Ceylan Adanalı Kabadayıoğlu

Gezi Destanı Bu Kez Liseler de mi Yazılıyor?

10 Haziran 2016 Cuma

Kadıköy Anadolu Lisesi. Eski Adıyla Kadıköy Maarif Koleji. Türkiye Cumhuriyeti’nin, Ulusal Başarı Ödülü’ne sahip ilk ve tek okulu. Eserleriyle ve fikirleriyle zamanın ötesine geçmiş olan pek çok sanatçısımızı, edebiyatçımızı, müzisyenimizi, siyasetçimizi yetiştirmiş, varetmiş, mezun etmiş olan; eğitimdeki yıkılmaz kalemiz.

İstanbul Erkek Lisesi. İlklerin okulu. Batı tarzı “ilk” Türk lisemiz. Lise kelimesini “ilk” kullanan ve tanımlayan, öğrencilere “ilk kez” Almanca eğitim sunan, “ilk” öğrenci tiyatro gurubunu kuran, “ilk” öğrenci gazetesini yayınlayan ve nicedir tüm dünyada; Almanya’nın en üst seviyedeki lisesi olarak adlandırılan “Gymnasium” derecesinde yer alan medarı iftiharımız.


Kabataş Erkek Lisesi. 1908’den bu yana Türk bilim, sanat, spor, siyaset dünyasına damgasını vuran pekçok değerli ismi, pekçok ticaret dehasını bu ülkeye kazandıran; Ömer Seyfettin’lerin, Behçet Necatigil’lerin, Faruk Nafiz Çamlıbel’lerin, Reşat Nuri Güntekin’lerin öğretmenlik yaptığı bir başka eğitim kalemiz.

DÜNYACA ÜNLÜ BU LİSELERİMİZDEN KİMLER MEZUN OLMADI Kİ.

Bu okullarımızın ülkemize kazandırdığı , benzeri az bulunan başarılara imza atan öyle isimler var ki adları saymakla bitmez. Bazı ayakkabı üreticilerinde kullanılan benzenin kansere sebep olduğunu bulup ABD Hükümeti’nin bu konudaki davalarına birinci tanık yazıldığı herkesçe bilinen ve bu buluşuyla Tübitak’ın ilk tıp ödülünü alan Profesörümüz Muzaffer Aksoy, Siyami Ersek Göğüs Kalp Hastanesi kurucusu Dr. Siyami Ersek gibi nice bilim adamlarımız, doktorlarımız, akademisyenlerimiz bu eğitim kalelerimizden mezun.


TC Eski Başbakanı Mesut Yılmaz, eski Çalışma Bakanımız, Kültür Bakanımız, Adalet Bakanımız, Bayındırlık Ulaştırma Bakanımız, İçişleri Bakanımız, eski İstanbul Valimiz gibi zamanında ülkemizin kaderine yön veren pek çok siyasetçi aydın devlet adamlarımız da bu okulların mezunları arasında.
Sadece bilim ve siyaset değil, sanat alanında da çok değerli mezunlar verdi bu okullarımız.

Türkiye’nin en büyük komedyenlerinden Sadri Alışık, yabancı parçaları Türkçeye çevirerek 60’larda Türk Pop Müziği’ne damgasını vuran ve tüm dünyada ülkemizin adını duyuran Fecri Ebcioğlu, 200’den çok filmde rol alan değerli aktörlerimizden Münir Özkul, 50 yıla yakın süre tangoları Türkçe seslendirerek dünya tangosunda ülkemize de bir yer açan Şecaattin Tanyerli ve ülkemize kucak dolusu ödüller taşıyan pekçok yönetmenler, karikatüristler, girişimciler, aranjörler, spikerler, spor kulübü başkanları, gazeteciler, yazarlar, sinema oyuncuları ve aktörler.

OCAK 2015’DE BU OKULLARIN PROJE OKULUNA DÖNÜŞMESİYLE BİRLİKTE ÖĞRETMEN KIYIMI BAŞLAMIŞTI

Ülkemizin kalesi olan, öğrenciye sadece diploma değil bir kimlik, bir vizyon, bir kültür katan ve Türkiye’nin aydın fikirli modern insanlarını yetiştiren 40 lisemiz daha, yazık ki Ocak 2015’den bu yana kaygan bir zeminde varlığını sürdürüyor. Sebebi; 44 okulumuza 7 Ocak 2015 tarihinde “Proje Okulları” adı verilmesi ve müdüründen öğretmenine dek bu okullara dair tüm atamaların idari hiyerarşiden çıkarılıp direk Milli Eğitim Bakanı’na bağlanması.


Bu karar sonucu; yıllardır üniversite başarısında ve daha pek çok platformda birinciliği kimseye kaptırmayarak göğsümüzü kabartan dünyaca ünlü bu okullarımızın müdür ve öğretmen kadrolarında yaklaşık 1.5 yıldır kişilerin kararlarıyla adeta bir kıyım yapılıyor. Ulusal ve uluslararası pek çok başarılı projelerde emeği ve imzası olan öğretmenler hiçbir gerekçe gösterilmeden bir gecede işten çıkarılıyor. Okulun kültürüne uygun olmayan özgeçmişteki müdürler bu okulların başına getiriliyor. Bu okullarda bir yıldır öğrenciler mutsuz, öğrenciler kırgın, öğrencilerin gözleri yaşlı.

ELİNDE ÇİÇEK, DİLİNDE ŞARKI ŞİİR, KALBİNDE ATATÜRK VE DOĞA SEVGİSİ OLAN GEZİ DESTANI GERİ Mİ GELİYOR?

Bazı okulların yıl sonu başarı ortalamalarının düşüşüne ve içerideki dsiplin değerlerine dek yansıyan Ocak 2015’deki bu değişimin kıvılcımı bugün yazık ki hepimizce beklenen bir yangına dönüşüyor. Öğrenciler Türk Eğitim Tarihine adını altın harflerle yazdıran çok sevdikleri okullarının, kültür ve geleneklerinden tamamen uzaklaşıldığını, içeride bambaşka bir anlayışın hakim kılındığını artık haykırmaya başlıyor. Birkaç yıl önce bu okullara atılan bu kıvılcım bugün İstanbul Erkek Lisesi’nden Galatasaray Lisesi’ne, oradan Cağaloğlu Anadolu Lisesi’ne sıçraya sıçraya yayılıyor. Öyle ki bu yangın okulların büyük ve saygın camialarını bir araya getirip birleştireceğe ve belki de yeni bir destansı direniş başlatacağa benziyor.


Gençlerin isyanlarını dile getiriş biçimleri ise yine orantısız ince zeka ürünü. Bir okulun öğrencilerinin mezunlar gününde; mezunlarından “müdür aranıyor” ilanı dağıtarak yardım istemesi, bir başka okulun öğrencilerinin ise törende müdürleri konuşurken tepkilerini belki de ıslıklamak ya da alkışlamak yerine sessizce arkalarını dönerek göstermeleri , yani öğrencilerin isyanlarında bile terbiye sınırları içerisinde kalan etik tavırları esasen bu okullardan almaları gereken kültür ve terbiyeyi fazlasıyla almış olduklarını gösteriyor.


Düşünmemek elde değil. Acaba; kalplerinde Atatürk sevgisi, doğa sevgisi, insan sevgisi,hayvan sevgisi ile, ellerinde kitaplar, enstrümanlar, çiçekler ile, dillerinde şiirler, şarkılar, türküler ile direnen; orantısız zekaları, ince göndermeleri ve mizahları ile tüm dünyanın gündemine oturan gezi destanı geri mi dönüyor?



Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

23 Nisansız çocuklar 23 Nisan 2024

Günün Köşe Yazıları