Barış Doster

ABD kuşatmasının hedefleri neler?

17 Kasım 2021 Çarşamba

Son günlerde Polonya ve Belarus arasında gerilim yaşanıyor. Gerilimin nedeni, sığınmacılar, göçmenler olarak görünse de asıl neden, Polonya’nın ABD’ye, Belarus’un ise Rusya’ya yakın duran ülkeler olması. Yani büyük güçler arasında çetin bir rekabet söz konusu, ki ABD’nin Yunanistan’a yaptığı yığınağı da bu kapsamda ele almakta yarar var.  

Çünkü ABD; Rusya’yı Karadeniz, Doğu Avrupa, Balkanlar, Baltık Denizi, Orta Asya üzerinden kuşatmaya çalışıyor. ABD’nin Yunanistan’a yaptığı yığınağın ve Doğu Akdeniz’e yönelik ilgisinin bir hedefi Türkiye’yi kuşatmak, diğer hedefleri Rusya’yı çevrelemek ve Çin’in bu bölgelere yönelik artan ilgisini engellemek. Zira Çin’in, Kuşak Yol projesi kapsamında Ege ve Akdeniz’le yakından ilgilendiği, Yunanistan’ın en büyük limanı olan Pire Limanı’na yatırım yaptığı biliniyor. Yunanistan’ın stratejik limanlarından olan Atina Limanı’nda ise Rusya’nın ağırlığı artıyor. O yüzden ABD’nin Yunanistan’a yaptığı askeri yığınak, şüphesiz diğer nedenleri yanında, bunlarla da yakından ilgili.  

Dahası da var. ABD; bu yolla hem Yunanistan’a verdiği askeri ve siyasi desteği açıkça ilan ediyor hem Türkiye’ye mesaj veriyor hem de Atina - Ankara geriliminde Atina’nın arkasında olduğunu gösteriyor. Yunanistan, adeta ABD üssü olurken ABD bu yolla Ortadoğu’ya, Orta Asya’ya, Akdeniz’e, Karadeniz’e, Kafkasya’ya, Hazar Havzası’na yönelik bir hamle yapıyor. Afganistan’dan yenilerek çıkan, Orta Asya’daki üs arayışlarında umduğunu bulamayan, İran’a diş geçiremeyen, Irak’taki askeri varlığını önemli ölçüde azaltan, Suriye’de Esad’ı deviremeyen, Karabağ’da inisiyatifi tamamen Rusya’ya kaptıran ABD; Yunanistan üzerinden Ege’deki konumunu güçlendiriyor. Aynı zamanda da Gürcistan ve Ukrayna’yı NATO üyesi yapmaya, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni devre dışı bırakarak Karadeniz’de kalıcı biçimde bayrak göstermeye çabalıyor.       

NE YAPMALI?  

Bu koşullarda Türkiye, ABD’yi Karadeniz’e davet etmek yerine, ABD’yi Karadeniz’den uzak tutmalı. Bunun için de Montrö’yü sıkı sıkıya sahiplenip savunmalı.  

ABD’nin, Suriye’de daha fazla inisiyatif almasını istemek yerine, Suriye’yle bir an önce görüşüp Suriye yönetiminin, ülkesinin bağımsızlığı, bütünlüğü, egemenliği ve siyasal birliğini savunmasını kolaylaştırmalı.  

Rusya’yla, Çin’le, İran’la ve diğer komşu ülkelerle ilişkileri geliştirmeli, Türkiye’nin öncü olduğu ittifakları olgunlaştırmalı, Türk dünyasıyla, İslam ülkeleriyle bağları daha da güçlendirmeli.  

Üretim ekonomisini öncelemeli. Bunu yaparken mutlaka planlamayı hayata geçirmeli. Hem iç talebi hem ihracat potansiyelini gözetmeli.  

Eğitim, bilim, hukuk ve demokraside çıtayı yükseltmeli. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözünü de hiç akıldan çıkarmamalı: “Asıl olan iç cephedir.”   



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları


Günün Köşe Yazıları