Coşkun Özdemir

Muhafazakâr İnanışlar...

07 Nisan 2012 Cumartesi

Muhafazakâr bir toplumda yaşıyoruz. Atatürk’ten sonra ülkeyi muhafazakâr iktidarlar yönetmiştir. Bu iktidarlar demokrasinin olmazsa olmaz koşulu solun, sol partilerin gelişmesini, halkın bilinçlenerek bir sınıf bilincine ulaşmasını engellemişler, solcuları hapislerde çürütmüşlerdir, Türk ve Kürt yurttaşlarımız aydınlanma bilincine kavuşsalardı dayanışma içinde sömürüye karşı, emperyalizme karşı mücadele edeceklerdi. 68’lilerle gelişmeye başlayan sol dünya görüşüne karşı muhafazakâr, dindar, milliyetçi ülkücülerle bir savaş alanı yaratılmış, memleketin gençleri emperyalistlerin silahları ile birbirini vurmuştur.

O yılların başbakanı muhafazakâr Süleyman Demirel’in bu vuruşmalara müdahale etmesi istenince, “Tespih çeken elle tetik çeken bir olmaz, bana sağcılar suç işliyor dedirtemezsiniz” demiştir. Allende’nin alçakça öldürülmesi için de Abdi İpekçi’ye, “Eyi gitti eyi gitti” diye görüş belirtmiştir. Biraz geriye gidersek Demokrat Parti muhafazakâr bir iktidardı. Halkevleri’ni, Köy Enstitülerini bu yüzden kapatmıştır. Biraz daha geriye gidelim Kurtuluş Savaşı’nın kahramanları, Atatürk’ün silah arkadaşları saltanatın kaldırılmasına, Cumhuriyetin kurulmasına muhafazakâr oldukları için muhalefet ettiler.

Hilafetin kaldırılmasından memnun kalmadılar. Yıllarca Atatürk’ün sağında yer alan Cumhuriyet tarihimizin ünlü ismi Mareşal Fevzi Çakmak dindar ve muhafazakâr olduğu için Nâzım Hikmet’in uzun yıllar hapse mahkûm edilmesini onaylamış, Köy Enstitülerine CHP’li muhafazakârlarla birlikte karşı çıkmıştır.

Özal’ın toplu taşımacılığa “O komünistliktir” diye izin vermeyişi, dindar ve muhafazakâr olması yüzündendir. Evren Paşa faşizminin yanı sıra, muhafazakârlığının nelere mal olduğunu düşünün lütfen.

Bilimin temeli sayılan evrim teorisi muhafazakârlık nedeni ile dışlanıyor, yasaklanıyor. Dindar ve kindar bir gençlik yetiştirme planı da bu yüzdendir. 7’nci kanaldan CNN’e terfi eden aydınlanma doğrultusunda önemli gelişmeler gösteren, tarafsız bölgede oldukça tarafsız açık oturumlar sergileyen Ahmet Hakan terk etmediği muhafazakâr damar nedeni ile 4+4+4’ü desteklemektedir...

Türkiye muhafazakârlık nedeni ile hâlâ erkek egemen bir toplumdur, kadın hâlâ toplumda geri plandadır. Bir cemaatin siyasetin içinde böylesine aktif bir rol oynayabilmesi Fazıl Say, Türkan Saylan gibi bir ülkenin varlıkları ile övüneceği insanların dışlanması muhafazakâr inanışlar nedeni iledir. Bir toplumda elbette muhafazakâr, dindar insanlar olacak hatta onlar Türkiye gibi birçok ülkede çoğunluğu oluşturacaktır. Ancak şu gerçeği teslim etmek lazım. Aydınlanma ile donatılmamış, aklın ve bilimin rehberliğini benimsememiş beyinler insan haklarından, çağdaşlıktan, kadın erkek eşitliğinden, demokrasiden yana olamaz, bağımsızlığı, antiemperyalizmi benimseyemezler.


Yazarın Son Yazıları

Demokrasi ve Sandık 25 Aralık 2013
AKP Milletvekillerine 28 Ağustos 2013
AKP Milletvekillerine 19 Haziran 2013
Burak'ın Katili 16 Mayıs 2013
Dinciler ve Dindarlar 13 Eylül 2012
Halkın Adı Yok... 21 Temmuz 2012