Celal Üster

En korktuğum şey, korkudur...

19 Aralık 2015 Cumartesi

Bizim millet “cinsel arzuları en kolay tahrik olan millet” olmakla ne kadar övünse azdır. Millet derken erkeklerden söz ediyorum daha çok. “Erkek millet”iz ya!
Bir Türk erkeğinin eline her nasılsa bir kitap geçer; okurken, okurken, birden cinsel arzuları tahrik oluverir. Kadınların ırzına geçen, ırzına geçtikten sonra da onları öldüren erkeklerin bir teki bile bir tek kitap bile okumamış olsa da, kitapların cinsel arzuları tahrik etmemesi gerekmektedir!
O yüzden, okuduğu kitaptan tahrik olan Türk erkeği o saat kitabı savcılığa ihbar eder. Tıpkı onun gibi bir Türk erkeği olan savcı da, sanki Türk erkeklerini cinsel tahrikten koruma kanunu varmışçasına, hemen kitabın toplatılmasını ister. Bunun üzerine devreye bir başka Türk erkeği olarak yargıç girer ve yargısını verir: Kitap yasaklanır.
Son yıllarda, başta Sel Yayınları’nın CinSel dizisi olmak üzere kim bilir kaç kitap geçti bu “tahrik süreci”nden...
Daha önceleri de, sosyalizm ve komünizmden tahrik olurdu bizim millet! Gerçi bu tahrikin nicedir pek geçerliliği kalmadı, ama bir zamanlar ne hukuk profesörleri halkımızın “komünist tahrik”e uğramaması için kim bilir kaç kitap hakkında rapor yazıp, yayıncısının, yazarının, çevirmeninin hüküm giymesini sağladılar.
Şimdilerde bir başka “tahrik” modası gündemde. PKK’ye karşı düzenlenen operasyonlarda şüphelilerin evlerinde ele geçirilen kitaplar da çok “tahrik edici” bulunuyor...
En “tahrik edici” olanlar da, Hasan Cemal’in “Delila, Bir Genç Kadın Gerillanın Dağ Günlüğü” ve “Çözüm Sürecinde Kürdistan Günlükleri”, Tuğçe Tatari’nin “Anneanne Ben Aslında Diyarbakır’da Değildim”, Müslüm Yücel’in “Abdullah Öcalan: Amara’dan İmralı’ya” adlı kitapları.
Ama bunların “tahrik gücü” çok daha fazla olsa gerek ki, savcı ya da yargıcın okumasına yetmeyecek kadar kısa bir süre içinde toplatılıvermişler. Anlaşılan, adları bile yeterli “tahrik etmeye!..
Düşünce ve ifade özgürlüğünden falan dem vurmaya kalkışmayacağım. Olmayan bir şeyden ne kadar söz etsek boş...
Bana, toplatma kararından daha da ürkütücü gelen, Doğan Kitap’a bağlı, Türkiye’nin en yaygın online kitap satış sitesi İdefix’in, görülmemiş bir “sabir fikir”lilikle, söz konusu kitapları anında satıştan kaldırması oldu. Hem de, Tatari’nin avukatı Aslı Kazan Gilmore’a göre, toplatılma kararı daha yayınevlerine de, yazarlara da tebliğ edilmemişken...
İşte, bence en korkutucu olan da bu...
Montaigne’i anımsamamak elde değil: “En korktuğum şey, korkudur...”  


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Irgat’ın Türküsü 14 Mayıs 2018
Kâr ve kapital 14 Nisan 2018