Aydın Engin

Barış sürecinin cenaze namazı...

26 Temmuz 2015 Pazar

Olaylar çok hızlandı, ortalık çok karıştı değil mi?
Değil!..
Beştepe Sarayı’ndaki zatın kafasında, canla başla katıldığı seçim kampanyası sırasında tohumları atılan, 7 Haziran gecesi ana yörüngesi beliren ve o gün bugün sinsi bir hünerbazlıkla adım adım uygulamaya konan bir “tekrar seçim” hedefine yürüyen uğursuz planın yeni aşamalarına tanık oluyoruz.
O kadar.
Hatırlayın, seçimden önce Dolmabahçe mutabakatı çöpe atıldı, görüşme masası kaba tekmelerle devrildi ve bütün seçim kampanyası Kürt siyasal hareketinin yasal temsilcisi HDP’yi itibarsızlaştırma, ona oy verecek seçmenleri ürkütme üstüne kuruldu.
7 Haziran gecesi bu seçim stratejisinin tutmadığı, dahası geri teptiği görüldü. Kürtlere düşmanlık üstüne kurulu bir seçim kampanyasına Kürt seçmenin cevabı pek açık oldu. 7 Haziran’da Güneydoğu’da AKP sıfır çekti...
HDP hem 80 milletvekili gibi Meclis’te caydırıcı bir güç oluşturabilecek bir temsile kavuştu, hem Türkiye partisine dönüşme yolunda inkâr edilemeyecek kadar büyük adımlar attı.
Beştepe’deki zatın 7 Haziran yenilgisine karşı tutunduğu zavallı “tekrar seçim” formülüne karar vermesiyle Kürt siyasal hareketini, öncelikle de HDP’yi şeytanlaştırma, itibarsızlaştırma, şiddetin sorumlusu oymuş gibi gösterme etkinlikler de hız kazandı.
Kandil’den gelen ve bilerek ya da bilmeyerek HDP’yi zora sokan çıkışlara dur diyebilecek tek merkez İmralı ise bilinçli ve her türlü hukuk ilkesini açıkça çiğneyen gözü dönmüş bir tecrit kalkanı ile devre dışı bırakıldı.
Ve bugüne geldik.
Suruç cankırımı, ABD dayatmaları karşısında direnme gücü hemen hemen kalmayan AKP iktidarına, IŞİD’e karşı nihayet tavır alma olanağı sundu. İncirlik ve öteki askeri üslerle ilgili anlaşma da cabası.
AKP elebaşısı ve elebaşıları IŞİD’e karşı başlatılan askeri operasyonları Kürt siyasal hareketine yöneltiverdi... Dünün ilk saatlerinde PKK’nin pek çok kampı ve yerleşimi bombalandı. Bununla da kalınmadı, ülke içinde dev bir tutuklama kampanyası başlatıldı. Sosyal medyadaki bir tespiti kullanacağım: “10 IŞİD’ciye karşı 100 KCK’li tutuklandı.”
Bütün bunların somut anlamı şu: Ateşkes bitti.
Ateşkesin bitmesinin kanımca en yakıcı sonucu ise belli: Barış süreci bitti...
Dört yıldır süren ateşkesin kalıcı bir barışa evrilebileceğine ilişkin umut ve beklentiler de bitti.
Şimdi AKP organı medyanın sıklıkla dillendirdiği “22 Kasım’da seçim var” hesabında yeniden tek başına iktidar olabilmenin tek koşulu olan HDP’yi güçten, çaptan ve parlamentodan düşürme planı daha da hunhar, daha da acımasız yöntemlerle sürdürülecek.
Bilerek ya da bilmeyerek AKP’nin değirmenine su taşıyan, IŞİD destekçisi diye iki polisin kafalarından kurşunlanması, yol kesme, sahte kaza ihbarıyla çağrılan ve tuzağa düşürülüp öldürülen polis memuru, kaçırılan, ardından kendileri serbest bırakılıp ambulanslarına el konan sağlık çalışanları gibi “eylemler” (Eylemler?) AKP’nin kanlı planları için etkili birer mazeret olacak.

***

Neresinden bakarsak bakalım ateşkes bitti, böylece barış süreci de bitti.
Barış süreci de buzdolabına filan konmadı; böylece o da bitirildi.
Bu kararı siyasal meşruiyeti olmayan bir iktidar, haydi eşyayı adıyla çağıralım, bir ara rejim hükümeti ile ülkeyi tekrar seçime taşımaya kararlı bir zat aldı.
Ateşkesin cenaze namazının kılınacağı günlerdeyiz.
Orada “Ateşkes merhumu nasıl bilirdiniz” sorusuna sadece Türk ve Kürt anneler ve vicdanı kararmamış, barışa inanmış, barışı savunmaya yeminli yurttaşları, bir acı çığlığı ile cevap verecekler:
- İyi bilirdik... Umut bağlamıştık. Gel gör ki...  



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

25 ay 13 gün sonra 16 Ağustos 2018

Günün Köşe Yazıları