Arif Kızılyalın

Uğur Mumcu’yu yitirdiğimiz gün!

24 Ocak 2022 Pazartesi

“- Uğur Mumcu saldırıya uğramış...

- Nasıl yani?

- Evinin önünde, arabasına bomba koymuşlar...

- Yaşıyor mu, iyi mi peki? Ankara’dan yanıt gelmiyor, televizyonu açalım...

- Haber var mı?

- ...”

Sonrası derin bir sessizlik, hıçkıra hıçkıra ağlayan insanlar, gazetenin bahçesinde toplanmaya başlayan yüzler, binler, on binler.

Mumların eşliğinde yakılan ağıtlar, dinmeyen haykırışlar...

Evet, 1993’ün 24 Ocak’ı, o pazar gününün saat 13.25’i hep kasvetlidir, ürkütücüdür, iç burkucudur biz Cumhuriyetçiler için.

Hele, o gün, o saate Cumhuriyet ailesinin içindeyseniz bir başka kanar yüreğiniz!

O yüzden çok üşürüz biz her ocak ayının 24’ünde; isterse güneş en tepede olsun, kapkara bir gündür o tarih!

Ne kadar giyinirsek giyinelim ya da sobanın yanına oturalım; olmadı, otomobilin klimasını sonuna kadar açalım ısınamayız...

Matem ayımızdır ocak, yas günümüzdür 24’ü...

Üstelik çok da iyi biliriz Türkiye’nin aydınlanma meşalesinin nasıl söndürüldüğünü!

Kimlerin, o cinayette timsah gözyaşı döküp kimlerin ellerini ovuşturduğunu!

Uğur Mumcu gerçeklerinin kimleri ürküttüğünü öyle iyi biliriz ki biz; sessizce yutkunuruz çoğu kez azmettiricilerin gözünün içine bakarak!

Peki, niye öldürüldü Uğur Mumcu?

Kimler öldürdü?

Net yanıt verebilen var mı?

Aslında ayan beyan belli Uğur Mumcu’nun kimler tarafından, hangi amaçla katledildiği.

Kendisi de biliyordu, hangi çevrelerce ortadan kaldırılmak istendiğini.

Söylüyordu, yazıyordu, işaret ediyordu.

O yüzden sadece bir siyasi cinayet değildir, ülkenin laik, demokratik, özgür temeline konan bombadır bu suikast!

Bir göz atalım isterseniz Uğur Mumcu’nun ölüme çeyrek kala dikkat çektiği konulara!

Mesela, “Mossad-Barzani” başlıklı yazısındaki gerçekler götürmüş olabilir mi Uğur Mumcu’yu ölüme.

Barzani’nin CIA ile ilişkisi artık belgelendi. Kimse bu ilişkiye, ‘Hayır olmadı’ diyemiyor. CIA-Barzani ilişkileri biliniyordu da Mossad-Barzani ilişkileri bilinmiyordu..” 

Adım adım gerçekleşmedi mi, Mumcu’nun yukarıda işaret ettiği üzerine kan ve barut sıçrayan çirkin bölgesel petro-dolar ilişkisi.

Yine ölümünden sadece iki gün önce kaleme aldığı, “İmam-Subay” başlıklı yazısında dikkat çektiği gerçekler ülkeyi 15 Temmuz hain darbe girişimine kadar taşımadı mı?

Kim itiraz edebilir “Yaşa var ol Harbiye / Selamünaleyküm sivil toplum /  Maşallah ikinci cumhuriyet/ Ruhuna el fatiha laiklik...” diye biten yorumuna!

Evet, Uğur Mumcu, sadece gerçekleri yazdığı için değil, geleceği ve gelecekte inşa edilmek istenen şimdiki “Yeni Türkiye” projesini de tarif ettiği için istenmedi malum çevrelerce!

O yüzden Uğur Mumcu dendiğinde, “Uğurlar Olsun” türküsündeki o göz yaşartan ezgi duyulduğunda durun ve düşünün! Uğur Mumcu ve onun izinden yürüyen Cumhuriyetçiler niye pek sevilmez diye...

İKTİDAR NE YAPMAK İSTİYOR?

Gelelim bugüne; ülke, akaryakıt, elektrik, doğalgaz, temel ihtiyaç maddelerine gelen zamlarla inim inim inlerken hafta içinde birden gündem değişti. Önce bir sanatçının giysisine taktı “malum” çevreler kafayı. Sonra, Sezen Aksu’nun yıllar önce seslendirdiği bir şarkı sözündeki “Âdem-Havva” ifadesi üzerinden linç kampanyası başlatıldı. Ki bu furyaya ülkenin koca koca(!) yöneticileri de katıldı. O da yetmedi, ülkenin önemli gazetecilerinden Sedef Kabaş, gece yarısı gözaltına alınıp, 24 saat geçmeden, “kaçma” şüphesi ile tutuklandı. Suçu, bir atasözü üzerinden cumhurbaşkanına hakaretti. Korkarım sıra, tablo ve heykellere de gelir bu gidişle! O yüzden ressam ve heykeltıraşlar da dikkatli olsun, “Ters baktı bu resim” diyebilirler!

Şimdi onca sorun varken, iktidarın ve maaşlı sosyal medya trollerinin eski defterleri karıştırmasının bir nedeni var elbette. Yoksa, yeri geldiğinde, “Bizi niye AB’ye almıyorlar, AB müktesebatına uyum yasalarımız bile var” diye dem vurup özgürlükten söz edenlerin durup dururken şarkı sözünden, atasözünden, giyimden kuşamdan “medet” umması, ya yoksullaşan Türkiye’nin algısını farklı noktalara taşıma çabasıdır ya da bir şeylerin sinyalidir!

Umarız o bir şeyler ülkeyi kaosa götürmez!


HOŞ GELDİNİZ MÜJDAT GEZEN

Cumhuriyet, yeni yılda yeni atılımlara imza atmaya devam ediyor. Bu haftaki büyük sürprizimiz usta oyuncu, mizah yazarı ve aydınlanmacı Müjdat Gezen; o da yazı ailemize katıldı. Önümüzdeki günlerden itibaren haftalık yorum ve değinileriyle okurlarımızın huzuruna çıkacak. Hoş geldiniz büyük usta. 

İlginizi çekeceğine inandığımız, tıpkı basım kupürlerle hazırlanan   ‘Cumhuriyet tarihinde bu hafta köşesi’ de son şeklini almak üzere.

Ve geçen hafta duyurusunu yaptığımız ünlü ekonomist, Prof.  Dr. Bilsay Kuruç,  24 Ocak kararlarını yorumlayan ilk yazısını bugün sizler için kaleme aldı. 

Emekli-Çalışan-Emekçi sorunlarını gündeme getirecek özel çalışmamız da sosyal güvenlik ve yönetmelik uzmanı Nergis Şimşek tarafından hazırlanıyor. Şimşek de önümüzdeki günlerden itibaren Cumhuriyet’e güç katacak. 

Yeniden görüşmek dileğiyle.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

‘Saray sansürü’ 2 Mayıs 2022
Cumhuriyet’in gündemi 25 Nisan 2022