Cüneyt Arcayürek

Balbay….

11 Aralık 2013 Çarşamba

9 Aralık. Akşam saat 20’lerde. Başkentin kış akşamlarından biri. Dışarıda kar yağdı yağacak. Telefonlardaki sesler ayaz yemiş, ama sıcak.
Çıktı çıkacak.
Ekranlarda türlü yorumlar. Pek çoğu hukuk devleti falan filan.
Kutladım içimden Cüneyt Özdemir’i; tahliye olayını alıp çıkardı siyaset, hukuk bataklığından. Öteki beriki TV’lerin akıl edemediği, bilinen ezberlenmiş tartışmaları bıraktı bir yana. İnsani duygularını ekrana taşıdı. Fevzi baba, Melek ana ile uzunca konuştu...
Ana baba, yıllarca Silivri yollarını aşındırmış. Nasıl da güzel anlatıyorlar bir ana babanın mahpusluktan kurtulmuş oğullarıyla ilgili duygularını…
Sincan Cezaevi’nin önü kalabalık.
Bu gece ne siyaset, ne hukuk. Sadece özgürlük!..
Beş yıla yakındır bekliyorun Balbay’ın dışarıya çıkışını.

***

Aynı günün gecesi. Sokak sessiz. Kar yok, ama hava soğuk mu soğuk...
Saat 21.00’lere doğru muydu ya da daha erken veya geç.
Utku aradı ve Balbay’ın sesini duydum telefonda.
Balbay… Balbay özgürlüğe hoş geldin” dedim. Seslerimiz kucaklaştı...
Sincan kapısında duramadım. “Yazdımdı sana, sağlık nedenlerini” dedim kısaca.
Gece evinde. Çocuklarıyla… Kuşku yok; sıcacık, tarifsiz duygular içinde...

***

10 Aralık sabah.
Utku aradı. Balbay’ın büroya geleceğini söyledi. “İsterseniz abi, gelin” dedi.
Bir mart günüydü... Alıp götürdülerdi Balbay’ı. Arkasından çaresiz baktı idim.
Balbay, o gün güncel yaşamını nerede bıraktı ise dün de oradan devam etti.
Çocuklarını okula götürdü. Büroya geldi. Büronun önünde ta İzmir’den kopup gelmiş gençler. “Yaşa Mustafa Kemal Paşa” marşını hep bir ağızdan söylüyor.
Balkondan seslendim, hadi gel yukarı der gibi bir işaretle.
Geldi. Kucaklaştık. Sonra… Gitmeden önceleri her gün saat 11.30’larda odasındaki sohbete başlarken oturduğum koltuğu işaret etti.
Eskisi gibi söyleştik, ama bu kez güncel siyaset ve olaylar üzerinde değil...
Tutuklandığından sonraki ilk 20 günde Silivri’ye gittim.
Soğuk, sessiz koridorlardan geçtim. Cam arasındaki Balbay’la telefonla konuştuk.
Elbette tutukluluğun etkisi altındaydı ilk günler. Neden buradayım der gibi bakıyordu bana.
Bak” dedim, “bugünler geçer. Sağlığına bak. Buradan günü gelince kahraman olarak çıkacaksın!”.
O günlerde ne kadar yalnızdı, gelen giden hemen yok gibi.
Dik durdu içeride. Dört duvar arasından öylesine bir kavga verdi ki... Şimdi çevresi öylesine kalabalık!

***

Büroda basına konuşuyor, kalemi bırakmam diyordu. İşittim.
Ne Balbay kalemi ne de kalem Balbay’ı bırakmaz zaten dedim içimden.
Hava kurşun gibi ağır değildi dün. Soğuk ama özgür!

CEVAP VE DÜZELTME METNİ
01.09.2013 tarihinde Cüneyt ARCAYÜREK tarafından Cumhuriyet Gazetesindeki Köşesinde “Ne Zaman ‘Tatmin’ Olur?” başlıklı köşe yazısı içeriğinde, müvekkilime karşı saygı ve edep sınırlarını aşan cümlelerle vücut mahremiyetine saldırılmış, ağır bir hakarette bulunulmuştur. Yazar köşesinde düşünce açıklamak yerine sayın müvekkilimize karşı edep ve terbiye sınırlarını aşan cümlelerle hakaret etmiştir. Kamuoyu tarafından zihin dünyası iyi bilinen ve her fırsatı sayın başbakan ve çevresine saldırma fırsatına çeviren yazar, hakaret içeren yazısında basın meslek ilkeleriyle bağdaşmayacak şekilde müvekkilim hanımefendiyi hedef almış, eleştiri sınırlarını aşarak hakaret etmiştir.
Söz konusu ifadeler müvekkilimi inciten ve toplum önünde müvekkilimi küçük düşürmeye çalışan ifadelerdir. Günlük yayın yapan bir gazetede avam bir ağızla kaleme alınan bu ifadeler kesinlikle düşünce açıklama özgürlüğü kapsamında değerlendirilemez. Bir kişiye karşı duyulan öfke ve nefretin dışavurumunda kullanılan bu bayağı kelimeler tam manasıyla hakarettir. Netice olarak bu hakaretlerin gazeteniz vasıtasıyla kamuoyuna duyurulması hukuka aykırıdır. Bu köşe yazısı 5187 sayılı Basın Kanunu, basın meslek ve ilkelerine aykırıdır. Adalet ve tarafsızlığa saygılı olma, kişi ya da kuruluşları aşağılayıcı yalan haber yapma veya iftira niteliği taşıyan yayın yapmama, özel amaçlara hizmet eden ve haksız rekabete yol açan yayın yasağı ilkelerine uygun değildir. Söz konusu hakaret içeren bu köşe yazısı, ilgili tüm yasal haklarımızı hızlı, eksiksiz ve etkin bir şekilde kullanacağımızı da dikkatlerinize sunarız.
Kamuoyuna saygıyla arz olunur.
Emine Erdoğan Vekili Av. Ahmet Özel


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Viraj ustası 10 Mayıs 2015
Ya sen nesin? 9 Mayıs 2015
Anlamaz 8 Mayıs 2015
Haydi başka kapıya 7 Mayıs 2015
Vehim 6 Mayıs 2015