Deniz Yıldırım

Tek adam, iki blok, çok parti

15 Ağustos 2020 Cumartesi

Yeni sisteme geçince koalisyonlar bitecekti. Hayaller, başkanlık sistemiyle bağlantılı olarak, iki partili düzenin fiilen yerleşmesiydi.

İki partili olmasa da iki bloklu düzen yeni ittifaklar sistemi nedeniyle fiilen oluştu. Koalisyonlar ise bitmedi; iktidar paylaşımı açısından pazarlıklar yeni sistemde sahne önünden arkasına, şeffaf alandan gölgeli sahalara taşındı. Diğer yandan gelişmeler parti sayısının, azalmak bir yana, yeni sistemle birlikte daha da artacağına işaret ediyor.

Partiler alanındaki bölünmenin artması, yeni partilerin çoğalması siyasal hayatımızda yeni değil. Örneğin 90’larda da çoğunluğu Meclis içinde olmak üzere birçok yeni parti kurulmuştu. Nedeni ise, bilinen, inandırıcılığı aşınan siyasal parti ve aktörlerin kitleler üzerinde istikrarlı, geniş bir hegemonya kurmakta zorlanmalarıydı. Bu da temsil krizini derinleştiriyordu, partilerin sayıca artışı, hızlanan bölünmeler bu tabloyu tamamlıyordu. Nitekim AKP de böyle bir temsil krizinin, kitlelerin mevcut partilere desteğinin/güveninin azalması ortamının üzerine iktidar oldu.

Bugün ise partilerin yeniden sayıca artışını doğrudan bu temsil krizi olgusuna bağlamak yeterli görünmüyor. Öyle ya, yeni sisteme geçildiğinden beri, Davutoğlu’nun Gelecek Partisi, Babacan’ın DEVA Partisi sahne aldı. Daha geçenlerde, CHP’den ihraç edilen vekil Öztürk Yılmaz, Yenilik Partisi’ni kurdu. Muharrem İnce’nin sonu partileşmeye kadar gidebilecek bir hareket başlatacağını öğrendik yine bu hafta. Liste bunlarla da sınırlı değil. Emeklilikte yaşa takılan yurttaşların bir bölümü Umut Partisi’ni kurdu daha yeni; kimi Roman yurttaşlar da parti kurma hazırlığında. Bir yandan da Genç Parti, yeniden sahneyi zorlamaya çalışıyor.

Niye böyle? Her şeyden önce yeni sistemin temel dayanağı ittifaklar sistemi. İttifaklar sistemine göre Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde iki ana adaydan birinin kazanması için, yüzde 1, yüzde 2 oy oranına sahip partiler de parlamenter sistemde sahip oldukları etki gücünden daha fazlasına sahip şimdi. Diğer yandan Meclis seçimlerinde de ittifak düzeni, partilerin yüzde 10 barajına takılmasının önüne geçiyor. İttifaktan bir parti barajı geçerse, hepsi geçmiş sayılıyor.

İktidar değil, ittifak hedefli partiler

Dolayısıyla irili ufaklı her partinin pazarlık kozu şimdi daha fazla. Tam da bu yüzden farklı kesimler, taleplerini kazanıma dönüştürmek için artık koalisyon pazarlığını seçim sonrasında değil, seçim öncesinde, ittifak masasında yer kapmaya çalışarak veya parti kurmadan, demokratik kamuoyu araçlarıyla, baskı gruplarıyla, medya ya da sivil toplum eliyle değil (zira bunlar yeni otoriter düzende büyük oranda etkisiz), ittifak süreçlerine etki edecek birer araç yaratarak yapma yolunu seçiyorlar.

Herkesin gerekçesi de farklı elbette: Hak arayışındaki kesimler, taleplerinin yerine gelmemesinin kızgınlığıyla, iktidar değiştirme gücüne sahip olduklarını gösterebilmek ve kazanım elde etmek için parti kuruyorlar. İktidar gemisinden ayrılanlar, yeni dönemin masasında içinden çıktıkları siyasal geleneğin sandalyesini korumak için parti kuruyorlar. Yüzde 10 barajı ittifak sistemiyle geçersizleşmese, parlamenter sistem sürse Babacan ya da Davutoğlu ayrılıp yeni parti kurmaya yönelir miydi? Emin değilim. Kimisi, kendi partisinin ittifak siyasetini dizginlemek için, kimisi de her iki ittifakla pazarlık yaparak kaybettiği kazanımları yeniden elde etmek için sahneyi zorluyor şimdi. Nedenler farklı olsa da ortak bir yan var. Bununla bitirelim yazıyı.

Siyasi partilerin hedefi iktidar olmaktır. İktidar olmak içinse, toplumun en geniş kesimine seslenecek, hemen her konuda çözüm önerecek bir program, bir örgütlenme geliştirmek gerekir. Oysa yeni sistemde kurulan partilerin önceliğinin kendi başlarına iktidar olmaktan çok, ittifak siyasetlerinde yer tutmak olduğu görülüyor. İktidar değil, ittifak hedefli partiler bu ortamda büyüyor. Bu nedenle de tüm yurttaşlar yerine daha dar gruplara seslenen, sayısal temsili küçük olsa da pazarlık kozu yeni sistem sayesinde büyümüş irili ufaklı partilere hazır olmakta yarar var. Sistem giderek tek adamlı, iki bloklu ve çok partili, bölünmüş bir yapıya bürünüyor. İktidarın istediği bu muydu? AKP- MHP blokunun Siyasi Partiler ve Seçim Yasası’nda değişiklik yapma hazırlığının bu gelişmelerle de ilgili olduğunu düşünürsek, tahminen bu değildi. Galiba evdeki hesap yine çarşıya uymadı.


Yazarın Son Yazıları

Kültür veya turizm 16 Eylül 2020
40 yıl sonra 12 Eylül 12 Eylül 2020
Ayaktakiler ve oturanlar 9 Eylül 2020
Harun ve Karadeniz 26 Ağustos 2020
Konuşmayalım mı? 1 Ağustos 2020