Arif Kızılyalın

TFF seçimi, Enes falan filan

25 Haziran 2015 Perşembe

Türkiye garip bir ülke. Bu gerçeği her alanda görüyoruz.
Geçenlerde TİM’in bir ödül töreni oldu, 17-25 Aralık sürecinin ‘İyi çocuğu’ Reza Zarrab (Ya da Rıza Sarraf) ihracat şampiyonu ödülü aldı. Hem de AKP’nin kanaat önderi sayılabilecek bakan ve yöneticilerinin elinden. Sonra aleyhte kamuoyu oluşunca, hemen U dönüşler; “Reza zayıflamış tanıyamadık...” lafları.
17-25 Aralık sürecinden söz açılmışken, o dönemin madurlarından biri de Enes Kanter. Amerikan Profesyonel Basketbol Ligi NBA’daki en iyi istatistiğe sahip bu genç Türk, cemaate yakınlığı, daha doğrusu o günlerdeki tavrı nedeniyle (A) Milli Basketbol Takımı’na alınmadı.
Belki, sessiz kalsa, “Hırsız var” kampanyasının içinde yer almasa, ya da mevkidaşı Hidayet Türkoğlu gibi, Ak-Saray’a telefon edip hal hatır sorsa bugün kampa katılacaktı, ama o kadro dışı kaldı. İşin ihalesi de Ergin Ataman hocaya bırakıldı. “Yanlışları vardı, 2 kez çağırdık, gelmedi, af dilemedi, yemek bile yemedik” türünde laflar etti Ergin Hoca. Görülen o ki, affedilmeyecek bir suç işlemiş bizim 23 yaşındaki Enes. Yoksa, oyuncusunu soyunma odasında tokatlayan milli takım koçunu affeden basketbol ailesinin, Enes’e de kapılarını açması gerekirdi.

Demirören çok başarılıymış!
Siyasetin, hatta Ak-Saray’ın sporla bu girift ilişkisi keşke Enes olayıyla sınırlı olsa, susacaktım ama değil. Malum TFF seçimleri var bugün Ankara’da. Ve siyaset, futbol sandığının dibine kadar girmiş durumda. Eğri oturup, doğru konuşacak olursak Yıldırım Demirören iyi idare edemedi futbolu. Ne Galatasaray’ı memnundu mevcut başkandan, ne Fenerbahçe’si, ne Trabzon’u, ne de Beşiktaş’ı. Anadolu kulüpleriyle PTT 1. Lig, TFF 2. Lig ve 3. Lig’i saymıyorum, milli takımlardaki ‘orantısız düşüş’ü anımsatmıyorum bile.
Ama bakıyoruz, Demirören, tarihin en başarılı başkanıymış gibi 300 küsur genel kurul üyesinin 235’inin imzasını alıp aday oluyor. Hem 3 yıl boyunca ağla, “adaletsiz yönetim var” diye, hem de git “mevcut yönetime” imza ver.
Ya futbol camiası çok kaypak ya da...
Evet, ya da her yerden baskı var. Ki,
o baskının hangi boyutlarda olduğunu TÜRGEV’e verilen futbol sahaları, stat arazileri, Ak-Saray’dan alınan icazetler, ‘seçi-lirsem borçlarınızı affettiririm’ sözleriyle de ölçebilirsiniz. Gerçi, Haluk Ulusoy, adaylık için gerekli 60 imzayı bulduğu takdirde, G.Saray, Trabzon, Beşiktaş ile iktidar güdümünde olmayan PTT 1, 2 ve 3. Lig takımlarının, ‘gönülsüzce’ imza verdikleri Demirören’e oy atmayacaklarını biliyoruz ama son yılların en etik dışı seçimine tanıklık edeceğimizden şüpheniz olmasın.
 
Nerede Fair-Play?
Etik demişken, Bakû’daki Avrupa Oyunları’nı izliyordum. Türk boksör, maçtan yenik ayrıldıktan sonra küsüp köşesine gitti, Mısırlı rakibi ise dakikalarca ring-de tebrik edilmeyi bekledi, işin kötüsü antrenörü de boksöre uyup soyunma odasının yolunu tuttu. Bu nasıl bir anti-fair harekettir, nerede kaldı centilmenlik ruhu! Spor güya yürüyen ahlak, ama biz milli takım sporcusu ve hocalarımıza anlatamışız bu işleri. Galiba o çocuk boksu, mahalle kavgası sanıyor! Yazık ki ne yazık!
Eh, tabi, federasyonlara Ak-Saray icazetiyle sporun ‘s’ harfinden anlamayanlar monte edilir, Beyefendi’nin aile yakınları aday belirler, spor sadece TOKİ’nin inşa edeceği beton duvarlardan ibaret sayılırsa, bu ülkede hiçbir şeye şaşırmamak gerek. 


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Bir Efes hikâyesi! 2 Haziran 2021
TFF yönetimi düşer mi? 23 Mayıs 2021