Ayşegül Sönmez

Emperyalizm ölmedi hâlâ orada

25 Nisan 2018 Çarşamba

Toplantının ikinci günü, Manthia Diawara efsanevi siyahi düşünür, edebiyatçı yazar tane tane konuşacak.

Salonu dolduran çoğunluğu Ortadoğu ve Asyalı bizlere umut aşılayacak: “Hayattaki en mühim mesele olmak ya da olmamak değildir, olmak ve oluşmaktır.” “İnsanlardan çok ‘şeyler’e kulak verin: ateş, su bunların hepsi duyulabilir.” Diawara, Fanon’un fikirlerinden Eduard Glissant’ın geçirimsizlik/ opacity kavramına nasıl zaman içinde vardığını anlatacak. Batı dünyasının onu kabul etmesinin tek yolu olan yazıya on yıl harcadığını ifade ederek... Ve nihayet yazının egemenliğinin sonunun geldiğini müjdeleyerek: “On yıl boyunca yazdım.

Bütün felsefecileri okudum. Üzerlerine düşündüm. Profesör oldum. Ve sonra da kendi sesimi duymaya karar verdim. Duymaya başladım. Sözelliğin önemini böyle keşfettim. Bütün ezilen halkların yazmadıkları için susturulduklarını düşünüyorum. Uzun yıllar sessiz bırakıldılar. Egemenler yazarken onlar konuşamadılar. Ama bu sona erdi. Sözellik çağı başladı. İnsanlar ses çıkarıyor. Mesaj atıyor. İnternette birbirine ulaşıyor. Bu ulaşım sayesinde yılların yazılı ve yazı egemenliği kırılıyor.” Yazarın içinde bulunduğumuz zamanlarda dayanışma için verdiği formül de yıllar içinde postkolonyalist tezlerini çalıştığı düşünürler Fanon’dan Edouard Glissant’a vardığı formülde saklı: “Ürkenle birlikte ürkmek.” Bunun için elbette kimin ürktüğünü bulmak, görmek ve onunla birlikte ürkmek gerekiyor. “Dayanışma adına yapılması gereken bu.” Batı tarihinin, ‘yazı’nın egemenliğinin bitmesiyle sömürüden uzaklaşmak zorunda kalacağını duymak bile yeterince iç açıcı. Umut aşılıyor. Üçüncü gün toplantı konuğu bir başka efsanevi yayıncı, yazar, eleştirmen Third Text dergisinin kurucusu Rasheed Araeen. Aareen, “emperyalizm orada ama bu sefer görünmüyor” diyerek bununla baş etmenin mümkün olmadığını, yıllar boyunca verdiği mücadelesinin bugün artık işe yaramadığını da ekleyerek şöyle konuşacak:

“1970’lerin başında müzelerin hiçbirinde Afrikalı, Asyalı sanatçı yoktu. Görünmüyorlardı. Ama o zaman bununla direnmek mümkündü. 1970’lerde Kolonyalizm şeffaftı. Irkçılık oradaydı. Şimdi öyle değil! Görünmüyor ama orada. Artık kanunlar var. Kanunlar koruyor sizi. Artık sistemi suçlamak mümkün değil. Ama doğru değil. Emperyalizm ölmedi hâlâ orada. Bununla mücadele etmek mümkün değil.” Rasheed Araeen, bir gün önce yeşeren umutlarımızı Sharjah’da üç gün boyunca maruz kalacağımız dik güneş ışıkları etkisiyle kurutacaktı. Omar Amiralay’ın filmini seyredeceğiz sonra. Körfezin sesini yakaladığı ilan edilen Hintli romancı Deepak Unnikrishnan, kitabından bizim için okuyacak. Ünlü Hintli çizer Sarnath Banerjee, “ne evrensellik ne yerellik sadece kendi sınıfından, orta sınıftan beslendiği”ni söyleyecek. Wael Shawky, eski epik bir Fransız şarkısı olan The Song of Roland’ı 20 fidjeri şarkıcısına söyletmekle yetinmeyecek onları birer Arap Körfezi inci dalgıcı gibi giydirecek. Bir vahşi, bir göçmen, bir yerli, bir yabancı, bir öteki, bir başkası, bir diğeri, barbar veyahut beyaz, pembe, inci gibi oturacağız o salonda. Teker teker birimiz diğeri olur, diğerimiz başkası olmayı zaman zaman dileyip neredeyse ürperecek ve memleketlerimizde ve komşu memleketlerde derken gezegende ürpertecek çok konu olduğuna, salonu Rusya’da gibi soğutan klimalarla birlikte daha çok titreyip birkaç adım aralarda, molalarda birbirimize sokulup güneşe sığınacağız çok şükür.

(Mutlu Son)


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Siyah Güzeldir 7 Temmuz 2018