Ayşe Emel Mesci

Zararın neresinden dönülürse....

26 Temmuz 2021 Pazartesi

Faşist 12 Eylül darbesinin müdahale ettiği öncelikli alanlardan biri de eğitim-öğretim, özellikle de yükseköğretim oldu. Öğrencisiyle, öğretim üyesiyle potansiyel tehlike olarak görülen üniversiteler zapturapt altına alınmalıydı. Bu amaçla 1982 Anayasası’nın 131. maddesiyle Yükseköğretim Kurulu (YÖK) kuruldu: Maksat, “Yükseköğretim kurumlarının öğretimini planlamak, düzenlemek, yönetmek, denetlemek, yükseköğretim kurumlarındaki eğitim-öğretim ve bilimsel araştırma faaliyetlerini yönlendirmek” vb. idi. Kısacası tüm yükseköğretim dünyasını yukarıdan denetleyecek, üniversite özerkliğini, akademik özgürlüğü bitirecek bir düzenleme söz konusuydu. Çıkarılan kanunlarla Türkiye’deki tüm yükseköğretim kurumları Yükseköğretim Kurulu (YÖK) çatısı altında toplanmış, akademiler üniversitelere, eğitim enstitüleri eğitim fakültelerine dönüştürülmüş ve konservatuvarlar ile meslek yüksekokulları üniversitelere bağlanmıştı.

YÖK KISTASI

İşte, çeşitli giriş sınavlarında veya sanatçı seçmelerinde karşılaşılan, “YÖK’e bağlı üniversitelerin, konservatuvarların oyunculuk anasanat dalını bitirme koşulu”nda adı geçen YÖK’ün çok kısa kuruluş hikâyesi bu. 

Bu ülkede üniversite öğrencileri, öğretim üyeleri, eğitim sendikaları yıllarca “YÖK’e hayır” sloganı attılar, muhalefetteki partilerin çok önemli bir bölümü iktidara geldiklerinde YÖK’ü kaldıracaklarını vaat ettiler, ama her ne hikmetse 12 Eylül’ün simgelerinden biri haline gelmiş bu kurum günümüze kadar varlığını korudu. Bugünle sınırlamadan söylemek gerek: Her iktidar tarafından öyle kullanışlı bir araç olarak görüldü ki muhalefette ne denmiş olursa olsun, YÖK’ün kılına bile dokunulmadı.

Zaman içinde herhalde bir şekilde de içselleştirildi ki çeşitli sınavlarda, görev alımlarında vb. bir kriter olarak kullanılması da tartışılmasına bile gerek duyulmayan, “kabul edilmiş bir veri” haline geldi.

İBB VE İZBB BAŞKANLARINDAN YÖK’E HAYIR...

Bütün bu YÖK sürecini, geçenlerde bu konuda yükselen ciddi bir itirazdan haberdar olunca hatırladım. İzmir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları seçmelerine Müjdat Gezen Sanat Merkezi (MSM) mezunu gençler “YÖK kıstası”na uymadıkları gerekçesiyle alınmamışlar, bu da bir tartışma yaratmıştı.

Müjdat Gezen’le telefonda konuşurken, “Ben bu konuda hem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer hem de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ile konuştum. CHP yönetimindeki belediyelerde 12 Eylül artığı bir kurumun seçmelerde kıstas olarak alınmasının yanlışlığını anlattım” dedi. Müjdat açısından çok uzun yıllardır, son derece kaliteli bir eğitim kadrosuyla, ücretsiz tiyatro eğitimi veren okulunun YÖK’e bağlı olmaması bir övünç kaynağıydı. 

Her iki belediye başkanı da Müjdat’ın itirazını haklı bulmuş, bundan sonraki seçmelerde, sınavlarda bu kıstasın kullanılmayacağını, YÖK’e bağlı olma şartı aranmayacağını açıklamışlardı.

Kuşkusuz geçmişe geri dönme şansı yok, ama hiç değilse bundan böyle iki büyük şehrin belediyeleri YÖK kıstasını ortadan kaldırırlarsa, yeni bir çerçeve oluşmasının, 12 Eylül rejiminin akademi üzerine düşmüş gölgesini simgeleyen kurumun en azından bir ölçüt olmaktan çıkarılmasının yolu açılabilir.

Zararın neresinden dönülse kârdır...


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Artık yeter… 30 Ağustos 2021
Tiyatro özgürleştirir 16 Ağustos 2021