Haydi Kampa!

11 Şubat 2013 Pazartesi

Basına yansıyan haberlere göre CHP’liler gelecek ayın başında Antalya’da beş günlük kampa alınıyormuş. “Ortak dil” de kampta işlenecek konulardan biriymiş. Bu iyi bir haber, çünkü parti son zamanlarda ne çekiyorsa her kademeden yöneticilerinin ve milletvekillerinin kafalarına yanlış yerleşmiş kavramların dillerine yansımasından çekiyordu. Beş gün, CHP içindeki dil karmaşasını ortadan kaldırmaya yeterli bir süre midir? Bunu kamp sonrası göreceğiz.

\n

Köklü sosyal demokrat partilerde ortak dil kullanımı üyelerinin genç yaşlarda gittikleri parti okullarında öğrenilir. CHP’de ise parti okulu konusu bugünkü parti yönetimine kadar ihmal edilmiştir. Bunda kuşkusuz ki CHP’nin klasik-evrensel anlamda bir sosyal demokrat parti mi, yoksa kapısı her yöne açık bir halk partisi mi olduğuna bir türlü karar verememesinin payı vardır.
CHP eğer kendini sosyal demokrat olarak tanımlıyorsa özellikle
“emek”, “işçi hareketleri”, “sosyal sorunlar”, “ekonomi”, “demokrasi”, “sol kültür” gibi kavramlara ilişkin ortak bir dil kullanmalıdır.
CHP’nin 1923-1946 döneminde tek parti iktidarı olmaktan gelen tarihsel sorumlulukları vardır. Bu sorumluluklar ona o dönemin başarılarını savunmak kadar yanlışlarını da eleştirmek görevini yüklemektedir. Dolayısıyla hem savunurken hem de eleştirirken kavram ve sözcükleri yerli yerinde kullanmak önemli bir zorunluluktur. Parti bugün yakın tarihin gerçeklerini, özellikle de eksik ve yanlış yanları
“yeni keşfetmiş” güç odaklarının saldırısıyla karşı karşıyadır. CHP’liler bu güç odaklarının saldırılarını göğüslerken, tartışırken “doğru” bir dil kullanmakla, kavram ve sözcüklerin hakkını vermekle yükümlüdürler. Özellikle milliyetçilik ve Kürt sorununa ilişkin tartışmalarda “doğru” dil kullanmaya özen gösterilmelidir.
Her CHP’li
“ulusal sorun”, “ulusçuluk/milliyetçilik”, “ulusallık/millilik”, “ulusalcılık/millicilik”, “etnik temizlik”, “Türkleştirme”, “asimilasyon/eritme”, “entegrasyon/uyumlama” ve daha birçok kavram ve sözcüğü yerinde kullanacak bilgiyle donanmalıdır.
Kimi okurlarım bana sosyal demokrat olup olmadığımı soruyorlar. Değilim, hiç olmadım. 20’li yaşlarımla birlikte 50 yıldır Marksizmi savunuyorum. Solu bir bütün içinde görmeyi özlediğimden tüm sosyalist partilere eşit uzaklıkta duruyor, uğradıkları baskılar karşısında onları savunuyorum. CHP’yi de sosyal demokratlaştığı ölçüde aynı bütünün bir parçası olarak görüyorum. Uğradığı haksız saldırılar karşısında savunmak ihtiyacı duyuyorum. Ne var ki CHP’yi gerektiğinde savunuyor olmam yaptığı yanlışlar, düştüğü yanılgılar karşısında onu eleştirmemin önünde bir engel oluşturmuyor.
Hayatta beyaz ile siyah arasında çok geniş bir alan vardır. İnsan yaşamı da, toplumun yaşamı da çoğu kez bu gri alanda sürer. Doğrularla yanlışlar bu alanda karşı karşıya gelir. Ben seçimimi yarım yüz yıl önce
“sol”un doğruluğu yönünden yaptım. Solun ataları Karl Marx ve Friedrich Engels beni bugüne kadar mahcup etmediler, bundan sonra da edeceklerini sanmam. Biliyorsunuz, yeryüzünde ilk sosyal demokrat parti programını kaleme alanlar onlardır. Dilerim, bizim sosyal demokratlar da kendi siyasal/ideolojik kimliklerine anlam yükleyen evrensel ustalardan bir gün olur feyz alırlar.
O zaman: Haydi kampa!

\n

Yazarın Son Yazıları Tüm Yazıları

Veda 28 Eylül 2018
Ağlamak 4 Temmuz 2018
Mutlu sona doğru 22 Haziran 2018