Çaresiz Halkların Çelişkisi

28 Ağustos 2021 Cumartesi

İslam dünyasının halkları “Neden böyleyiz?” diye kendilerini sorguluyorlar mı acaba hiç?

İç ve dış savaşlar, çalkantı, kan dökücülük, geri kalmışlık, eğitimsizlik, çağın gereklerinden uzaklaşma, ayrımcılık, ikinci sınıf insan olarak görülen kadına karşı düşmanlık, zorbaca yönetim, ilkellik, dogmaya kapılma; hepsi ama hepsi bir arada...

Üstelik ülkelerindeki kardeş kavgaları, iç çekişmeler ve zorbalıklar dünya egemenlerinin güdümünde, onların çıkarlarını yerine getirme uğruna gerçekleşiyor.

Irak’tan Afganistan’a, Suriye’den Libya’ya tüm bu kara yazgılı halkların çareyi; topraklarında amansız karışıkları çıkaran, kendilerini yurtsuz bırakan ülkelere kaçmakta bulmaları yaman bir çelişki kuşkusuz.

Celladından medet uman idamlıklar gibiler.

Mazlum halkları uygarsızlaştırma karşılığında uygarlaşan ve zenginleşenlerin ise tüm bu kötücül sonuçlardan dolayı hiçbir kaybı olmuyor, tam tersi sömürülerini perçinliyorlar.

Afganistan’da Taliban’ı yarattılar, Taliban’ı başa geçirdiler, sonra aynı Taliban ile ters düştüler, kendi devşirmelerini koltuğa oturttular, şimdi ülkeyi yeniden gizli kapaklı anlaşmalar karşılığı Taliban’a teslim ettiler.

Halkları boğazlaştıranların, boğazlaşmadan kaçanlara sınırlarını kapatmaları da cabası.

Yeryüzünde emperyalizme karşı en onurlu ve örnek savaşı veren Türkiye ise şark kafalı işbirlikçilerce para karşılığı göçmen, sığınmacı, kaçak ne derseniz deyin umarsız halkların deposu konumuna getiriliyor. 

Cumhuriyet ile çağdaş uluslaşma sürecine girmiş Türkiye’nin; bağımsızlığı kavrayamamış, çağ gerisine düşmüş, uluslaşamamış, aydınlanma yaşamamış milyonları koşulsuz kuralsız sınırları içine almasının büyük sorunları da beraberinde getireceği bilinçli her kişi tarafından ortaya konuyor.

Ulus değil, bağımlı, boyun eğici ümmet yaratma peşindeki Saray yönetimiyse, çevre ülkelerdeki kargaşadan kaçanların çaresizliğini Cumhuriyet ile didişmek ve iktidarını güçlendirmek için araç olarak kullanıyor.

Türkiye, ülkesini ve her türlü değerini bu denli hor kullanan bir kadro görmemişti.

Gördü göreceğini, dersini aldı, gereğini yapacak...


SÖNDÜRDÜ, ERİTTİ

Türk Tabipleri Birliği’nin saptamalarına göre nüfusun yüzde 40-60’ı hiç aşılanmamış ya da iki doz aşısı tamamlanmamış.

Her gün ama her gün 200’ün üzerinde insanımızı salgından yitiriyoruz. 

Saray’daki övünüyor:

“Milletimizin ve devletimizin önünde asırlar ötesine uzanan bir ışık yaktığımızı unutmamalıyız.”

Toplumun gözündeki fer sönmüş. Konuşuyor.

Merkez Bankası’nın döviz rezervi eksi 53 milyar 200 milyon dolar. 

Saray’daki böbürleniyor:

“19 yılda Cumhuriyet tarihinde yapılanların 5 - 10 katı hizmeti ülkemize kazandırdık.”

Eritmiş, tüketmiş. Konuşuyor.

Salatalığın fiyatı bile yüzde 25 artmış, 2023’teki memur maaş zammını şimdiden belirliyorlar: Yüzde 8!

Saray’daki büyükleniyor:

“2023 hedefleriyle ülkemizi hak ettiği demokrasi ve kalkınma seviyesine getirmek için var gücümüzle mücadele ediyoruz.”

Bıktırmış, bezdirmiş. Konuşuyor.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Hasan Fehmi Güneş 4 Aralık 2021
Hoş Memo ve Ailesi 13 Kasım 2021