‘Parodi Demokrasileri’ Ve Dünya...

06 Eylül 2011 Salı
\n\n\n

Evren kurulduğundan beri, insanlar birbirlerini yönetebilecekleri sistemler ürettiler. Romalılardan Hunlara, cumhuriyetlerden Sovyetlerin sosyalist cumhuriyetlerine ve günümüz modellerine kadar, imparatorluklar, diktatörlükler, kapitalist, komünist, liberal iktidarlar birbirini izledi. Sonunda işin gelip dayandığı nokta, demokrasilerin en iyi yönetim olduğuydu

\n

Ne var ki demokrasilerin, niyeti farklı kesimler ve emperyalist ülkeler tarafından biçim bozmaya uğratılabilmesi, maymuncukvari bu kavramı ideallerinden çok farklı noktalara taşıyor.

\n

Bundan iki hafta önce, İleri değil, parodi demokrasisimakalemde, Türkiyede artık rejimin adını demokrasikoymanın imkânsızlığını ele almıştım. Yani seçim var, parlamento var, özgür (Ha-Ha-Ha) basın var, bağımsız (Hmmmm) yargı var, muhalefet (?) var, hayatın keyfini çıkaran insanlar var. İşin özünde ise tersine, birkişinin egemenliği altına girmiş bir rejim gözleniyor.

\n

Türkiyenin yaşadıkları, tekil bir durum değil. Pazar günü Habertürkte bir belgesel vardı:The War on Democracy”. Avustralyalı yönetmen John Pilgerin filmi, en net şekilde emperyalizmin demokrasi kelimesini nasıl paspas ederek halkların tüm haklarına saldırdığını anlatıyor. Tam bir ders! Örneğin Şilinin yaşadıkları anlatılırken Pinochetnin, darbesini müteakiben hazırlattığı anayasa sayesinde, istediği demokrasi makyajlı rejimi devreye sokabildiği hatırlatılıyor. ABDnin tarif ettiği yeni düzenin adı demokrasiolduğu için, emperyalizm bu oyunu bir süre yutturabilmiş! Şilide Allendeye karşı yapılan darbenin izlediği taktiğin bir benzerinin devreye sokulmasıyla, 2002de Chavez hükümetine karşı yapılan darbe girişiminin nasıl canını hiçe sayarak sokağa çıkan geniş halk kitleleri tarafından bastırıldığını gözler önüne seriyor. Bu puslu 48 saatin hemen ardından ise darbenin yine ABD tarafından organize edildiği ortaya çıkmıştı. Guatemalada 1951de seçilen demokratik başkan Arbenzin nasıl yine emperyalizm tarafından yutulduğu da Güney Amerika ülkelerinin acı demokrasideneyimlerinden biri olarak tarihe geçti. ABDnin zenginlik ve özgürlük vaatleriyle iktidarı alan diktatör Armas, sayısız insan öldürdü. Son yıllarda CIA eski yöneticilerinin itiraflarıyla berraklaşan bu kirli operasyonlar, 70 ve 80lerde büyük zararlar verdikten sonra, halkın gücü Venezüellada, Peruda, Bolivyada, birçok Güney Amerika ülkesinde solu iktidara geçmeyi başardı.

\n

Son yıllarda da farklı coğrafyalarda çıkar savaşlarını sürdüren ABDnin taktiği hep aynı. Medya ile beyin yıkama, iktidar ele geçtikten sonra da her yöntemle demokrasi(!) adına koruma. İşin en ilginç yönü, dünyayı Vietnamda, Güney Amerikada, Ortadoğuda kana bulayan ABDnin bu ülkelere hep demokrasi getirme iddiasıyla girmesi! Büyük Abinin kendi(!) Parodi demokrasisinin altyapısı ise şöyle kurulu: Cumhuriyetçi ve Demokrat ana parti var. Bu iki partili rejimin dışına taşmak fiilen imkânsız. Sokakta her bildiriyi dağıtmak, yürüyüş yapmak hepsi serbest (Tabii Irak savaşı döneminde çıkarılan ağır faşist Bush dönemsel yasalarını saymazsak!) ama büyük medya nasıl olsa artık bir savaş mekanizması halini almış Amerikan Rüyasını korumak adına, her dünya noktası için sahte imajlar yaymaya hazır! Şu anda tam bir demokrasiye geçememiş(!) sözde Arap baharı yaşayan ülkeler dışında, Malezya, Hindistan, Cezayir, Kamboçya, Pakistan, Sudan ve birçok Afrika ülkesinde bu parodi demokrasisihüküm sürüyor. Kökü yok edilmiş partiler, sürekli parti değiştiren vekiller, suç batağında yüzen politikacılar ortada cirit atarken bir ülkede demokratikkurumlar ne kadar işleyebilir? Ancak emperyalizm eşgüdümlü basının şakşakladığı oranda! Bu ülkelerin en tipik sendromlarından biri, kirli iktidarların özellikle yeniden seçim kazandıktan sonra güçlerinin sınırı olabileceğini unutmaları ve halkın özgürlüklerini ve muhalefet haklarını yok saymaları. 2. Dünya Savaşının koruyucu meleği ABDnin, ardından yaşadığı değişim korkutucu! Obama gibi farklı iddialarla gelen bir Başkan bile bu kâbus senaryolarına karşı koymakta zorlanıyor.

\n

Parodi demokrasileri çağımızın kanayan yarası¸ emperyalizmin kamuoyu oluşturma taktikleriyle, kâh diktatörleri, kâh şeriatçıları, kâh liberal yolsuzluk hükümetlerini aklayabileceği muhteşem bir buluş! Bunu iliklerine kadar yaşayan ülkelerden birini hepimiz iyi tanıyoruz. Önümüzdeki aylarda, anayasası da muhalefetin yardımıyla tam uyumlu hale getirilecek ve görev tamamlanacak

\n\n

Yazarın Son Yazıları

Hırs ve hayat dersleri! 12 Kasım 2020