Barış Doster

İsrail’in saldırıları neleri gösterdi?

12 Mayıs 2021 Çarşamba

İsrail, her zaman yaptığını yaptı. Önce, Kudüs’te Mescid-i Aksa’ya saldırdı, ardından da Gazze’ye. İlk belirlemelere göre, 25 kişiyi katletti. İsrail saldırılarının zamanlaması, hem dini hem siyasi açıdan önemliydi. Dini açıdan, ramazan ayında yapılması, Kadir Gecesi’nin (8 Mayıs), Kudüs Günü’nün (9 - 10 Mayıs) öncesinde başlaması, tesadüf değildi. Siyasi açıdan ise İsrail’le Arap devletleri arasındaki yakınlaşmanın tüm hızıyla sürdüğü, bir yandan da bu Arap devletlerinin İran, Suriye ve Türkiye’yle ilişkilerini yumuşatmaya yöneldiği bir döneme denk geldi İsrail saldırıları. İsrail saldırganlığının muhtemel sonuçlarını tartışalım...  

Hep vurguluyoruz; İsrail, İngiltere’yle birlikte, ABD’nin iki stratejik müttefikinden biridir. ABD’de iktidarda hangi parti olursa olsun, İsrail’in güvenliği yaşamsaldır, önceliklidir. O nedenle, ABD’den İsrail karşıtı bir tutum beklenemez. Emperyalizm, Siyonizmin arkasındadır, destekçisidir. İsrail’in sürekli yeni yerleşim birimleri kurup, Filistin halkını sürmesine, kırmasına, katletmesine, ABD değil karşı çıkmak, desteklemektedir.  

İsrail karşısında mazlum ve mahzun Filistin halkı, onuruyla direnmektedir. Bir zamanlar Suriye ve Libya’dan destek gören Filistin halkı, bu iki devletin emperyalizm ve onun işbirlikçileri tarafından düşürüldüğü durum nedeniyle, bu destekten yoksundur artık. Daha acısı, Arap devletlerinin çoğunluğu, ABD güdümündedir. İsrail’le açık veya örtülü işbirliği içindedir.  

Kudüs çok önemlidir, çok kimliklidir. Coğrafi kimliği vardır; bölgesel ve kültürel anlamda Ortadoğuludur. Dini kimliği vardır; İslamiyet, Yahudilik ve Hıristiyanlık açısından kutsaldır. Kavmi kimliği vardır; Araptır. Milli kimliği vardır; Filistinlidir. 

Son birkaç yıldır, ABD’nin de desteğiyle, İsrail - Arap yakınlaşması dikkat çekmektedir. Özellikle Mısır, Suudi Arabistan ve İsrail yakınlaşmasıyla hedeflenen, İran’ı kuşatmak, İran karşıtı cepheyi güçlendirmektir. Fakat ABD hedefe ulaşamamıştır. Hegemonyası aşınan ABD’nin İslam NATO’su, Arap NATO’su, Ortadoğu NATO’su gibi projeleri de hayata geçmemiştir.  

ARAP DÜNYASI ETKİSİZDİR  

Geçen yıl, İsrail’le Sudan, Fas, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri arasında ilişkileri normalleştirme adımları atıldı. İsrail ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki anlaşma, İbrahim Anlaşması olarak tarihe geçti. Son dönemde ise İran karşıtı Arap ülkeleri, Tahran’la ilişkileri geliştirmeye yöneldiler. Bu Arap ülkeleri, Şam’la da ilişkilerini normalleştirmek için adım atmaya başladılar. Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin Türkiye’yle ilişkileri yumuşama yoluna girdi son haftalarda. 

Bu süreçte, İsrail iç siyaseti ise hayli karışık. Siyasal istikrarsızlık yanında, Başbakan Binyamin Netanyahu hakkındaki yolsuzluk iddiaları ve verdiği ifadeler hep gündemde.  

Arap dünyasından, İslam âleminden etkili tepki beklenemez. ABD’nin, Donald Trump döneminde, önce Kudüs’e büyükelçiliğini taşımasına, ardından İsrail işgali altındaki Suriye toprağı olan Golan Tepeleri’nde, İsrail’in varlığını tanımasına, kararlı, sert tepki veremeyen, ABD’ye, İsrail’e karşı hiçbir adım atamayan, eylem ve yaptırımı göze alamayan Arap ülkelerinin, İsrail saldırılarını kınamak dışında yapacağı bir şey yoktur maalesef. Ne İslam İşbirliği Teşkilatı (57 üyesi var) ne Arap Birliği (22 üyesi var) etkilidir. Etkilerinin olmadığı, yüzlerce olayda görülmüştür.  

İsrail’in son saldırıları bir kez daha şunu göstermiştir: Arap - Fars; Türk - Arap; Türk - Fars gerilimini kızıştırmak; Sünni - Şii gerilimini derinleştirmek, İslam dünyasının aleyhinedir. ABD ve İsrail’in lehinedir. Mezhepçilik ve etnikçilik, sadece iç siyasette değil, dış siyasette de kaybettirmektedir.  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları