Coşkun Özdemir

Başbakan’ın Diyarbakır Söylevi

18 Kasım 2013 Pazartesi

Diyarbakır’da önemli bir buluşma gerçekleşiyor. Kuzey Irak’taki Kürtlerin lideri Mesud Barzani, Başbakan’ın davetlisi olarak Diyarbakır’a geliyor. 37 yıl sonra Türkiye’ye gelen Şivan Perwer ve Tatlıses’ten sonra Erdoğan kürsüye geliyor. “Birlik” diyor, “kardeşlik” diyor, “herkesi kucaklayacağız, bizi ayıramazlar, Kürt’ü-Türk’ü ayıramazlar. Kendilerinden başkasına hayat hakkı tanımayanlar, ayrıştıranlar, çözümsüzlükten, kavgadan yarar uman, çatışmayı kışkırtanlar bize tuzak kuranlar var. Biz her türlü tehdide karşı durduk, bizi küçümsediler, engellediler, partimizi kapatmak istediler” diyor. “Biz kendi başımıza, tek başımıza bunlara karşı durduk. Şimdi Şivan Perwer’le beraberiz. İbrahim Tatlıses’le beraberiz. Ah keşke Ahmet Kaya da bizimle birlikte olsaydı. Yazık onu gurbet ellerde kaybettik.” Bu duygusal sözleri sarf ederken Emine Hanım mantosu ve türbanı içinde gözyaşı döküyordu, başkaları da vardı gözyaşı akıtan... Çok duygulanmışlardı. Başbakan yeni Türkiye inşa ediyoruz diye yüksek sesle haykırıyordu, adeta bunun nasıl bir inşa olduğunu yıllardır izliyoruz.
Acaba bu hamasi, duyguları gıcıklayan sözlerle gözyaşı dökenler bir an sahte delillerle yıllardır hapishanelerde yatan yurtseverleri, gazetecileri, generalleri, öğrencileri ve onların acılar içindeki yakınlarını, evlatlarını düşündüler mi? Ayrılıklara yer vermeyeceğiz, herkesi kucaklayacağız derken yurdumuzdaki en büyük ayrılığı, cepheleşmeyi, bölünmeyi Başbakan’ın başında bulunduğu politikaların yarattığını anımsadılar mı? Kışkırtma ve tuzakların en çok iktidar tarafından gerçekleştirildiğini, tehditlerin, şiddetin onun başında bulunduğu yönetimden geldiğini düşündüler mi? Suriye’deki vahşete nasıl destek verdiğimizi, dindar ve kindar gençleri hatırladılar mı?
Böyle umut yaratması gereken bir günde Başbakan’ın konuşması yine açık demagoji niteliklerini taşıyordu. İçtenlikten uzak, çok uzaktı. Bir liderden beklenecek düzeyde bir konuşma olmaktan çok uzaktı. Ben aslında Erdoğandan başka türlü bir davranış beklenemeyeceği kanısında olanlardanım. 11 yıldan beri gerçek niyetlerinin ve hedefinin ne olduğunu çok tutarlı bir şekilde ifade etmiştir başbakan. Yurdumuzda ağır toplumsal tahribata yol açmış olan bir parti lideridir Erdoğan.
Sözlerinin sonuna doğru hapishanelerin boşalmasından söz etmesi kuşkusuz uzun uzun konuşulacak ve tartışılacaktır. Bu umut gerçekleşse bile AKP’nin yarattığı tahribat kolay kolay telafi edilemeyecektir.
Yazıyı Sevgili Ataol arkadaşımın yüzde yüz katıldığım şu cümlesi ile bitiriyorum: “Yüreklerimiz şu anda cezaevlerindeki dostlarımız, meslektaşlarımız ve zulmedilen aydınlarımız ve ölüme terk edilmiş çoğunluğu genç insanlarımızla çarpmıyorsa insanlığımızdan kuşku duymalıyız.
Ben çeşitli toplantılarda yurtiçi, yurtdışı acı çeken insanlar için bolca gözyaşı döken insanların bu tür bir yürek çarpıntısını algılayabilecek düzeye ulaşmalarını bekliyorum.  


Yazarın Son Yazıları

Demokrasi ve Sandık 25 Aralık 2013
AKP Milletvekillerine 28 Ağustos 2013
AKP Milletvekillerine 19 Haziran 2013
Burak'ın Katili 16 Mayıs 2013
Dinciler ve Dindarlar 13 Eylül 2012
Halkın Adı Yok... 21 Temmuz 2012