Ceylan Adanalı Kabadayıoğlu

Öğrenciler “Yas Nasıl Tutulur” un Dersini Verdi

03 Temmuz 2016 Pazar

Köşemiz eğitim. İşimiz eğitim. Gündem ne olursa olsun konumuz eğitim. Çünkü bu mesleği yapmaya
başladığım günden beri daha iyi anladım ki ülkemizde ve dünyada kötü ne oluyorsa kökeni eğitimsizlik.
Anladım ki “Dünyayı değiştirmenin tek ve kesin yolu EĞİTİMLİ İYİ ÇOCUK YETİŞTİRMEK.”
Sofraya karşı esnenmez.. Biri seni telefonla aradığında o kapatmadan telefon kapatılmaz. Misafir uğurlarken
gözden kaybolana dek beklenir. Herkes oturmadan yemeğe başlanmaz. Yabancı bir evde buzdolabı açılmaz.
Yabancı evde yatak odasına girilmez. Yaptığın yemek kokuyorsa komşuya bir tabak verilir. Ne yemek yediğin
ve aldığın şeye kaç TL verdiğin konuşulmaz. İnsanlar anlatmadan ne iş yapıyorsun diye sorulmaz.
Apartmanda biri ölmüşse müziğin sesi açılmaz. Yakınlarından biri büyük bir acı yaşamışsa ve senin önceden
planlanmış bir kutlaman varsa acıya hürmeten o kutlama yapılmaz.
Anne babalarımızın beynimize kodladığı, uygularken bazen isyan edip sorguladığımız, belki de zaman zaman
toplumun gizli katı kuralları olarak değerlendirdiğimiz ESKİ ÖRF ADETLER, ESKİ GÖRGÜLER, ESKİ TERBİYELER.
İnsanları tanıdıkça ve hayatı bir köşeden izledikçe O GÖRGÜLERİ, TERBİYELERİ, HASSASİYETLERİ,
DUYARLILIKLARI daha çok özlüyorum. Toplumları toplum yapan; barış, sevgi, hoşgörü içinde bir arada
tutan yegane değerlerin; aile büyüklerimizin bize öğrettiği EĞİTİM, VEFA, GÖRGÜ, SEVGİ ve SAYGIDAN
ibaret olduğunu yaşadıkça daha iyi anlıyorum.
Birkaç gün önce Atatürk Havalimanı’nda insanlar, umutlar, hayaller feci bir suikastte can verdi. Dünya bize
yas tutarken, mesajlarla çiçeklerle ve ülkelerinin yegane sembollerine yansıttıkları al yıldızlı bayrağımızla
acımızı paylaşırken burada bir grup lider “ şu anki köprü açılışımızda bayram havası var” söylemleriyle
kurdeleler kesti, konfetiler attı, balonlar uçurdu. Vekiller yüzlerinde koca bir gülümsemeyle selfieler yaptı ve
hatta yayınladı. Bir grup halk köprünün üzerinde halay çekip göbek atarak, arabalarla kornalarla konvoy
yaparak ülkelerine sunulan bu hizmeti kutladı.
Faydalı olduğu şüphesiz olan bu köprünün açılışı bir şölen havasına dönüştürülmeden sessizce ve sade bir
törenle, hatta haftalar sonra yapılamaz mıydı sorusu çok soruldu, özellikle sosyal medyada çok tartışıldı.
Bunu mümkün kılmak bu kadar mı zordu? Üstelik hala yurt dışı parlamentolarında böylesi tarihi bir suikaste
kurban giden vatandaşlarımız için saygı duruşunda bulunulurken.
BİR YANDA 50YE YAKIN İNSANIN ÖLÜMÜNÜN ARDINDAN KONFETİLER
ATILIP BALONLAR UÇURULUR, DİĞER YANDA TEK BİR HOCALARINI
KAYBEDEN ÖĞRENCİLER MEZUNİYET BALOSUNU İPTAL EDİP ANMA
TÖRENİNE DÖNÜŞTÜRÜR
Onarca kişinin ölümünün ardından yaşanan tüm bu gelişmeler bir yana…Bir başka yerde, bir başka tek kişilik
acı, bambaşka düzeyde bir hasassiyet ve duyarlılıkla yaşandı. O eski terbiyeyi, görgüyü aldığına emin
olduğum eğitimli, hassas, duyarlı gençler 17-18 yaşlarına rağmen; kurdele kesen balon uçuran büyüklerine
dersin en büyüğünü verdi.
Geçtiğimiz günlerde; İstanbul Avrupa Yakası’nda hizmet veren bir Fransız Koleji’nde; okuluna yıllarca değerli
hizmetleri olmuş bir öğretmen büyüğümüz ebediyete göç etti. Çocukların arasındaki lakabı Baba olan bu
değerli meslektaşımın vefatı tüm okulu derin bir hüzne boğdu. Aynı gece öğrencilerin; yıllardır hayalini
kurdukları ve bin bir emekle hazırlandıkları mezuniyet balosu vardı. Kıyafetler dikilmiş, her detay büyük bir
özenle hazırlanmıştı. Çocuklar acılarını orada bırakamadılar ve öğretmenlerini ve balo yapılacak mekanı
mesaj yağmuruna tuttular ancak; mekan geceyi iptal etmedi . Ve öğrenciler aralarında bir karar aldı. O
geceyi müzikli mezuniyet balosu olmaktan çıkarıp müziksiz bir “Öğretmenlerini Anma Gecesi”ne
dönüştürdüler. Balo kıyafetleriyle mekana gelen öğrenciler büyük bir ağırbaşlılık, zerafet ve sadelikle
yemeklerini yiyerek değerli öğretmenlerini, Onların tabiriyle babalarını andılar ve yas tutmanın en naif halini
herkese gösterdiler.
Onlarca insanın bir terör eylemine kurban gitmesi bir yana.. Tek bir kişi bile öldüğünde sizin kendi
yaşamınıza dönüşünüz; ölenin ruhuna, sevdiklerinin acısına saygı ve hürmeten büyük bir sessizlik ve
sükunetle olur. 17-18 YAŞINDA GENÇLER HOCALARI İÇİN YAPTI, 50-60 YAŞINDA LİDERLER YİTİP GİDEN
ONLARCA CAN İÇİN YAPAMADI.
Böylesi duyarlı çocuklar yetiştirmeye ömrünü adayan değerli eğitimci Ertuğrul Hoca’nın ve Atatürk
Havalimanı’nda acı şekilde hayatını kaybeden vatandaşlarımızın ruhuna saygıyla.


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları