Şerden nasıl hayır çıkar?
Aslı Aydıntaşbaş
Son Köşe Yazıları

Şerden nasıl hayır çıkar?

31.07.2016 06:00
Güncellenme:
Takip Et:

Türkiye kolayca bir ruh halinden başka birine savrulabilen bir ülke. Darbe sonrası aşırı bir karamsarlık vardı.
Şimdi bakıyorum, yavaş yavaş bir iyimserlik yayılmaya başladı. Bunda CHP’nin darbe sonrası duruşu ve Taksim mitingi, dönüm noktası oldu. Ardından Beştepe’deki buluşma. Ana akım medya, darbe sonrası süreçte yatıştırıcı rol oynadı. Ardından iktidar bloğunun akıllıca jestlerle toplumu yumuşatan söylemleri geldi; Gülen hareketinin darbedeki rolü toplum nezdinde adeta “birleştirici” bir “ortak düşman” algısına dönüştü.
Velhasıl kelam, bir anda herkesin ağzında “Her musibetten bir hayır çıkar” gibisinden laflar var. Daha düne kadar iktidara çok sert eleştiriler yöneltmiş yazarlar, bir anda hükümete bir kredi açmış görünüyor. Laik ve muhalif kesimlerde “Belki devletin yeniden yapılandırılmasında laiklerin önü açılır” diye bir beklenti oluştu. Medya, memnun. Eski mağdurlar memnun. İş dünyası, gaza gelmiş durumda. Geziciler ve endişeli modernler bile Tayyip Erdoğan’ın ağzından çıkacak tek bir tatlı söze tav olmaya hazır...
İklim böyleyken, aşağıda sıralayacağım uyarılar hiç kimsenin hoşuna gitmeyebilir. Hepimizden istenen, sadece her şeyin güzel olacağını tekrarlamamız, iç ve dış düşmanlara karşı meydanlara koşmamız. Ancak sevgili dostlar, o zaman aydın olmanın bir anlamı kalmazdı. Bizim işimiz, biraz da öküzün altında buzağı aramak, şeytanın avukatlığını yapmak.
Geçmiş tecrübelerden biliyoruz ki Türkiye’de iyimser ruh halleri çok kalıcı olmaz. Bu iklimi değerlendirebilmek için şimdi bazı adımlar atmak önemli:
1- Devlet inşası ve demokrasi: Başımıza gelen her şeyin asıl nedeninin devlette “liyakatin” esas alınmaması olduğunu anlamayan kalmadı.
Başta ordu ve yargı olmak üzere artık iyi olanın yükseldiği bir devlet yapısına geçmek şart. Ancak bu, Türkiye’nin mevcut koşullarında kolay olmaz. Tökezler; iki güne kalmadan siyasilerin ayağına dolanır, sonra yeniden “Bizim çocuklar gelsin” havasına geçilir. Mevcut iyimserliği “kurumsallaştırmak” ve kalıcı kılmak için daha demokratik bir anayasa, daha şeffaf bir devlet ve kurumların güçlendirilmesi şart.
2- Orduda reform ve küçülme: Orduyla ilgili ciddi bir reform şart. Bunu şimdi değil, yıllardır söylüyoruz. Mesele sadece “ona bağlama, buna bağlama” olayı değil. TSK, Soğuk Savaş şartlarına göre şekillendirilmiş ve günümüz koşullarında fazla hantal bir yapı. Zaten yıllardır profesyonel orduya geçilmesi, müşterek komuta vs. gibi konular gündemde. Yaşanan darbe girişimi, bir fırsattır. Türkiye’nin 350 general ve 600 bin askere ihtiyacı yok. Hele de bu kadar dökülen bir komuta kademesi varsa! Bunu bütün askeri uzmanlar yıllardır söylüyor. Daha çevik, daha dinamik, “toplum mühendisliği” yerine bölgesel ve günümüz tehditlerine karşı donanımlı daha modern bir orduya ihtiyacı var.
3- Kürt meselesi: Kürt meselesinin çözümü, kendi içinde demokrasi getirmez. Ancak Kürt meselesi çözülmezse de, Türkiye’ye demokrasi gelmez. Maalesef son günlerde bu anlamda herhangi bir açılım göze çarpmıyor. Muhalefette, kamuoyunda, Kürtler arasında ve hatta AKP içinde bile böyle bir beklenti var; istek var; ancak adım yok. PKK’nin son günlerde yeniden silaha sarılması, adım atılmasını daha da zorlaştırıyor. Ama her şeye rağmen acilen HDP’nin de içinde olduğu (ve gerekirse PKK’nin ateşkese ikna edilmesine katkı sunacağı) bir süreci başlatmak lazım.
4- Adli süreç, soruşturmalar demokratik olmalı: Batı kamuoyunda Türkiye’de büyük bir cadı avı başladığı algısı var. Maalesef ki soruşturmaların hızı, kapsamı ve yapılan bazı hatalar bu algıyı besliyor.
Çok örnek var ama ben birkaç tanesinden söz edeyim. Agos yazdı; kapatılan kurumlar arasında Ermeni bir doktorun tüp bebek kliniği de var.
Polisler gelip kilit vurmuş, embriyolar ve bütün medikal aletlere el koymuş. Nedeni, kliniğin küçük ortaklarının Gülenci olduğu kuşkusu. Yahu şu anda meselemiz embriyolar mı? Olay kendi içinde Aziz Nesin’lik. Ama bu gibi olaylar ve de gazetecilerin (fikirleri ne olursa olsun) ters kelepçe gözaltına alınması, yapılan işlere gölge düşürüyor.

Yazarın Son Yazıları

Yaklaşan facia

Yaklaşan facia

Devamını Oku
06.09.2018
Yalancı bahar mı ikinci bahar mı?

Yalancı bahar mı ikinci bahar mı?

Devamını Oku
30.08.2018
Bu mu devlet aklı?

Bu mu devlet aklı?

Devamını Oku
26.08.2018
Lale Devri bitti!

Lale Devri bitti!

Devamını Oku
23.08.2018
Mutsuzluk beter umutsuzluk daha beter

Mutsuzluk beter umutsuzluk daha beter

Devamını Oku
19.08.2018
Avrupa ile yakınlaşmak için

Avrupa ile yakınlaşmak için

Devamını Oku
17.08.2018
Trump, Brunson’la ilgili ne demiş?

Trump, Brunson’la ilgili ne demiş?

Devamını Oku
12.08.2018
Alis harikalar diyarında

Alis harikalar diyarında

Devamını Oku
09.08.2018
Takas formülü: Önce Rahip Brunson sonra Hakan Atilla

Türkiye ile ABD arasında tarihin en büyük krizinde gerilim düşüyor. Henüz bir “el sıkışma” olmasa da, Brunson krizinin nasıl aşılacağı konusunda bir formül yavaş yavaş şekillenmeye başladı. Formül, iki ülkenin de aylardır konuştuğu “Andrew Brunson-Hakan Atilla” takası. Brunson’ın ABD’ye gönderilmesi karşılığında Atilla bir süre sonra Türkiye’ye gelecek.

Devamını Oku
05.08.2018
Brunson yaptırımları ve devam eden pazarlıklar

Brunson yaptırımları ve devam eden pazarlıklar

Devamını Oku
02.08.2018
Brunson’la takas fikri kimden çıktı

Brunson’la takas fikri kimden çıktı

Devamını Oku
29.07.2018
Al Papaz’ı ver Halkbank’ı

Al Papaz’ı ver Halkbank’ı

Devamını Oku
26.07.2018
Sessizlik

Sessizlik

Devamını Oku
22.07.2018
Bir demokrasi kendini nasıl savunur?

Bir demokrasi kendini nasıl savunur?

Devamını Oku
19.07.2018
Batı’yla pazarlık

Batı’yla pazarlık

Devamını Oku
15.07.2018
Osmanlı bu değildi

Osmanlı bu değildi

Devamını Oku
12.07.2018
Yeni dönem ne olur?

Yeni dönem ne olur?

Devamını Oku
08.07.2018
Dünya karıştıkça biz geriliyoruz

Dünya karıştıkça biz geriliyoruz

Devamını Oku
05.07.2018
Hüzün

Hüzün

Devamını Oku
01.07.2018
Sonuçlara bir de böyle bakın

Sonuçlara bir de böyle bakın

Devamını Oku
28.06.2018
Kazanacağız

Kazanacağız

Devamını Oku
24.06.2018
25 Haziran Türkiye’si

25 Haziran Türkiye’si

Devamını Oku
21.06.2018
Emanetim sende saklı

Emanetim sende saklı

Devamını Oku
17.06.2018
İki seçim arası

İki seçim arası

Devamını Oku
14.06.2018
MERKEL: Kendine gel! TRUMP: Dükkân benim

MERKEL: Kendine gel! TRUMP: Dükkân benim

Devamını Oku
11.06.2018
"Akşener'in İnce'yi desteklemesinin önünü kesmeye çalışacaklar"

Oyun büyük

Devamını Oku
10.06.2018
Ver Papaz’ı, Al Münbiç’i

Ver Papaz’ı, Al Münbiç’i

Devamını Oku
07.06.2018
Ben sana iktidar olamazsın demedim...

Ben sana iktidar olamazsın demedim...

Devamını Oku
03.06.2018
Sessiz çoğunluk

Sessiz çoğunluk

Devamını Oku
31.05.2018
Burası Rusya değil kardeşim

Burası Rusya değil kardeşim

Devamını Oku
27.05.2018
Ne yapmalı? (24.05.2018)

Ne yapmalı?

Devamını Oku
24.05.2018
Dip dalga ne gösteriyor?

Dip dalga ne gösteriyor?

Devamını Oku
20.05.2018
Baskıda kaosa geçiş süreci

Baskıda kaosa geçiş süreci

Devamını Oku
17.05.2018
Dışarıda olan seçimi nasıl etkiler?

Dışarıda olan seçimi nasıl etkiler?

Devamını Oku
13.05.2018
Attım bunu cebe

Attım bunu cebe

Devamını Oku
11.05.2018
Bilinenler, bilinmeyenler

Bilinenler, bilinmeyenler

Devamını Oku
06.05.2018
Piyesin son sahnesi

Piyesin son sahnesi

Devamını Oku
03.05.2018
Diktatörlüğün sıradanlaşması

Diktatörlüğün sıradanlaşması

Devamını Oku
29.04.2018
CHP’nin zor kararı

CHP’nin zor kararı

Devamını Oku
26.04.2018
İki çift lafım var...

İki çift lafım var...

Devamını Oku
22.04.2018