Cüneyt Arcayürek

Yok Farkları…

03 Aralık 2013 Salı

Devlet kesesinden yine yerel seçim propagandası yapıyor.
Diyarbakır’dan başladı. Her gittiği ilde aynı türküyü söylüyor.
Pazar günü halka, Muğla’ya 3.4 trilyonluk yatırım yaptıklarını söyledi.
Sanki devlet babasının çiftliği de, devletin hazinesinden çıkan paralarla yapılan yatırımları kendi kesesinden çıkan paralarla gerçekleştirmiş gibi övünüyor...
Altında devletin uçağı, devletin otomobili, propagandasına alet ettiği devlete ait bilumum araçlar gereçlerle sanki bir Osmanlı padişahı, olağanüstü bir şatafatla oradan buraya, bana oy ver oyyy diye geziyor.
Diyarbakır’a bin küsur yeni “tesis” kazandırdığını ilan etti.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu; bir grup konuşmasında bin küsür “tesisten” bazılarını açıkladı. Kentin bir yerinde yol kenarına dikilen birkaç ağaç… Kimi yolların asfaltlanması meğer “tesis” imiş!
Ya RTE’nin grup toplantısında kimi illerin belediye başkanlarını açıklarken o ilde neler yapıldığını ekranlara yansıttığı gösterimlere ne demeli?
Hele içlerinde bir tanesi ibretlik bir manzara.
RTE’nin, Eskişehir’e şunları kazanırdık diye halka ve vekillerine gösterdiği belgeseldeki eserlerin hemen hepsi; Eskişehir’e modern bir kent görünümü veren CHP’li Belediye Başkanı Büyükerşen’in yönetimindeki belediyenin eserleri…
Ertesi günü gazetelerde çıkan küçük bir haberde Büyükerşen, RTE ile dalga geçiyor…
…“Baktım AKP grubunda gösterdiği belgeseldeki AKP’nin dediği eserlere; hah şimdi RTE beni AKP Eskişehir belediye başkan adayı ilan edecek, dedim” diyordu.

***

RTE işine geldi mi...
Atatürk diyemediği Mustafa Kemal’e sarılıyor.
23 Nisan 1920’de ilk TBMM açılmadan önce illere gönderdiği bir telgraftan söz ediyor ve o telgrafta Mustafa Kemal’in “23 Nisan 1920’den itibaren bütün sivil ve askeri makamların bütün milletin başvuracağı merci Büyük Millet Meclisi olacaktır” dediğini, ulusal iradeye bağlılığa ve saygıya örnek gösteriyor.
Ama Mustafa Kemal’in ilk Meclis’te devrimciye de, yobaza da aynı düzeyde davrandığını, birini diğerine yeğlemeyen bir anlayışla BMM’yi yönettiğini söyleyemiyor...
Oysa RTE’ye göre ulusal irade, AKP grubu ve onu yöneten ben demek!..
Mademki seçimlerden tek parti çıktım; ulusal iradeyi ben temsil ediyorum. Halkın yüzde 50’sinden aldığım yetkiyle “ötekiler” ne umuruma. Ben dilediğimi yaparım, ne dersem o diye yorumluyor.
“Öyle adımlar attırdılar ki (kendinden önceki iktidarlar tabii) size istedikleri gibi mühür bastırdılar.
Fakat ben sizin seçtiklerinizi düzmece oyunlarla düzmece bir mahkemede yargılayanları unutamıyorum” diyor ve böylece adeta kendini tarif ediyor...

***

Ulusal iradenin erdeminden söz ederken kullandığı bu cümleyi okurken acaba başka birinin, bir muhalefet liderinin ya da yazarın yazısıyla RTE’nin konuşmasını karıştırıyor muyum diye kuşkuya düştüm...
Yok hayır! Düzmece oyunlardan, düzmece mahkemelerden söz eden RTE; kurucusu olduğu özel yetkili mahkemelerden ve savcılardan yakınıyor.
Özel mahkemelerin kanıt tanık dinlemeden verdiği kararları düzmece diye yorumluyor...
Ulusal iradeye saygıyı kim yitirdi de RTE sahipleniyor.
Ulusal iradeden söz edecek son kişi RTE...
Anasının ak sütü gibi yüz binlerce oy alarak seçilen İzmir Milletvekili Musfafa Balbay’ın düzmece kanıtlarla ulusal irade adına beş yıldır Silivri ve Sincan’da yattığını anımsamıyor bile…
RTE için ulusal irade AKP Meclis Grubu.
CHP, MHP, BDP? RTE demokrasisinin “ötekileri!”...

***

Dine dayalı, dini sömüren RTE ve iktidarını al aşağı edecek siyasal güç yine aynı kulvarda koşan bir başka parti olabilir...
Din adamlarıyla gizli toplantılar yaparak, dine saygılı ve laikliğin din karşıtı olmadığını söylemenin mütedeyyin oyları ikna edeceğini ve bu yoldan RTE’nin devrileceğini zannetmek tam anlamıyla yanılgı!..
Hiçbir parti bugün RTE ve partisi kadar din konularını sömürmeyi başaramaz.
Üstelik aslı varken kopyasının etkili olacağını sanmak fazla saflık!
“Ötekiler” aynı konuda AKP ile aşık atabilir mi?
Dershaneler bir gerçeği su yüzüne çıkardı.
2004’te MGK’de alınan cemaati bitirme kararı, dinci AKP’nin, sessizce ama derinden izlediği, fişlediği, düne kadar el bebek gül bebek geçindiği dinci rakibini zamanı geldiğinde devreden çıkaracağının işaretini veren ilk belge.
2004’ten bu yana AKP cemaati, cemaat AKP’yi kullandı.
RTE, Gülen’le birlik olup TSK’yi bitirdi... Laik cumhuriyet yanlısı olanları tasfiye programını birlikte yürüttüler.
Atatürk ve devrimlerine düşmanlıkta izledikleri yol yöntem aynı.
Güç kavgasında üste çıkacağını, artık Gülen’in desteğine gerek kalmadığını anlayınca RTE; cemaati bitirme düğmesine bastı!

***

Ne RTE’nin ne de Gülen cemaatinin savunulacak yanı yok...
Birbirlerini yesinler, ne gam!
Zira yok farkları!..


Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Viraj ustası 10 Mayıs 2015
Ya sen nesin? 9 Mayıs 2015
Anlamaz 8 Mayıs 2015
Haydi başka kapıya 7 Mayıs 2015
Vehim 6 Mayıs 2015