’nın “Bu fakir bu görevde olduğu sürece o teröristi alamazsınız” dediği Amerikalı rahip Brunson, elini kolunu sallaya sallaya ülkesine döndü, ama “Arda” kadar konuşulmadı.
Aslında Arda meselesi, iyi ki de konuşuldu, yoksa kapanıp gidecekti. Eğer, hastane görüntüleri gazeteci kimliğini hâlâ koruyabilen arkadaşlarımızca ortaya çıkarılmasa, ‘dayak yiyen’ popçu Berkay’ın avukatı savcılığa gidip suç duyurusunda bulunmasa, ne Başakşehir Kulübü harekete geçerdi, ne TFF, ne de savcılık!
Şimdi eğri oturalım, doğru konuşalım; “şu satırları yazan fakir” ezkaza bırakın ‘hayalet silah’ Glock, çakıyla X-Ray’e girse, nezarethaneden kurtaramaz yakasını, ama Arda Turan, Yeni Türkiye’nin aktörü kimliğiyle suça karışınca, illa kamuoyu baskısı gerekiyor harekete geçmek için.
İşin şakası bir yana ‘muhafazakâr yapının’ futboldaki ‘temsilcisi’ Başakşehir niçin harekete geçmek için savcılık soruşturmasını bekledi, anlamak mümkün değil. Oysa, Kadir Topbaş’ın görevden alınışı sonrası İstanbul’un direksiyonuna geçen Göksel Gümüşdağ’dan daha hızlı bir refleks beklerdik! Hele BaşakşehirFK, Sağlık-Turizm Bakanları’nın ilk göz ağrısı bir yapıyken, “Hatalısın cezan şudur Arda” demeliydi Göksel Gümüşdağ ve yönetimi!
Bu arada, gece kulübü önündeki itiş kakış ve hastanedeki silahşörlük görüntülerinin medyaya sızmasında kusuru olan Emniyet amirinin kızağa çekildiği haberini duyduk; doğrudur değildir bilmem, ama bu iddia gerçekse büyük ayıp!
Valilik, o amiri görevden alacağına ödüllendirmeli, gerçeği aydınlığa çıkardığı için!
Çünkü, o görüntüler olmasa, Arda Turan’ı gizli bir el ‘yine’ koruyacaktı. ‘Gizli el mi?’ demeyin; o elin kim olduğunu ben, sen, o, biz, siz, onlar; kısaca cümlemiz biliyoruz. O yüzden görüntüler olmasa Arda Turan olayı, tıpkı uçakta dövülen gazeteci meselesindeki gibi satır aralarına gömülüp kapatılırdı!
Yanlış anlaşılmasın, Arda’yı “asın” demiyoruz, ama yargılayın, verin cezasını, hem ona, hem bu tür mafyatik hareketlere özenenlere örnek olsun. Nasılsa Arda’nın sicili temizdir, ‘5 yıl geriye bırakılmalı’ cezayı alır, o sürede artık suç işlemez, belki kendini yeniden futbola verir ve biz Arda’yı barda değil, sahada görürüz.
Bar kavgası demişken Burak Yılmaz da vardı olayın içinde. Trabzonspor’un yıllık, ‘kemiksiz’ 3 milyon Avro ödediği bir isim Burak. Ve o gece, yardımcı roldeydi. Üstelik gitti karakola, “Ben gördüm, Arda, Berkay’ın eşine asılmadı” diye ifade verdi arkadaşını koruma adına. “Yahu Burak kardeşim, sen 20 yıldır ofsaytta olup olmadığını göremiyorsun, gece kulübünde loş ortamda Arda’yı nasıl gördün” demezler mi? İşin kötüsü Trabzonspor’dan ses çıkmıyor Burak için. O da ‘kanka’ kontenjanından korunuyor galiba! Bir umut, Ünal Karaman Hoca’nın, ‘kulak’ çekmesi!

***

Gündem Arda’ydı, pek çok konu güme gitti. Örneğin Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nun Konya-Alanya-Osmangazi Köprüsü sevdası nedeniyle 3 ayrı bölgeye bölüştürülmesi, sporcuların yaklaşık 770 km’yi otobüs tepesinde gitmesi gibi aksaklıklar pek konu edilmedi, ‘Necip Türk Basını’ tarafından.
Hatta, arada Ulusal Futbol Takım rezaleti de kaynadı arada.
Evet, rezalet. Kimse, “Yeni kurulan bir takım, gençleri kazanıyoruz” demesin. Türkiye madem büyük ülke, ulusal takımın teknik direktörü hem yetiştirici, hem yarışmacı takım kuracak. Ama, bu iş 75’ine merdiven dayayan Mircea Lucescu ile olmuyor, olmaz da! İşin kötüsü “Durun bir dakika” diyen spor yorumcusu yok bu tabloya bakıp. Çünkü, TFF’de Lucescu’yu getiren Sayın Demirören, yazılı ve görsel medyanın yarısından fazlasını elinde tutuyor. TRT’den umudu keseli zaten çok oldu, o yüzden, görmedim, duymadım, yazamam havası hâkim!.

***

Ve son bir soru. Geçen hafta Kadınlar Basketbol Cumhurbaşkanlığı Kupası maçı vardı. Hatay Belediye ile Fenerbahçe oynadı. Güney ekibi kazandı. Salonda TBF Başkanı Hidayet Türkoğlu da vardı. Ama kendisini törende göremedik. Acaba Saray’dan biri, “Kupa törenine katılma mı” dedi. Yoksa, Hidayet Türkoğlu kendi isteğiyle mi törende yer almadı?
Öyleyse niye?
Görüldüğü üzere Türkiye’nin neresini tutsanız elinizde kalıyor!  


Yazarın Son Yazıları

Rafael’e bakarken 30 Aralık 2020
Gazoz olma efsane ol! 17 Kasım 2020
Pandemi, loca ve menajer 11 Kasım 2020
Deprem vergileri nerede? 4 Kasım 2020
Futbolda para bitti! 14 Ekim 2020